İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında 26 Eylül'de ilgili kurumlara gönderilen müzekkereyle 42 gerçek kişi, 46 tüzel kişi ve 18 fon hakkında malvarlığını azaltıcı işlemlere yönelik tedbir alınması ve hesaplarda bulunan sermaye piyasası araçlarının dondurulması istenmişti.
Dünkü gelişmeyle birlikte soruşturmanın kapsamındaki isim ve kuruluşlar da kamuoyunun gündemine oturdu. Tedbir listesinde finans, enerji, sigorta, turizm, gıda ve gayrimenkul gibi farklı sektörlerden şirketlerin yanı sıra çok sayıda yatırım fonu yer aldı. Listede Tera Yatırım Menkul Değerler, Ulusoy Un, Pusula Yatırım Menkul Değerler, Tatilbudur, Astor Enerji, Enuygun.com, Emin Evim, Türkiye Hayat ve Emeklilik, Türkiye Sigorta, Pasifik Gayrimenkul Yatırım, Katılımevim ve Alfa Solar Enerji gibi şirketler de bulunuyordu.
Gerçek kişiler arasında ise Muhammed Yarız, Serdar Turhan, Abdullah Ercan, Melis Sandal, Emrullah Ercan, Ömer Bedir Çetinel, Mustafa Dedik, Hakan Yıldız, Erdin Özel, Enver Geçgel, İsmet Öğüt ve CW Enerji Başkanı Tarzan Tarık Sarvan'ın da bulunduğu 42 isim yer aldı.
Saatler sonra yeni karar geldi
Soruşturmada dikkat çeken gelişme ise tedbir kararlarının ardından yaşandı. Başsavcılığın 27 Eylül tarihli yeni müzekkeresiyle, Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) yeni değerlendirme ve bildirimleri doğrultusunda ilgili şirket ve fonların malvarlığı ile para hareketlerine yönelik tedbirlerin ve sermaye piyasası araçlarına ilişkin dondurma kararlarının kaldırılmasına karar verildi.
Son düzenlemeyle 45 şirket ve 19 fon yönünden tedbirlerin kaldırıldığı, gerçek kişiler hakkındaki tedbirlerin ise devam ettiği bildirildi.
"Soruşturma sona erdi" anlamına gelmiyor
Yaşanan gelişmenin ardından bugün adli kaynaklardan konuya ilişkin yeni bir açıklama geldi.
Adli kaynaklar, şirket ve fonlar hakkındaki tedbirlerin kaldırılmasının soruşturmanın sona erdiği veya incelemeye konu işlemlerin hukuka uygun bulunduğu şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Açıklamada, 26 Eylül tarihli ilk müzekkereyle alınan tedbirlerin amacının soruşturmaya konu malvarlığı değerlerinin elden çıkarılmasını veya üçüncü kişilere aktarılmasını önlemek, para hareketlerini aydınlatmak ve mağdurların haklarını korumak olduğu belirtildi.
Bu kapsamda 1 Temmuz-16 Eylül 2026 tarihleri arasında fonlardan gerçekleşen para çıkışlarının, en yüksek tutarlı işlemlerden başlanarak incelemeye alındığı kaydedildi. Söz konusu para hareketlerinin soruşturma konusu eylemlerle bağlantısının ve ilgili malvarlığı değerlerinin hangi kişi veya hesaplarda bulunduğunun belirlenmesinin hedeflendiği aktarıldı.
Gerçek kişiler için tedbirler devam ediyor
Adli kaynaklar, 27 Eylül tarihli müzekkerede gerçek kişiler hakkında uygulanan tedbirlerin kaldırılmasına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığının da altını çizdi.
Buna göre şirket ve fonlar yönünden tedbirlerin kaldırılması, soruşturma kapsamında adı geçen gerçek kişiler hakkındaki tedbirlerin de kaldırıldığı anlamına gelmiyor.
Açıklamada ayrıca, tedbirlerin kapsamının belirlenmesinde soruşturmanın ihtiyaçlarının yanı sıra düzenleyici ve denetleyici kurumların değerlendirmelerinin de dikkate alındığı belirtildi.
SPK'nın tasfiye kararları devam ediyor
Öte yandan kritik bir başka ayrıntıya da dikkat çekildi. Başsavcılığın 27 Eylül tarihli müzekkeresinin, SPK'nın fonların işleme kapatılması ve tasfiyesine ilişkin daha önce aldığı kararları kendiliğinden ortadan kaldırmadığı bildirildi.
SPK tarafından tasfiye kapsamına alınan fonlarda yatırımcıların hak sahipliği ve yapılacak ödemeler, Kurul tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yürütülmeye devam edecek. SPK ayrıca tasfiyeye konu fonlarda 17 Eylül'de TEFAS üzerinden iletilip iptal edilen talimatların sahiplerine, tasfiye bakiyesinden fondaki katılma payı sahipliği oranında ödeme yapılacağını açıkladı.
Adli kaynaklar, mağdur vatandaşların haklarının korunması ve zararlarının kanunun öngördüğü şartlar çerçevesinde giderilmesi hedefinden vazgeçilmediğini belirterek, soruşturma konusu işlemlerin ve para hareketlerinin aydınlatılması ile sorumluluğu bulunan kişiler hakkında gerekli adli işlemlerin yürütülmesinin sürdüğünü bildirdi.
Açıklamada, "Şirket ve fonlar hakkındaki tedbirlerin kaldırılması, mağdurların hak ve taleplerinin ortadan kalktığı şeklinde değerlendirilmemelidir" mesajı verildi.

