Borçlunuz ödemeyi geciktiriyor; ancak alacağınıza işleyen yasal faiz, özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde gerçek değer kaybını karşılamaya yetmiyor mu? 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren düzenlemeyle, sabit yasal faiz sistemi kaldırılarak TCMB reeskont oranına endeksli, değişken bir yasal faiz sistemi modeline geçildi.
Peki, yeni yasal faiz oranı nasıl hesaplanacak ve hangi alacaklara uygulanacak?
Gelin, 12. Yargı Paketi ile getirilen yeni sistemi birlikte inceleyelim.
Merhaba, ben Av. Berkay KARAKAŞ.
YENI YASAL FAIZ SISTEMI YÜRÜRLÜĞE GIRDI
Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Kanunun 10. maddesiyle, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un yasal faizi düzenleyen 1. maddesi tamamen değiştirildi. Yürürlük maddesi uyarınca bu değişiklik, Kanunun yayımlandığı 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girdi.
Yeni düzenlemede aynen; “11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden yapılır.” denilmektedir.
Ayrıca düzenlemenin devamında, 30 Haziran tarihindeki reeskont oranının, önceki yılın 31 Aralık tarihindeki orandan beş puan veya daha fazla farklı olması hâlinde, yılın ikinci yarısında uygulanacak yasal faiz de 30 Haziran tarihindeki yeni orana göre yeniden belirleneceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla artık yeni sistemde, kanunda doğrudan ve kalıcı bir yasal faiz oranı belirlenmiş değildir. Belirlenen şey, yasal faiz oranının hangi yöntemle hesaplanacağıdır.
ESKI SISTEMDE YASAL FAIZ NASIL BELIRLENIYORDU?
Eski düzenlemede yasal faiz oranı kanunda yıllık yüzde 12 olarak belirlenmişti. Cumhurbaşkanına ise bu oranı yüzde 10’a kadar indirme veya bir katına kadar artırma yetkisi verilmişti. Bu yetkiye dayanılarak çıkarılan en son değişiklikle, 20 Mayıs 2024 tarihli ve 8485 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, yasal faiz oranının 1 Haziran 2024 tarihinden itibaren yıllık yüzde 24 olarak uygulanmasına karar verilmişti ve 30 temmuz 2026 tarihine dek yasal faiz oranı olarak yüzde 24 kabul edilmekteydi. Eski sistemde ekonomik göstergeler değişse dahi yasal faiz kendiliğinden değişmiyordu. Oranın güncellenebilmesi için Cumhurbaşkanı tarafından yeni bir karar alınması gerekiyordu. Yeni düzenlemeyle birlikte hem kanundaki sabit yüzde 12 oranı hem de Cumhurbaşkanının bu oranı artırma veya indirme yetkisi kaldırıldı. Bunun yerine yasal faiz, Merkez Bankası tarafından açıklanan reeskont oranına doğrudan bağlandı. Bu nedenle yapılan değişikliği yalnızca bir faiz artışı olarak değerlendirmek doğru değildir. Düzenlemenin temel özelliği, sabit oran sisteminden değişken ve endeksli bir faiz sistemine geçilmiş olmasıdır.
YENI YASAL FAIZ NASIL HESAPLANACAK?
Yeni sistemde yasal faiz oranı, her takvim yılı bakımından iki ayrı dönem üzerinden değerlendirilecek. Bunlardan ilki 1 Ocak ile 30 Haziran arasındaki yılın ilk yarısı, ikincisi ise 1 Temmuz ile 31 Aralık arasındaki yılın ikinci yarısıdır.
YILIN ILK YARISINDA UYGULANACAK ORAN
Her yılın 1 Ocak ile 30 Haziran tarihleri arasında uygulanacak yıllık yasal faiz oranı belirlenirken, bir önceki yılın 31 Aralık tarihinde geçerli olan Merkez Bankası reeskont oranı esas alınacak. Bu oranın yüzde 80’i hesaplanarak yılın ilk yarısında uygulanacak yasal faiz oranı bulunacak. Örneğin bir önceki yılın 31 Aralık tarihinde reeskont oranının yüzde 40 olduğunu varsayalım. Bu durumda hesaplama; 40 × 0,80 = 32 şeklinde yapılacak ve yılın ilk yarısında uygulanacak yıllık yasal faiz oranı yüzde 32 olacaktır. Burada yüzde 40’lık reeskont oranının kendisi doğrudan yasal faiz olarak uygulanmamaktadır. Kanun gereğince bu oranın yüzde 80’i alınmaktadır.
YILIN IKINCI YARISINDA UYGULANACAK ORAN
Yılın ikinci yarısında uygulanacak yasal faiz oranı bakımından ise 30 Haziran tarihinde yeniden bir değerlendirme yapılacak. 30 Haziran tarihindeki reeskont oranıyla önceki yılın 31 Aralık tarihindeki reeskont oranı karşılaştırılacak. İki oran arasındaki fark beş puandan azsa, yılın ilk yarısında uygulanan yasal faiz oranı yıl sonuna kadar değişmeden uygulanmaya devam edecek.
Ancak iki oran arasındaki fark beş puan veya daha fazlaysa, 30 Haziran tarihinde geçerli olan yeni reeskont oranının yüzde 80’i hesaplanacak. Bulunan yeni yasal faiz oranı, 1 Temmuz ile 31 Aralık tarihleri arasındaki dönem için uygulanacak. Beş puanlık değişimin yalnızca artış yönünde gerçekleşmesi gerekmiyor. Reeskont oranının beş puan veya daha fazla yükselmesi ya da düşmesi hâlinde yılın ikinci yarısı için yeni bir hesaplama yapılacak. Dolayısıyla yeni sistemde yasal faiz oranı yalnızca artmayacak; ekonomik gelişmelere ve reeskont oranına bağlı olarak azalabilmesi de mümkün olacaktır.
YENI YASAL FAIZ SISTEMINI 2026 YILI ÜZERIDEN DEĞERLENDIRECEK VE ÖRNEKLEYECEK OLURSAK;
2026 yılı bakımından esas alınan reeskont oranı yüzde 38,75’tir. Merkez Bankası verilerine göre reeskont işlemlerinde uygulanan iskonto oranı 20 Aralık 2025 tarihinde yüzde 38,75 olarak belirlenmiş ve 31 Aralık 2025 tarihinde de bu oran yürürlükte bulunmuştur. 30 Haziran 2026 tarihine kadar reeskont oranında yeni bir değişiklik yapılmadığından, yıl ortasında beş puanlık farklılaşma şartı da gerçekleşmemiştir. Bu durumda yeni sistem kapsamında yapılacak hesaplama; 38,75 × 0,80 = 31 şeklindedir. Buna göre 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren yeni sistemin 2026 yılı bakımından ortaya çıkardığı yıllık yasal faiz oranı yüzde 31’dir.
Ancak burada önemli bir ayrım yapılması gerekir. Yüzde 31, kanunda kalıcı olarak belirlenmiş yeni yasal faiz oranı değildir. Bu oran yalnızca, yürürlük tarihindeki reeskont verileri yeni hesaplama yöntemine uygulandığında ortaya çıkan 2026 yılına ilişkin sonuçtur. Sonraki yıllarda, hatta kanundaki beş puanlık farklılaşma şartının gerçekleşmesi hâlinde yılın ikinci yarısında, farklı oranların uygulanması söz konusu olabilecektir. Bu nedenle “Yasal faiz artık her zaman yüzde 31’dir.” şeklinde bir değerlendirme doğru değildir.
YÜZDE 31 ORANI HANGI TARIHTEN ITIBAREN UYGULANACAK?
Yeni faiz sistemini getiren kanun, 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yeni düzenleme bakımından özel bir geriye yürürlük hükmü bulunmadığından, yüzde 31 oranı kural olarak kanunun yürürlüğe girdiği 31 Temmuz 2026 tarihinden itibaren uygulanacaktır. Kanunun yürürlük tarihinden önceki faiz dönemleri ise o tarihlerde yürürlükte bulunan oranlara göre hesaplanacaktır. Dolayısıyla 2026 yılı bakımından yüzde 31 oranının geçerli olduğu dönem, 31 Temmuz 2026 tarihinden başlayacaktır.
YENI SISTEM HANGI ALACAKLARA UYGULANACAK?
Burada önemli bir ayrım yapılması gerekir. Yeni sistem, Türkiye’deki bütün faiz türlerinin reeskont oranının yüzde 80’i üzerinden hesaplanacağı anlamına gelmemektedir. 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesi; Türk Borçlar Kanunu veya Türk Ticaret Kanunu uyarınca faiz ödenmesi gereken ancak faiz oranının taraflarca sözleşmeyle belirlenmediği hâllerde uygulanacak kanuni faiz oranını düzenlemektedir. Taraflar arasında geçerli biçimde kararlaştırılmış bir akdi faiz oranı bulunuyorsa, öncelikle sözleşmedeki faiz hükmü ve kanunda bu oran için getirilen sınırlamalar değerlendirilir. Temerrüt faizi bakımından da borcun ve işlemin niteliğine göre ayrıca inceleme yapılması gerekir. Özellikle ticari işlerde 3095 sayılı Kanun’un 2. maddesinde yer alan özel temerrüt faizi düzenlemeleri gündeme gelebilir. Bunun yanı sıra; çeşitli alacaklara yönelik özel faiz hükümleri farklı mevzuat düzenlemelerine tabi olabilir. Bu nedenle yeni sistem kapsamında hesaplanan oranın her türlü alacağa ve her türlü faiz türüne doğrudan uygulanacağı söylenemez. Öncelikle alacağın hukuki niteliğinin, faiz talebinin dayanağının ve taraflar arasında geçerli bir faiz anlaşması bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekir.
ANAYASA MAHKEMESI ESKI DÜZENLEMEYI NEDEN IPTAL ETMIŞTI?
Yeni düzenlemenin hazırlanmasında, Anayasa Mahkemesinin 22 Temmuz 2025 tarihli, E.2024/24 ve K.2025/164 sayılı kararı etkili olmuştur. Anayasa Mahkemesi, 3095 sayılı Kanun’un eski 1. maddesini bütünüyle değil, sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri yönünden Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. Mahkeme, hak edildiği hâlde zamanında ödenmeyen para alacaklarının enflasyon nedeniyle önemli ölçüde değer kaybedebileceğini değerlendirmişti. Eski düzenlemede kanuni faiz oranının ekonomik koşullara göre kendiliğinden güncellenmesini sağlayan etkili ve esnek bir mekanizma bulunmadığı ve bu oranın her dönemde alacağın uğradığı ekonomik kaybı karşılamaya yeterli olmayabileceği değerlendirilmiştir. Bu nedenle eski sistemin, alacaklının mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkını ihlal ettiği sonucuna varılmıştır. Hukuki boşluk oluşmaması amacıyla iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Nitekim bu karar 1 Aralık 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştı. Kanun koyucu da iptal hükmünün yürürlüğe girmesinden önce yeni sistemi düzenlemiş ve yasal faizi ekonomik bir göstergeye göre endekslemiştir.
YENI SISTEM UYGULAMAYI NASIL ETKILEYECEK?
Yeni sistemle birlikte yasal faiz hesaplamalarında yalnızca borcun veya temerrüdün başlangıç tarihine bakılması yeterli olmayacaktır. Faizin işlediği her dönem bakımından; o tarihte yürürlükte bulunan kanuni faiz oranının, önceki yılın 31 Aralık tarihindeki reeskont oranının, gerektiğinde 30 Haziran tarihindeki reeskont oranının, iki oran arasında beş puanlık farklılık bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekecektir. Kanaatimizce sabit yasal faiz sisteminden vazgeçilerek ekonomik bir göstergeye endeksli ve dönemsel olarak güncellenebilen bir modele geçilmesi, özellikle enflasyonun yüksek seyrettiği dönemler bakımından olumlu bir değişikliktir. Eski sistemde yasal faiz oranı, ekonomik şartlar değişmesine rağmen uzun süre aynı seviyede kalabiliyordu. Bu durum, borcunu zamanında yerine getirmeyen borçlunun gecikmeden ekonomik olarak yararlanmasına; buna karşılık alacaklının, yargılama veya icra takibi sonunda alacağını tahsil etse dahi paranın satın alma gücündeki kaybı tam olarak karşılayamamasına neden olabiliyordu. Yeni sistemle yasal faizin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının reeskont oranına bağlanması, faiz oranının ekonomik gelişmelere daha hızlı uyum sağlayabilmesi bakımından daha isabetli görünmektedir. Oranın önceden belirlenmiş sabit bir rakam yerine nesnel ve resmî bir ekonomik veriye dayanması; hesaplama yönteminin öngörülebilirliğini artırabilecek, alacaklı ile borçlu arasındaki menfaat dengesinin daha sağlıklı kurulmasına katkı sağlayabilecektir. Ayrıca yeni sistem kapsamında hesaplanan oranın her türlü alacağa ve her türlü faiz türüne uygulanmadığı; alacağın hukuki niteliğinin, taraflar arasında faiz anlaşması bulunup bulunmadığının ve varsa özel mevzuat hükümlerinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.