Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen 2027-2029 dönemine ilişkin Orta Vadeli Program Uluslararası Medya Buluşması’nda yabancı basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Toplantıda Türkiye’nin ekonomi programına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şimşek, özellikle kur rejimi ve enflasyon politikasıyla ilgili önemli mesajlar verdi.
“Serbest dalgalı kur şok emici işlev görür”
Kur rejimine yönelik spekülasyonlara açıklık getiren Şimşek, Türkiye’nin mevcut yönetimli dalgalanma rejiminden serbest dalgalı kura geçmesinin istenen bir durum olduğunu ifade etti.
Serbest dalgalı kurun ekonomik şoklara karşı “şok emici” bir işlev gördüğünü belirten Şimşek, ancak bu sisteme dönüş için uygun ekonomik şartların oluşması gerektiğini vurguladı.
Şimşek, mevcut durumda enflasyonun ve enflasyon beklentilerinin henüz istenilen seviyede olmadığını belirterek, döviz piyasasında alıcı ve satıcıların iki yönlü hareketinin oluşmasının da önem taşıdığını söyledi.
Türkiye’nin 2023 yılının ortalarında uygulamaya koyduğu ekonomi programının ardından Türk varlıklarına yoğun ilgi geldiğine dikkat çeken Şimşek, bunun piyasalarda zaman zaman tek yönlü hareketlere neden olduğunu dile getirdi.
Şimşek, “Kur rejimine ilişkin spekülasyonların hiçbir dayanağı yok” mesajını vererek, günlük döviz kuru politikasının Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yürütüldüğünü hatırlattı.
OVP’de kur varsayımı: Nötr reel döviz kuru
Şimşek, Orta Vadeli Program hazırlanırken döviz kuru üzerine herhangi bir yönlü bahis alınmadığını da belirtti. Program çalışmalarında nötr bir reel döviz kuru varsayımının kullanıldığını söyleyen Şimşek, kur politikasının günlük olarak yönetilmesinin Merkez Bankası’nın sorumluluğunda olduğunu ifade etti.
Bakan Şimşek, 2027 yılı enflasyon hedefinin para politikasını gevşetmek amacıyla yukarı çekildiği yönündeki iddiaları da reddetti.
“Fiyat istikrarına olan bağlılığımız tamdır” mesajını veren Şimşek, enflasyon hedeflerinin siyasi saiklerle belirlenmediğini, ekonomik koşullar ve mevcut veriler doğrultusunda şekillendirildiğini söyledi.
Enflasyonda “atalet” vurgusu
Türkiye’de enflasyonun önemli bir bölümünün geçmiş dönem enflasyonundan beslendiğine dikkat çeken Şimşek, gelişmekte olan ülkelerde enflasyon ataletinin yaklaşık yüzde 40 seviyesinde olduğunu ifade etti.
Şimşek, mevcut enflasyonun gelecek döneme önemli ölçüde taşındığını belirterek, fiyat istikrarının sağlanmasının yalnızca para politikasıyla değil, arz yönlü politikalarla da desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Küresel ölçekte enerji, tarımsal ürünler ve sanayi emtia fiyatlarında yaşanan artışların da Türkiye’nin enflasyon görünümünü etkilediğini belirten Şimşek, son dönemdeki küresel arz şokunun ekonomik program üzerindeki baskısını değerlendirdi.
Deprem bölgesine 104 milyar dolarlık kaynak
Şimşek, toplantıda deprem bölgesindeki yeniden imar çalışmalarına ilişkin rakamları da paylaştı.
Deprem bölgesine bugüne kadar yaklaşık 104 milyar dolar kaynak aktarıldığını belirten Şimşek, 621 bin konutun teslim edildiğini veya teslim aşamasına geldiğini açıkladı.
Deprem bölgesinde kira enflasyonunun yaklaşık yüzde 20 seviyesine gerilediğini söyleyen Şimşek, ülkenin diğer bölgelerinde ise kira artışlarının yüzde 40-50 bandında seyrettiğine dikkat çekti.
Konut arzı artırılacak
Konut ve kira fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisine de değinen Şimşek, arz yönlü politikaların sonuç verdiğini belirtti.
Bu kapsamda 500 bin yeni sosyal konut projesinin başlatıldığını ifade eden Şimşek, daha önce açıklanan 250 bin konutla birlikte önümüzdeki yıllarda devlet destekli toplam 750 bin sosyal konut inşa edilmesinin hedeflendiğini söyledi.
Şimşek, konut arzındaki artışla birlikte hanehalkının yaşam maliyetleri üzerindeki konut ve kira baskısının azaltılmasının amaçlandığını belirtti.





