İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) ağustos ayı için açıkladığı yüzde 1,66’lık aylık enflasyon rakamı, ekonomide yeni bir tartışmayı gündeme taşıdı.
İTO’nun resmi verilerine göre İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi ağustosta aylık yüzde 1,66 arttı. Endekste yıllık artış ise yüzde 34,96 olarak gerçekleşti. Eğitim harcamaları yüzde 17,28 ile ağustos ayında en fazla yükselen ana harcama grubu olurken, ulaştırma grubundaki artış yüzde 1,43 olarak kaydedildi.
Ancak Ekonomim yazarı Alaattin Aktaş, bugünkü köşe yazısında İTO’nun enflasyon hesaplama yöntemine ilişkin dikkat çekici bir eleştiri getirdi.
Tartışmanın merkezinde motorin var
Aktaş’ın değerlendirmesine göre sorun, fiyat değişiminin hangi dönem üzerinden hesaplandığında ortaya çıkıyor.
Aktaş, tüketici enflasyonunun ay sonundaki iki fiyatın karşılaştırılmasıyla değil, ayların ortalama fiyatlarının karşılaştırılmasıyla hesaplanması gerektiğini belirterek İTO’nun hesaplamasında ay sonu fiyatlarının esas alındığını savundu.
Bu iddiasını motorin fiyatları üzerinden örneklendiren Aktaş, İTO hesabında motorinin ağustos ayında yüzde 4,3 ucuzlamış göründüğünü, ancak aylık ortalama fiyatlar dikkate alındığında motorinde yüzde 11,7 oranında artış ortaya çıktığını yazdı.
Başka bir ifadeyle, aynı ürün için kullanılan iki farklı hesaplama yaklaşımı enflasyon göstergesinde oldukça farklı sonuçlara yol açabiliyor.
Aktaş, motorin gibi tüketici sepetinde ağırlığı bulunan bir kalemdeki bu farkın toplam enflasyon hesabını da etkileyebileceğine dikkat çekti.
İTO verileri neden önemli?
İTO’nun İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi, Türkiye genelindeki TÜFE’nin yerine geçen resmi bir gösterge değil. Ancak İstanbul’daki fiyat hareketlerini erken izlemek açısından uzun süredir yakından takip ediliyor.
İTO, 2025 yılında eski Ücretliler Geçinme İndeksi'ni yenileyerek 2023 bazlı İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi'ni uygulamaya aldı. Yeni endekste madde sayısı 493'e, fiyat derleme sayısı ise 24 bin 500'e çıkarıldı. İTO ayrıca yeni endeksin metodolojik açıdan EUROSTAT ile aynı nitelikleri taşıdığını açıklamıştı.
İTO’nun yayımladığı metodoloji dokümanında da ürünlerin fiyatlarının farklı sıklıklarda derlendiği görülüyor. Bazı ürünlerde günlük ve yerinde fiyat derlemesi uygulanırken, diğer ürünlerde farklı derleme yöntemleri bulunuyor.
Dolayısıyla Aktaş’ın eleştirisi, İTO’nun endeksinin tamamen geçersiz olduğu iddiasından ziyade, aylık fiyat değişiminin hesaplanma biçimine ilişkin bir metodoloji tartışması olarak öne çıkıyor.
TÜİK verisi için gözler bugün 10.00’da
Tartışmanın zamanlaması da dikkat çekiyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) ağustos ayı TÜFE verisini bugün açıklaması bekleniyor.
Temmuz ayında TÜFE aylık yüzde 1,78, yıllık yüzde 31,75 artmıştı. Ağustos için AA Finans beklenti anketine katılan ekonomistlerin ortalama tahmini ise aylık yüzde 1,86 olmuştu. Ankette tahminler yüzde 1,25 ile yüzde 2,10 arasında değişmişti.
Böylece bugün açıklanacak TÜİK verisi, hem İTO'nun yüzde 1,66'lık İstanbul enflasyonuyla hem de piyasa beklentileriyle karşılaştırılacak.
Asıl kritik soru: Faiz indirimi gelecek mi?
Enflasyon verisinin ardından piyasaların odağında bu kez Merkez Bankası’nın faiz kararı olacak.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, 10 Eylül 2026’da toplanacak. Karar 10 Eylül’de açıklanacak, toplantı özeti ise 17 Eylül’de yayımlanacak.
Aktaş’ın yazısında da enflasyon-faiz ilişkisi öne çıkıyor. Ekonomim yazarı, reel sektörün yüksek enflasyon beklentisiyle faiz indirimi talebi arasındaki çelişkiye dikkat çekiyor.
Aktaş’a göre reel sektörün gelecek 12 aya ilişkin enflasyon beklentisinin yüksek kalması, fiyatlama davranışları açısından da önemli bir sinyal. Yazar, özetle, “Ben zam yapmaya devam edeyim ama faiz düşsün” yaklaşımının ekonomi politikası açısından tartışılması gerektiğini savunuyor.
OVP de kritik eşik olacak
Faiz kararının hemen öncesinde ekonomi yönetiminin üç yıllık yol haritası da açıklanacak.
2027-2029 dönemini kapsayan yeni Orta Vadeli Program’ın 6 Eylül Pazar günü kamuoyuna sunulması planlanıyor. Programda enflasyon, büyüme, istihdam ve kamu maliyesine ilişkin hedeflerin yanı sıra ekonominin önümüzdeki dönemdeki politika çerçevesinin de ortaya konulması bekleniyor.
Bu nedenle önümüzdeki birkaç gün ekonomi açısından kritik bir veri trafiğine sahne olacak: Önce TÜİK’in ağustos enflasyonu, ardından yeni OVP ve sonrasında Merkez Bankası’nın faiz kararı...
İTO verisi üzerinden başlayan “enflasyon nasıl ölçülmeli?” tartışması ise bu yoğun gündemin en dikkat çekici başlıklarından biri haline geldi.





