27–28 Ocak tarihlerinde gerçekleştirilen Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısı, yalnızca ABD ekonomisi açısından değil, küresel finans piyasaları için de yakından takip ediliyor.
Piyasalar “faiz sabit” senaryosuna odaklandı
FedWatch verilerine göre, Fed’in bu toplantıda politika faizini değiştirmeme olasılığı yüzde 94,5 seviyesinde fiyatlanıyor. Geçtiğimiz yıl art arda üç faiz indirimi gerçekleştiren Fed’in, ocak ayında daha temkinli bir duruş sergileyerek “bekle-gör” politikasına geçmesi bekleniyor.
Aralık ayına ait istihdam verilerinin piyasa beklentilerine yakın gerçekleşmesi ve işsizlik oranındaki sınırlı gerileme, kısa vadede yeni bir faiz indirimi ihtimalini zayıflattı. Bu gelişmeler, Wall Street’te ilk faiz indirimi beklentilerinin haziran ayına ötelenmesine yol açtı.
Enflasyon baskısı Fed’in alanını daraltıyor
Enflasyonun yüzde 2’lik hedefin üzerinde beşinci yıla girmeye hazırlanması, Fed’in politika manevra alanını sınırlayan temel faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Bu çerçevede yatırım bankalarının beklentilerinde de dikkat çekici değişiklikler yaşanıyor. Morgan Stanley, 2026 yılına ilişkin faiz indirimi beklentilerini haziran ve eylül aylarına kaydırırken, JPMorgan ise daha önce öngördüğü tek faiz indirimini de geri çekerek 2026’da dahi indirime gidilmeyebileceğini belirtti.
Powell sonrası senaryo yakından izleniyor
Öte yandan, Fed Başkanı Jerome Powell’ın görev süresinin mayıs ayında dolacak olması da piyasalardaki belirsizliği artıran unsurlar arasında yer alıyor. Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın yeniden etkili olması durumunda, faiz indirimi yanlısı bir Fed başkanı atanabileceğine yönelik söylemler, beklentiler üzerinde etkisini sürdürüyor.
Fed’in vereceği karar ve karar metninde yer alacak mesajlar, önümüzdeki dönemde küresel piyasalarda yön tayin edici olacak.




