Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Kayseri’de üreticiler ve ziraat odası temsilcileriyle bir araya gelerek tarım sektörünün karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kayseri'nin tarım potansiyeline dikkat çekildi

Sanayi kimliğiyle öne çıkan Kayseri’nin aynı zamanda Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden biri olduğu belirtildi. Kentte patates, şeker pancarı, mercimek, çerezlik ayçiçeği ve kabak çekirdeğinin yanı sıra çeşitli meyve ve sebzeler üretiliyor. Hayvancılık, kanatlı üretimi ve arıcılık da kentin tarımsal faaliyetleri arasında yer alıyor.

Kayseri’deki üretimin yalnızca bölge ekonomisi açısından değil, Türkiye’nin gıda arzının sürdürülebilirliği bakımından da önem taşıdığı ifade edildi.

Türkiye'de OSB’lerde 2,7 milyon kişi çalışıyor
Türkiye'de OSB’lerde 2,7 milyon kişi çalışıyor
İçeriği Görüntüle

Aw787087 01 Large

Gıda ertelenemeyen bir ihtiyaç

Tarım sektörünün stratejik niteliğinin son yıllarda daha belirgin hale geldiği değerlendirilirken, özellikle pandemi döneminde yaşanan tedarik sorunları ve bölgedeki jeopolitik gelişmelerin gıda güvenliğini daha kritik bir konu haline getirdiği belirtildi.

Temel tarım ürünlerinde yeterli üretimin yanı sıra belirli miktarda stratejik stok tutulmasının da önem taşıdığı ifade edildi. Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada savaş ve kriz risklerinin devam ettiği hatırlatılarak, olası küresel gelişmelere karşı gıda arzının güvence altına alınması gerektiği kaydedildi.

Çiftçinin maliyet yükü artıyor

Üreticilerin karşı karşıya kaldığı en önemli sorunlardan biri ise artan girdi maliyetleri. Petrol fiyatlarındaki hareketliliğin yanı sıra mazot, gübre, tarımsal ilaç ve yem fiyatlarındaki yükselişin üretim maliyetlerini artırdığı belirtildi.

Tarım desteklerinin mevcut maliyetler dikkate alınarak düzenli şekilde gözden geçirilmesi gerektiği ifade edilirken, çiftçinin üretime devam edebilmesi için destekleme politikalarının güncel ekonomik şartlara uyarlanmasının önem taşıdığı vurgulandı.

Doğal afetler üreticiyi zorluyor

İklim kaynaklı riskler de tarımsal üretimin önündeki önemli tehditlerden biri olarak öne çıkıyor. Geçen yıl çok sayıda ilde etkili olan don olayının ardından kuraklık ve bazı bölgelerde aşırı yağışların üreticileri zor durumda bıraktığı belirtildi.

Tarımda üreticilerin son yıllarda farklı nitelikteki doğal afetlerle mücadele etmek zorunda kaldığına dikkat çekilirken, üretimin sürdürülebilmesi için çiftçilerin afetlere karşı daha güçlü şekilde desteklenmesi gerektiği ifade edildi.

Genç çiftçi oranı yüzde 5'e geriledi

Sektörün geleceğine ilişkin en dikkat çekici başlıklardan biri ise genç nüfusun tarımdan uzaklaşması oldu.

18-35 yaş arasındaki çiftçilerin toplam çiftçiler içerisindeki payının yüzde 5 seviyesine kadar gerilediği belirtilirken, bunun Türkiye tarımı açısından ciddi bir risk oluşturduğu değerlendirildi.

Gençlerin sektörde kalmasını sağlamak amacıyla sosyal güvenlik primlerinin devlet tarafından karşılanması gibi desteklerin devreye alınması önerildi. Böylece hem gençlerin tarımda istihdamının artırılması hem de sektörün yaş ortalamasının düşürülmesi hedefleniyor.

Kadın üreticiler için de destek çağrısı

Tarımda kadınların üstlendiği rolün de üretimin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı. Özellikle kadın üreticilerin desteklenmesine yönelik yeni çalışmalar yapılması gerektiği ifade edildi.

Tarım sektörünün geleceği açısından gençlerin ve kadınların üretimde tutulmasının kritik olduğu belirtilirken, çiftçilerin karşılaştığı ekonomik ve sosyal sorunların bütüncül politikalarla ele alınması gerektiği kaydedildi.

Tüm bu başlıklar, Türkiye’de tarımın yalnızca üretim ve gelir kaynağı olarak değil; gıda arzının devamlılığı, ekonomik istikrar ve ülkenin krizlere karşı dayanıklılığı açısından stratejik bir sektör olarak değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.