Yüksek komisyon oranları, yalnızca platformun kendi paket servis personelini, araçlarını ve lojistik altyapısını kullandığınız durumlarda geçerlidir. Restoran, hiçbir kurye istihdam etmeden; yakıt, maaş, sigorta, bakım ve operasyonel maliyetlere katlanmadan, ürününü doğrudan platform aracılığıyla tüketiciye ulaştırır.

Restoran sektöründe yıllardır süregelen bir tartışma, son dönemde yeniden gündeme geldi: Online yemek platformlarının komisyon oranları ve bunun restoran fiyatlarına etkisi.
Ne yazık ki bu tartışmada her iki taraf da kendi düşüncelerini savunuyor; ancak bugüne kadar konuyu gerçekten iki tarafın haklarını gözeterek ele alan, objektif bir değerlendirmeye pek rastlamadım.

Oysa bu mesele yalnızca restoranları ya da platformları ilgilendirmiyor. Eğer denge doğru kurulamazsa, bu tartışmanın bedelini eninde sonunda tüketici ödüyor.
Bu nedenle taraflardan birini mutlak haklı ilan etmek yerine, orta yolu konuşmak ve sürdürülebilir bir çözüm üretmek zorundayız.

Bugün, bu yazıda elimden geldiğince meselenin arka planını, ekonomik ve operasyonel boyutlarıyla anlatmaya çalışacağım. Çünkü tüketicinin bu denklemde arada kalmaması için, tarafların haklarını gözeten bir modelin geliştirilmesi şart.

Online Yemek Platformları Nedir, Nasıl Çalışır?

Online yemek platformları, kendi geliştirdikleri yazılımlar aracılığıyla restoranları tüketiciyle buluşturmayı amaçlayan dijital pazaryerleridir.
Bu yapıların temel gücü; teknoloji altyapısı, yoğun reklam yatırımları ve geniş kullanıcı kitlesinden gelir.

Restoranlar ise bu platformlara dahil olarak, belirli oranlarda komisyon ödemeyi kabul eder ve karşılığında platformların yazılımını, marka bilinirliğini ve pazarlama gücünü kullanarak daha fazla tüketiciye ulaşmayı hedefler.

Platformlar açısından bakıldığında ise bu sistemin sürdürülebilirliği;

· Alınan komisyonlar

· Reklam ve görünürlük gelirleri üzerinden sağlanır. Yani bu firmalar da kendi operasyonel maliyetlerini ve yatırımlarını bu gelirlerle finanse eder.

Kısacası, iki taraf arasında karşılıklı bir ihtiyaç ilişkisi vardır. Sorun, bu ilişkinin denge noktasının zamanla bozulması ve bunun fiyatlara yansımasıyla başlar.

Online Yemek Platformlarının Komisyonları Oranları Nedir?

Bu konu hakkında maalesef ciddi bir bilgi kirliliği mevcut.
Online yemek platformlarının, restoranlardan paket başına aldığı temel komisyon oranları ortalama %9 ile %12 arasındadır.

Ancak bazı çevrelerde bu oranların %40’lara kadar çıktığı iddia edilmektedir. Benim durduğum yer her zaman objektiflik ve tüketici menfaatidir; bu nedenle tüketicilerin objektif bir şekilde bilgilendirilmesi şarttır.

Peki, %40 komisyonla çalışan sistemler var mı?
Evet, var.
Ancak burada kritik bir ayrım bulunmaktadır.

Bu yüksek komisyon oranları, yalnızca platformun kendi paket servis personelini, araçlarını ve lojistik altyapısını kullandığınız durumlarda geçerlidir. Yani restoran, hiçbir kurye istihdam etmeden; yakıt, maaş, sigorta, bakım ve operasyonel maliyetlere katlanmadan, ürününü doğrudan platform aracılığıyla tüketiciye ulaştırır.

Bu durumda alınan komisyonun içine:

· Kurye maaşları

· Yakıt giderleri

· Sigorta ve operasyon maliyetleri

gibi kalemler de eklenmektedir.

Bu modeli tercih etmek istemeyen işletmeler ise kendi paket servis personellerini çalıştırarak daha düşük komisyon oranlarıyla sisteme devam edebilirler.

Dolayısıyla çözüm üretmek istiyorsak, önce doğru bilgiyi doğru şekilde paylaşmak zorundayız.

Online Paket Platformları Komisyonları Restoran Fiyatlarının Üzerine mi Ekler?

Yazımın asıl kırılma noktası tam olarak burası. Bana tüketiciler tarafından ısrarla sorulan en önemli sorulardan biri budur. Platformlar işletmelerin satış fiyatlarına müdahale eder mi?

Cevap: Hayır.

Örneğin;
Bir ürünü restoranda 500 TL’ye satıyorsanız, online paket platformu bu ürünü sizin adınıza 550 TL’ye satmaz.
Bu, kamuoyunda en sık yapılan ve en çok yanlış yönlendirmeye neden olan iddiadır.

Online yemek platformları, işletmelerin satış fiyatlarına doğrudan müdahale etmez.
Menü fiyatlarını belirleyen tamamen restoranın kendisidir. Komisyonlar bu satış fiyatları içinden platformlar tarafından kesilir, üzerine eklenerek değil. Ancak işletmeler adına burada çok net bir ilke koymak gerekir, restoranlar bu komisyonları tüketiciden çıkarmamalıdır. Bu maliyetlere işletmeler katlanmalıdır, tüketiciler değil.
Çünkü unutulmamalıdır ki restoranlar bu komisyonları öderken:

· Yeni müşterilere ulaşır

· Yazılım ve altyapı hizmeti alır

· Pazarlama ve görünürlük kazanır

Yani bu hizmet karşılıksız değildir.

Bu nedenle, sırf komisyon ödeniyor diye fiyatları artırmak ya da “paket servis daha pahalı” algısı yaratmak tüketiciye haksızlıktır.

Elbette bu komisyonları ödemek istemeyen işletmeler, kendi sipariş sistemlerini kurabilir.
Bu platformlara üye olmak gibi herhangi bir zorunluluk yoktur. Teslimat ücreti alınacaksa da, bu ücret şeffaf biçimde tüketiciye açıklanmalı ve verilen hizmetin karşılığı net şekilde belirtilmelidir.

Peki Asıl Sorgulanması Gereken Konular Nelerdir? Restoranlar Hangi Konularda Dezavantajlı Konumda?

Platformların gözünden konuyu ele aldıktan sonra gelelim restoranların mağdur olduğu taraflara. Bugün piyasada çok az sayıda online yemek platformu bulunmaktadır. Asıl sorgulanması gereken mesele, bu sınırlı sayıdaki firmanın oligopol bir piyasa yapısı oluşturup oluşturmadığıdır.

Oligopol; az sayıda firmanın piyasaya hâkim olduğu, rekabetin fiilen sınırlı kaldığı ve fiyatların birbirine çok yakın seyrettiği piyasa yapısıdır.

Komisyon oranlarına bakıldığında, platformların neredeyse birbirine çok yakın oranlarla çalıştığı görülmektedir. Yeni oyuncuların piyasaya girmekte zorlanması, bu yapının zamanla tekelleşme refleksiyle çalışıp çalışmadığını sorgulatmaktadır.

Burada şu sorular açıkça sorulmalıdır:
Bu komisyon oranları ortak hareket ile mi belirleniyor?
Restoranlar karşısında rekabet hukukuna aykırı bir baskı unsuru oluşmuş mudur?

Giydirilmiş Komisyon Gerçeği

Kâğıt üzerinde komisyon oranları %10 civarında görünse de, pratikte durum çok daha farklıdır.

Platform sistemlerinde:

· Uygulanmaya zorunda bırakılan indirim kampanyaları

· Görünürlük için reklam baskısı

· Kampanyaya katılmayan işletmelerin geri plana itilmesi

gibi uygulamalar mevcuttur.

İndirim yapmayan ya da reklam vermeyen restoranlar, ne kadar kaliteli hizmet sunarsa sunsun, öne çıkmakta zorlanmaktadır.

Bazı kampanyalarda platformlar indirimlere sınırlı destek verse de bu destekler çoğu zaman yetersiz kalmaktadır.
Üstelik bu kampanyalar, restoranların kâr marjları dikkate alınmadan oluşturulmaktadır. Bunun sonucunda ise işletmeler zarar etmek pahasına indirim yapmak zorunda kalmaktadır. Bazı art niyetli işletmeler ise fiyatlarını arttırıp indirim yaparak hem bu kampanyaların görünürlüğünden faydalanır hem de indirim zorunluluğundan kaçınmış olur. Ancak bu yol, doğrudan tüketicinin iyi niyetinin suistimal edilmesi anlamına gelir. Sonuç olarak tek kaybeden yine tüketici olmaktadır.

Bugün gelinen noktada, platformların aylık reklam gelirleri, komisyon gelirleriyle yarışır hâle gelmiştir.
Restoran performansından bağımsız şekilde reklam vermeye zorlayan, hakim bir piyasa yapısı oluşmuştur.

Komisyon, reklam, indirim ve kampanya baskıları birleştiğinde ortaya çıkan “giydirilmiş komisyon”, birçok restoranda doğrudan kâr marjlarının üzerine çıkmaktadır.

Yani kağıt üzerinde %10 görünen komisyon, bilançolarda çok daha farklı rakamlara dönüşmektedir.

Sonuç

Özetle, “platformların komisyon oranları çok yüksek” demek bizi hiçbir yere götürmüyor.
Asıl konuşmamız gereken; restoranların neden bu kadar baskı altında olduğu, sözleşmelerin komisyon dışında kalan fiili yükleri ve platformların piyasa hâkimiyetini rekabet kanununa aykırı biçimde kullanıp kullanmadığıdır.

Komisyon oranı 2 puan düşse bile, sistemin kendisi değişmeden asıl sorun çözülmez.
Çünkü indirim, reklam ve listeleme baskısı devam ettiği sürece giydirilmiş komisyon çok daha farklı oranlara rahatlıkla çıkabilir.

Bu nedenle önce yapılması gerekenler çok net:

· Adil bir listeleme sistemi kurulmalıdır.

· İndirim kampanyalarına mutlaka bir düzenleme getirilmelidir.

· Listelemelerde restoranların gerçek performansı, hizmet kalitesi ve mutfak başarısı esas alınmalıdır.

· Tüketiciye daha iyi hizmet veren restoranlar ödüllendirilmelidir; daha fazla reklam harcaması yapanlar değil.

Bu denge kurulduktan sonra komisyon oranları zaten konuşulabilir ve uzlaşılabilir hâle gelir.
Aksi takdirde, rakamlarla oynayıp sistemi aynı bırakırsak; kazanan yine kimse olmaz, kaybeden ise her zaman tüketici olur.