Türkiye’nin geri dönüşüm ve döngüsel ekonomi hedefleri doğrultusunda Depozito İade Sistemi (DOA) Sistemi’nde yeni bir döneme giriliyor.
1 Temmuz 2026 tarihinde başlayan ulusal entegrasyon süreci, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılandı. DOA logolu ambalajların iade edildiği noktalarda zaman zaman uzun sıralar oluşurken milyonlarca içecek ambalajı yeniden ekonomiye kazandırıldı.
Bu uygulamayla yalnızca çevrenin korunması değil; cam, plastik ve alüminyum gibi ekonomik değeri bulunan ham maddelerin yeniden üretim sürecine dâhil edilmesi de amaçlanıyor. Kısacası doğru şekilde sisteme kazandırılan her ambalajla hem çevremiz hem de ülke ekonomimiz kazanıyor.
Vatandaşların sisteme katılımıyla başlayan sürecin ardından şimdi de otel, restoran ve kafeler açısından yeni bir aşamaya geçildi. Türkiye Çevre Ajansı Başkanı Nurullah Öztürk, geri kazanım hedeflerine ulaşılmasında bu işletmelerin kritik bir konuma sahip olduğunu belirterek, Depozito Bilgi Yönetim Sistemi kayıtlarının Ekim 2026 sonuna kadar tamamlanması gerektiğini açıkladı.
DBYS SİSTEMİ NEDİR?
Depozito Bilgi Yönetim Sistemi, kısaca DBYS; depozito sisteminin taraflarını, ambalaj hareketlerini, toplama süreçlerini ve gerçekleştirilen işlemleri dijital ortamda takip eden altyapıdır.
Otel, restoran ve kafeler sisteme işletme olarak kaydoluyor ve birlikte çalışacakları yetkilendirilmiş saha operatörünü seçiyor. İşletmede tüketilen DOA logolu ambalajlar diğer atıklardan ayrıştırılarak uygun şekilde biriktiriliyor. Yetkilendirilmiş operatörler ise belirlenen aralıklarla işletmeye gelerek biriken ambalajları teslim alıyor ve geri dönüşüm zincirine dâhil ediyor.
Ben de kendi restoranımda yaklaşık iki aydır bu uygulamanın içerisindeyim. Sistem teoride oldukça basit görünse de işletme içerisinde belirli bir operasyon disiplini gerektiriyor.
Öncelikle DOA logolu ambalajların diğer atıklardan ayrıştırılması gerekiyor. Ambalajlar paketlenirken şişelerin ezilmemesine, üzerlerindeki etiketlerin zarar görmemesine ve ambalajların fiziksel bütünlüğünün korunmasına özen gösteriyoruz. Çünkü sistemin ambalajı tanıyabilmesi ve doğrulayabilmesi için ambalajın üzerindeki işaretlerin okunabilir durumda olması önem taşıyor.
Ayrıştırılan ambalajlar, yetkili operatör tarafından teslim alınana kadar işletmede uygun bir alanda muhafaza ediliyor. Bu nedenle uygulama yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; depolama alanı, personel eğitimi, hijyen, paketleme ve operasyon takibi bakımından da işletmeler tarafından doğru şekilde planlanması gereken yeni bir süreç anlamına geliyor.
Ekim ayı sonuna kadar sisteme katılımın tamamlanması bekleniyor. İşletmelerin DBYS üzerinden kayıtlarını oluşturarak çalışacakları yetkilendirilmiş saha operatörünü belirlemeleri gerekiyor. Belirlenen süre içerisinde yükümlülüklerini yerine getirmeyen işletmeler hakkında ilgili mevzuat kapsamında idari işlem uygulanabileceği de açıklandı.
İŞLETMELERE AMBALAJ BAŞINA TEŞVİK ÖDENİYOR
DBYS’ye kaydolan işletmelerde biriktirilen DOA logolu ambalajlar, operatörler tarafından düzenli olarak teslim alınıyor. Sisteme kazandırılan her DOA logolu ambalaj için işletmelere 20 kuruş teşvik bedeli ödeniyor. Ambalajların toplanması, taşınması ve doğrulanması süreçleri ise dijital altyapı üzerinden kayıt altına alınarak takip ediliyor.
Burada kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi açısından önemli bir ayrım yapmak gerekiyor. Vatandaşın bir DOA ambalajını iade ederek geri aldığı depozito bedeli ile restoran, kafe ve otellere ambalajların ayrıştırılması ve sisteme kazandırılması karşılığında ödenen işletme teşviki aynı ödeme değildir.
Vatandaş satın aldığı ürün için daha önce ödediği depozito bedelini geri alırken işletmeye yapılan ödeme; ambalajın ayrıştırılması, saklanması ve operatöre teslim edilmesi sürecine yönelik bir teşvik niteliğindedir.
DOA İADE BEDELİ İLE İŞLETME TEŞVİKİ ARASINDAKİ FARK KAPANACAK MI?
Mevcut uygulamada tüketicinin aldığı depozito iade bedeli ile işletmelere ödenen 20 kuruşluk teşvik arasında önemli bir fark bulunuyor. Sistemin henüz yeni olması, operatörlerin toplama, taşıma, sayım ve doğrulama maliyetleri düşünüldüğünde bu farkın oluşmasının gerekçeleri anlaşılabilir.
Ancak restoran, kafe ve oteller açısından ambalajların ayrıştırılması da tamamen maliyetsiz bir işlem değildir. İşletmeler bu süreçte personel emeği, poşet ve paketleme gideri, depolama alanı, hijyen yönetimi ve operasyonel takip gibi çeşitli yüklerle karşılaşıyor.
Özellikle yüksek sayıda içecek satışı yapan büyük restoran ve otellerde binlerce ambalajın ayrıştırılması, uygun şekilde paketlenmesi ve teslim gününe kadar muhafaza edilmesi ciddi bir iş gücü ve alan ihtiyacı yaratabiliyor. Bu nedenle işletmelere ödenen teşvik bedelinin, sistemin sahadaki gerçek maliyetleri ve işletmelerden gelecek geri bildirimler doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi yararlı olacaktır.
Edindiğim bilgilere göre uygulama, sahadan gelen veriler ve paydaşların görüşleri doğrultusunda geliştirilmeye devam edecek. Dolayısıyla işletmelere yönelik teşvik tutarlarının da ilerleyen dönemde yeniden ele alınması sektörün önemli beklentileri arasında yer alıyor.