Türkiye’de üniversitelerin akademik kadro yapısında dikkat çekici bir dönüşüm yaşanıyor. SER Danışmanlık’ın 2025 Araştırma-Geliştirme ve İnovasyon Raporu’nda ortaya konulan tablo, YÖK’ün resmi verileriyle de doğrulandı. 2024-2025 döneminde Türkiye’de 39 bin 506 profesör bulunurken araştırma görevlisi sayısı 39 bin 129’da kaldı. Böylece profesör sayısı ilk kez araştırma görevlisi sayısını geçti.

Türkiye’nin yükseköğretim sisteminde akademik kadroların dağılımı son yıllarda dikkat çekici biçimde değişti. SER Danışmanlık tarafından hazırlanan 2025 Türkiye Araştırma-Geliştirme ve İnovasyon Raporu, üniversitelerde öğretim üyesi kadrolarının hızla büyüdüğünü, buna karşılık araştırma görevlisi sayısının gerilediğini ortaya koydu. SER’in çalışmasında yer alan temel rakamlar Yükseköğretim Kurulunun resmi verileriyle de örtüşüyor.

Unvan 2024-2025
Profesör 39.506
Doçent 25.761
Doktor öğretim üyesi 45.485
Öğretim görevlisi 35.288
Araştırma görevlisi 39.129
Toplam öğretim elemanı 185.169

Profesör sayısı araştırma görevlilerini geçti

YÖK verilerine göre 2024-2025 döneminde Türkiye’de toplam 185 bin 169 öğretim elemanı görev yaptı.

Bu kadronun 39 bin 506’sını profesörler, 25 bin 761’ini doçentler, 45 bin 485’ini doktor öğretim üyeleri, 35 bin 288’ini öğretim görevlileri ve 39 bin 129’unu araştırma görevlileri oluşturdu.

Rakamlar arasındaki fark küçük görünse de akademik yapı açısından dikkat çekici bir dönüm noktasına işaret ediyor.

Türkiye’de profesör sayısı, araştırma görevlisi sayısını 377 kişi geçti.

Başka bir ifadeyle üniversitelerde akademik kariyerin en üst basamağındaki profesörlerin sayısı, akademik kariyerin başlangıç ve araştırma ayağındaki araştırma görevlilerinin sayısının üzerine çıktı.

Asıl dikkat çeken rakam araştırma görevlilerinde

Değişimin boyutunu yalnızca 2024-2025 rakamları göstermiyor.

YÖK’ün daha önce yayımladığı resmi verilere göre 2020 yılında üniversitelerde 60 bin 667 araştırma görevlisi bulunuyordu. Aynı yıl profesör sayısı yaklaşık 28 bin 500 seviyesindeydi.

2024-2025 döneminde ise araştırma görevlisi sayısı 39 bin 129’a geriledi.

Böylece yalnızca birkaç yıl içinde araştırma görevlisi sayısında 20 bini aşan bir azalma meydana geldi.

Bu durum, akademik sistemin gelecekteki insan kaynağı açısından önemli bir soru işaretini beraberinde getiriyor.

Profesör sayısı yükselirken genç akademisyenler azalıyor

SER Danışmanlık’ın raporunda da son yıllarda öğretim üyesi sayısındaki artışa karşılık araştırma görevlisi ve öğretim görevlisi sayısındaki gerilemeye dikkat çekiliyor.

2025 verilerinde profesör sayısı yaklaşık 40 bine ulaşırken araştırma görevlisi sayısının 39 bin 129'a gerilemesi, akademik piramidin üst kısmının genişlediğini, alt kısmının ise daraldığını gösteriyor.

YÖK'ün resmi verileri de bu tabloyu destekliyor. 2024-2025 döneminde profesör, doçent ve doktor öğretim üyelerinin toplamı 110 bin 752 kişiye ulaştı. Araştırma görevlileri ve öğretim görevlilerinin toplamı ise 74 bin 417 oldu.

Bu tablo, üniversitelerdeki akademik kadroların geçmişe kıyasla daha fazla öğretim üyesi ağırlıklı hale geldiğini gösteriyor.

Peki profesör olmak kolaylaştı mı?

İşte tartışmanın en kritik noktası burada.

Ortaya çıkan rakamlar, “profesör olmak kolaylaştı” sonucunu tek başına kanıtlamıyor.

Çünkü profesörlük için gerekli akademik kriterlerin, yayın şartlarının veya yükseltilme süreçlerinin ne ölçüde kolaylaştırıldığına ilişkin ayrı bir inceleme yapılması gerekiyor.

İstanbul'da ilk ders zili çaldı
İstanbul'da ilk ders zili çaldı
İçeriği Görüntüle

Ancak rakamların ortaya koyduğu gerçek başka:

Profesör sayısı hızla artarken araştırma görevlisi sayısı ciddi biçimde azalıyor.

Dolayısıyla asıl sorulması gereken soru, “Profesör olmak kolay mı?” kadar, “Türkiye akademisinin genç araştırmacı kaynağı neden daralıyor?” sorusu.

Akademik piramidin tabanı daralıyor

Bir üniversitenin sürdürülebilir akademik yapısında araştırma görevlileri önemli bir insan kaynağı havuzu oluşturuyor. Bu kadrolar yüksek lisans ve doktora süreçleriyle akademik kariyerin sonraki basamaklarına geçişte kritik rol oynuyor.

Araştırma görevlisi sayısının 2020'de 60 bin 667'den 2024-2025 döneminde 39 bin 129'a gerilemesi, bu nedenle yalnızca bir personel sayısı değişikliği olarak değerlendirilemez.

Üstelik YÖK'ün 2025 Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu da 2024 yılında yükseköğretim kurumlarında 184 bin 21 öğretim elemanı bulunduğunu ortaya koyuyor. YÖK'ün sonraki dönem verilerinde toplam sayı yaklaşık 185 bine çıkarken, araştırma görevlilerinin sayısının profesörlerin altında kaldığı görülüyor.

Üniversitelerde yeni denklem

Ortaya çıkan tablo şöyle:

Daha fazla profesör, daha fazla doçent, daha fazla doktor öğretim üyesi; ancak daha az araştırma görevlisi.

Bu durum Türkiye'nin yükseköğretim sisteminde akademik kariyerin geleceği açısından ciddi biçimde tartışılması gereken bir tablo ortaya çıkarıyor.

Çünkü akademik sistemin tepesindeki kadroların sayısının artması tek başına bilimsel kapasitenin arttığı anlamına gelmiyor. Bu kadroları gelecekte besleyecek genç araştırmacıların sayısı da en az profesör sayısı kadar önemli.

YÖK verileriyle doğrulanan bu tablo, üniversitelerde “profesör sayısı neden artıyor?” sorusundan önce “araştırma görevlileri neden azalıyor?” sorusunun sorulmasını gerektiriyor.

Rakamlar ortada: Türkiye'de artık profesör sayısı araştırma görevlisi sayısından fazla. Akademinin zirvesi büyürken tabanı küçülüyor.