Özellikle ABD ile İran arasındaki gerginliğin tırmandığı bu süreçte, yatırımcıların gelişmekte olan ülkelerden çıkış yapma eğilimine paralel olarak Türkiye piyasalarında da sert satış dalgaları gözlemlendi. Tam 13 haftadır aralıksız bir şekilde hisse senedi alımı gerçekleştiren yabancı portföyler, bu süreçte rotayı satışa kırarak yaklaşık 755 milyon dolarlık hisse senedi çıkışı gerçekleştirdi.
Tahvil tarafındaki hareketlilik ise hisse senedi piyasasına kıyasla çok daha hacimli bir seyir izledi. Yabancı yatırımcılar aynı hafta içerisinde 1 milyar 725 milyon dolar tutarında Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) satışı yaparak likiditeye geçmeyi tercih etti. Bu büyük çaplı çıkış, son haftalardaki kümülatif verileri de negatif bölgeye çekerek yatırımcı iştahındaki geçici daralmayı gözler önüne serdi. Yılbaşından bu yana genel tabloda pozitif tarafta kalmayı başaran yabancıların, jeopolitik belirsizliklerin süresine ve risk algısına bağlı olarak temkinli duruşlarını bir süre daha korumaları bekleniyor.
Piyasa dinamiklerini etkileyen bir diğer unsur ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) para politikası kararları oldu. Bankanın yılın ikinci toplantısında faiz indirimlerine ara vermesi, riskli varlıklara olan ilgiyi bir miktar sınırlasa da bu durum Türk Lirası varlıkların savunma gücünü destekleyen bir faktör olarak görülüyor. Mevcut konjonktürde yaşanan bu satış baskısına rağmen, TL varlıkların orta ve uzun vadeli projeksiyonlarda diğer gelişmekte olan ülke piyasalarına kıyasla pozitif yönde ayrışma potansiyelini koruduğu değerlendiriliyor.
Bu veriler ışığında, piyasalarda yönü belirleyecek temel faktörlerin bölgedeki jeopolitik istikrar ve küresel risk iştahı olacağı öngörülüyor.
Kaynak: Colendi Menkul Değerler





