Çin’in Henan eyaletinde yoksul bir ailede büyüyen Zhang, 2006’da üniversite eğitimi için Sincan’a gitti. Kırsal bölgede matematik öğretmenliği yaptıktan sonra 2014 yılında gelirini artırmak amacıyla Hotan’daki bir gözaltı merkezinde gardiyan olarak göreve başladı. 2016 sonunda memurluk sınavını kazanarak resmen polis teşkilatına katılan Zhang, Doğu Türkistan’daki kitlesel gözaltı ve kontrol politikalarının tam merkezinde yer aldı.
"Sincan, demir bir duvarla çevrili dev bir hapishane gibi. Bu duvar sadece sayısız masum Uygur’u değil, baskı politikalarını uygulamakla görevlendirilen kişilerin vicdanını ve ruhunu da hapsediyor."
— Zhang Yabo, Eski Polis Memuru
Sistem Nasıl İşliyordu?
Zhang Yabo’nun tanıklıkları, Sincan’daki gözetim ve gözaltı uygulamalarının bireysel veya münferit kararlarla değil, belirli kotalar ve teknolojik takip sistemleriyle yürütüldüğünü ortaya koyuyor:
-
Gece Baskınları ve Dini Eşya Toplama: 2016 yılından itibaren sertleşen politikalarda; uzun sakal bırakmak, Arapça öğrenmek veya ibadet etmek "dini radikalleşme" göstergesi sayıldı. Evlere düzenlenen gece baskınlarıyla Kur'an-ı Kerim ve diğer dini materyallere el konuldu.
-
Toplu Sevkler: 2017 boyunca yüzlerce ve binlerce Uygur tutuklunun naklinde görev alan Zhang, tutukluların kelepçelendiğini, başlarına çuval geçirildiğini ve uzun yolculuklar boyunca temel insani ihtiyaçlarının kısıtlandığını aktardı.
-
Tarlada Zorunlu Denetim: Pamuk tarlalarında çalıştırılmak üzere sevk edilen binlerce Uygur işçinin başında nöbet tutan Zhang, temel görevinin kişilerin ibadet etmesini önlemek ve kaçmalarını engellemek olduğunu belirtti.
-
Otomatik Alarm ve Elektrik Takibi: Köylerde kurulan dijital gözetim sistemleri, "olağan dışı" hareketlilik tespit ettiğinde güvenlik birimlerine uyarı gönderiyordu. Bir evde gece vakti elektrik kullanımının artması bile polisin adrese gidip sorgulama yapması için yeterli bir gerekçe kabul ediliyordu.
-
Haftalık Gözaltı Kotası: 2023 yılı itibarıyla güvenlik personeline haftalık "istihbarat bilgisi" kotası getirildi. Her memurun haftada en az bir kişinin gözaltına alınmasını sağlayacak rapor hazırlaması zorunlu kılındı. Kotayı dolduramayan memurlara 24 saatlik vardiya ve özeleştiri cezası uygulandı.
Gerçeklerle Yüzleşme ve Sığınma Süreci
Görev yaptığı dönemde devletin resmi söylemlerine inandığını belirten Zhang, Eylül 2023'te polislikten ayrılarak Guangzhou’ya taşındı. VPN aracılığıyla Çin'in internet sansürünü aşarak yaptığı araştırmalarda, çalıştığı tesislerin uluslararası kamuoyunda "toplama kampı" olarak tanımlandığını öğrendi.
2024 yılında resmi olarak istifa eden ve Katolikliği benimseyen Zhang, Ağustos 2025'te oğluyla birlikte katıldığı bir Avrupa turu esnasında gruptan ayrılarak Münih'e geçti. Dünya Uygur Kurultayı'na başvuran eski polis memuru, Almanya'da iltica talebinde bulundu.
Çin makamları tarafından banka hesapları dondurulan ve hakkında adli işlem başlatılan Zhang, yaşadığı süreci ve şahit olduğu uygulamaları uluslararası insan hakları örgütleri, akademisyenler ve yetkililerle paylaşmaya devam ediyor.




