Hazreti Adem’in (as) oğulları Habil ve Kabil arasında başlayan menfaat savaşları, o günden bugüne devam eden insanın karakteristik özelliğini gösteren önemli bir süreç. Bu trend zaman zaman adalet ile azalsa ve dengelense de kıyamete kadar kıyım ve yıkımla hiçbir zaman kesilmeyeceğe benziyor.

Batı odaklı ada ülkesiyle birlikte ABD-İran-İsrail şeytan üçgeninin küresel bazda insanlığı hangi tuzaklara hazırladığını tam anlamıyla bilen yok. Barışı asla akıllarından geçirmeyen yüksek ülke lobileri; ABD’ye güç, İran’a mezhep ve İsrail’e dini angajmanlar, bilmem kime bilmem ne şeytani argümanlar yükleyerek dünyada Hübel’leşmeye, tam otorite ve güçlü bir hakimiyet kurmaya devam ediyorlar.

Antiparantez hatırlatayım… Cahiliye devrinde Arapların dört büyük putu vardı; Hübel (otorite tanrısı), Lat (bereket tanrıçası), Uzza (güç, kudret tanrıçası) ve Menat (hayat ölüm ve aynı zamanda para tanrıçası) olarak biliniyordu.

ALEM MENFAAT DÜNYASI OLMUŞ

Dünyadaki yönlendirici algıcı, kavgacı ve dalgacı operasyonlarına kesinlikle inanmayın! Menfaatlerini sürdürmek isteyen öyle derin yapılar var ki, hem de resmidir, legal gibi görünür. Ancak işledikleri ortaya çıkınca ağzınız açık kalır!

MI6 (Military Intelligence, Section 6 – Askeri İstihbarat, 6. Bölüm) Birleşik Krallık’ın dış istihbarat örgütü ki bugün SIS (Secret Intelligence Service) diye bilinir. MI5 ise iç istihbarat ile görevlidir. Bir de doğrudan dışişleri bakanlığına bağlı GCHQ (Government Communications Headquarters (Sinyal ve Siber Güvenlik) istihbaratı vardır. Bunların her biri Birleşik Krallık’ta ve dünyada ne olup bitiyorsa, mutlaka oradadır. Dünyanın en güçlü istihbarat örgütü olan MI6, CIA, MOSSAD, BND (Alman İstihbarat Teşkilatı - Bundesnachrichtendienst), Japonya ise istihbarat teşkilatı kurma aşamasında… Tabii ki MI6 güdümünde…

FIRILDAĞI KİM ÇEVİRİYOR?

Buraya kadar yazdıklarım zannederim dünyada kimin fırıldak çevirdiğine dair ipuçları veriyor. Devletlerin istihbaratlarını dahi kuklalaştırmış mezkur sistem, bugünkü ABD/İsrail – İran savaşının birinci ve gerçek müsebbibidir. Kriz olup olmadığı dahi bilinemeyen bu kaos çözülür mü? Yoksa bunun ardından başka girdaplara yol mu açılır, orası henüz belli değil.

Bu savaş ne petrol, ne altın ne de başka bir şey mücadelesi! Kriz diye gösterilen sadece otorite, güç ve iktidar kavgası. Yani Hübel’leşme! Ekonomiler dağılmış, insanlar aç kalmış, çocuklar içecek su, bir lokma ekmek bulamamış kimin umurunda!.. Onlar şimdi sadece yeryüzünü parsellemekle meşguller. Nitekim ABD Başkanı Donald Trump sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Hürmüz Boğazı’nı "Yeni ABD Toprağı" olarak gösteren bir harita paylaştı. Bilindiği üzere Trump, Kanada ve Grönland’ı da topraklarına katacağına dair bir söylemde bulunmuştu.

DAYANIKLILIK SAVAŞI MI?

Orta Doğu'da gerginliğin sürmesiyle petrol üretimi ve fiyatlarındaki dalgalanma küresel ekonomide önemli yaralar açmaya elbette müsait. Başta Avrupa, Batı dünyası, Çin, Rusya ve Uzak Doğu ekonomilerinin bu süreçten olumsuz şekilde etkileneceğine kesin gözle bakılıyor.

Çin genel olarak dış ticarette fazla veren bir ülke, küresel tedarik zincirinin merkez üssü ve dünyanın en büyük enerji ithal eden ülkesi. Ayrıca Çin, Orta Doğu’dan çok fazla petrol ve petrol türevlerini ithal ediyor ve Çin’in enerji tedarik merkezleri arasında İran, Suudi Arabistan, Irak, BAE ve Katar gibi Orta Doğu ülkeleri yer alıyor. Çin’in ihracat merkezleri arasında ise Avrupa ve ABD yer alıyor. Orta Doğu’daki jeopolitik ve ekonomik kriz yaygın ve salgın haline gelirse başta ilk etkilenecek Avrupa.

İran ile ABD arasındaki göstermelik savaş, Çin başta petrole bağımlı ülkeleri zayıf düşürme maksatlı. Dünyanın en büyük ekonomilerinden Çin doğrudan uluslararası çatışmalardan ve savaşlardan uzak durmayı tercih etse de müstevlilerin asıl hedefi şu anda Çin. Çin’in korkusu ise ülkesinde barındırdığı ABD ve Batı yatırımları.

PARA POLİTİKALARI DEĞİŞİYOR

Bütün bu gelişmeler sürerken başta Avrupa, Amerika ve Çin olmak üzere dünya genelinde üretim planlarının ve para politikalarının değişmesine neden oldu. Öyle ki Avrupa Merkez Bankası (ECB), Japonya Merkez Bankası (BOJ), Kanada Merkez Bankası (BOC), İngiltere Merkez Bankası (BOE) ve FED başta olmak üzere majör merkez bankaları genişleme yönlü ekonomi politikalarından enflasyon riskine karşı sıkılaştırma yönlü politikalara dönmeye başladılar.

Bu doğrultuda G-20 ülkeleri arasında Brezilya ve Rusya hariç diğer ülkelerin çoğu artan enerji fiyatları ve küresel enflasyon riski nedeniyle faiz oranlarını sabit bırakırken krize karşı daha hızlı davranan Avusturalya ve Singapur faizleri artırdı. FED ise faiz indirimlerini bu sene büyük ölçüde ertelemiş gibi görünüyor. ECB ile BOE’nin de faiz artırımına gideceğine kesin gözle bakılıyor.

Türkiye’ye gelince; TCMB de enerji fiyatlarındaki aşırı artışlar nedeniyle gevşeme sürecine ara verdi. Orta Doğu’da artan gerilim dolar endeksinin yükselmesine ve doların diğer para birimleri karşısında değer kazanmasına neden oldu. Artan dolar kuru Avrupa ve Türkiye gibi net enerji ithalatçısı ülke ve bölgeler açısından enerji maliyetlerinin daha da artmasıyla sonuçlanabileceğini gösteriyor.

KURGULANMIŞ SAVAŞIN ETKİLERİ

İran savaşı; ABD’nin o kadar yüksek teknolojisine rağmen kâğıttan bir kaplan olduğu sinyalini vermekte gecikmedi. Kuveyt'teki Şuayba Limanı'na düzenlenen saldırıda 6 ABD askeri hayatını kaybetmiş ve çatışma sırasında 200'den fazla ABD tesisi hasar görmüş ya da yıkılmıştı. ABD ordusu bölgedeki personelini savunurken aynı zamanda 1000'den fazla gelişmiş hava savunma füzesi kullandı ve Pentagon'un Patriot ve Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunma füzeleri stokunu eritti. ABD eski diplomatı Michael Ratney, CENTCOM'un kayıplarına ilişkin değerlendirmesinde, "Savaş gerçekten de ABD güçlerinin bölgedeki kırılganlığını ortaya çıkardı" dedi.

Sonuç olarak genişleyen ve süresi uzayan bu kurgu ABD/İsrail – İran savaşının askeri, politik ve ekonomik sonuçları hiç şüphesiz tüm dünyayı olumsuz etkileyecek. Gelişmekte olan ülkeler ve geri kalmış ekonomiler yoksulluk, açlık, elektriğe ulaşamama ve enerji güvenliği sorunlarıyla daha fazla mücadele etmek zorunda kalacak. Ancak dünya iktidarına oynayanlardan biri veya birkaçı, bunun ölçümünü savaşla iyi yaptı. Rakiplerinin gücünü ölçtü ve şimdi ona göre politika üretiyor.

İRAN’IN GÖREVİ BİTTİ SIRA İSRAİL’DE

Dünyaya hâkim olmak için oyun oynayanlar şimdi Türkiye’yi test etmek için İsrail’e görev verdi. Güneyden Suriye topraklarını işgal etmeye çalışan küçük ortak İsrail, Türkiye’ye aba altından sopa gösteriyor. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in, Suriye’nin güneyinde İsrail’in işgali altındaki bölgeyi ziyaret etmesi ve ziyaretin İdlib’deki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne düzenlenen hava saldırısından bir gün sonra gerçekleşmesi dikkatlerden kaçmıyor.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü'ne düzenlediği hava saldırılarına tepki göstererek, uluslararası toplumu bu saldırganlığa karşı kararlı bir tutum sergilemeye çağırdı. Açıklamanın özetinde, “İsrail, Suriye’nin altyapısı ve yeteneklerini hedef alan, toprak bütünlüğü ve birliğini ihlal eden saldırılarını pervasızca sürdürmektedir. Suriye’nin İdlib şehri kırsalında yer alan Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne İsrail tarafından düzenlenen hava saldırılarını güçlü şekilde kınıyoruz” denilirken İsrail’in kulağı çekildi.

Dedim ya, iktidar, otorite ve güç, insanın nefis merkezinde yatan ve şeytanın üflemesine gayet açık alanlar. Meşrulaştırılırsa bir diyeceğimiz olmaz. Ancak kim olursa olsun şeytani nefis ve akıl ile iktidar, otorite ve güç arayanlar insanlık düşmanı ve bugün en çok dikkat edilmesi gerekenler olduğunu bilelim, vesselam.