Siber saldırıların havada uçuştuğu, maymuncuk anahtarı gibi yapay zekanın açamadığı bir kapının kalmadığı ve yönetimlerin giderek totaliter sistemlere kaydığı günümüzde geleceğin sisli olmadığını kimse söyleyemez.

BD, İran ve İsrail üçlüsünün çatışması, sonra sında toz dumana dönen Orta Doğu’nun gele ceği, Rusya – Ukrayna savaşının nasıl neticele neceği, küresel ekonominin giderek küçülmesi ve dünyanın diğer bölgelerindeki kriz noktalarının küresel bir değişime yol açıp açmayacağı en çok tartışılan konular arasında yerini koruyor. Kriz anlamında yeni küresel dalga mı geliyor? Gelecekse siyasi, ekonomik ve askeri olarak vo latilitenin boyu, ebatı ve şiddeti ne olacak? Yapay zekânın da işe karıştığı global dalgalanmanın sonuçları insanlığı nereye götürecek? Bunlar elbette bugün için zor cevapla nacak derin sorular…

TEHDİTLER VE KRİZLER ARTIYOR

Siber saldırıların havada uçuştuğu, maymuncuk anahta rı gibi yapay zekanın açamadığı bir kapının kalmadığı ve yönetimlerin giderek totaliter sistemlere kaydığı günü müzde geleceğin sisli olmadığını kimse söyleyemez. Tabii geleceğe yönelik birçok futurist yorum yaparken raporlar da peşi peşine sıralanıyor. Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından yayınlanan "Küresel Ekonomik Gelecek: 2030'da Rekabet Gücü" adlı rapora göre, küresel ekonomi şu anda belirsiz bir seyir izliyor. Büyüme beklentileri, artan politika kısıtlamaları ve jeopolitik gerginliklerle beraber dünyanın hızla değiştiği ortada. Dolayısıyla belirsizlik ortamında dev letler, firmalar, birçok kurum ve kuruluşun uyum sağlama, gelişme ve refah sağlama yeteneği olan rekabet gücü dahi tartışmalı hale geliyor. Politika yapıcıların milli ve global öncelikler arasında daraldıkları, birçok girift bilinmezler arasında gidip geldiği gözleniyor. Fotoğraf aslında teknoloji ve yapay zekanın; geleceğin muğlak, kararsız, gizem ve bulanık rotasını çiziyor ve ardından “Alınacaksa tedbirler bugünden alınsın!” ikazını yapıyor. Hele hele bir de iklim krizi var ki gelecek uzaktan evlere şenlik olacak görüntüsü veriyor.

WEF RAPORU GÖRMEZDEN GELİNEMEZ

WEF raporu; rekabet gücünün kendi başına bir amaç olmadığını, şirket kârlılığını artırmanın ve ülke düzeyinde refah ve yaşam standartlarında önemli iyileştirmeler elde etmenin yollarını jeopolitik, iş mevzuatı, teknoloji, inovas yon ve yetenek olarak ele alıyor. Aynı rapor, geleceği ön görmek amacıyla değil; karar alıcılara belirsizlik ortamında yön bulmaları için araçlar sunmak amacıyla senaryo analizi de yapıyor. Bu analiz yaklaşımı; eğilimleri anlamayı ve ön görmeyi, stratejik varsayımların dayanıklılığını test etmeyi, riskleri azaltacak ve fırsatları en üst düzeye çıkaracak stra tejiler geliştirmeyi salık veriyor. Çalışmada, yüksek belirsiz liğe ve yüksek etki potansiyeline sahip iki temel unsurun jeopolitik değişkenlik ve mevzuat düzenlemelerinin sıkılığı etkileşimi ele alınmakta ve bu doğrultuda 2030 yılındaki rekabet gücüne ilişkin en önemli faktörün hızlı ve akıllı olanın ayakta kalacağı vurgulanıyor. Son olarak benzeri görülmemiş seviyedeki belirsizlik ve değişkenlik ortamında rapor; işletmelerin ve kamu otoritelerinin riskleri azaltma larına, rekabet güçlerini artırmalarına ve tüm senaryolarda düzenleyici ve jeopolitik eğilimleri etkin şekilde yönetmele rine yardımcı olmak amacıyla, kıdemli sektör yöneticileriyle yapılan istişareler ve senaryo analizleri yoluyla geliştirilen bir dizi üst düzey stratejik önerileri paylaşıyor.

ZERO DAY VE KÜRESEL TEHDİT RAPORU

Crowdstrike 2026 Küresel Tehdit Raporu'na göre, 2025 gizlenebilen saldırıların en yükseğe çıktığı bir yıl. Bulut ta banlı gizlenebilen saldırılarda yüzde 266, yine gizlenebilen yapay zekâ destekli saldırılarda yüzde 89, “sıfır gün güven lik açık saldırıları”nda yüzde 42 artışlar görüldü. Öngörüler 2026’nın, 2025 yılından farklı olmayacağını yönünde. Sıfır gün diğer adıyla (zero-day) saldırıları; yazılım veya dona nım geliştiricilerinin bile henüz farkında olmadığı, herhangi bir savunma önleminin bulunmadığı yazılım açıklarından yararlanan bir siber saldırı türü ki, “en tehlikelisi olarak” kayıtlara geçti. Dolayısıyla sıfır gün güvenlik açıkları dahil yeni global dalgalanmaya hazırlıklı olmanın yolları aranıyor mu, mevcut yapıyı sağlamlaştırıcı seri adımlar atılıyor mu, henüz bilemiyoruz!

RİSK AZALTMA VE NÜFUZ KAZANMA

Savunma sanayiine şimdilik diyebileceğimiz bir söz yok gibi, ama yine de hassasiyet ve temkinliliğin gerekli olduğu gerçeği yanı başımızda duruyor. Ülkede seçimlere yaklaşık 2 yıl kala siyasetteki kargaşa, nasıl bir fotoğraf verecek, beklenen global dalgalanmaya karşı dayanıklılığın ölçü sü ne olacak, hep zihinlerdeki istifham! Daha doğrusu hâlihazırda ekonomik entegrasyonun derinleştirilmesi, dış pazarların çoğaltılıp güçlendirilmesi, ihracat kanallarının inovasyonla daha açılması ve tedarik zincirlerinin kesinti ye uğramaması için söz konusu zincirin halkalarından biri olmanın sağlayacağı enerji ve sinerjide süreklilik, global dalgalanmaya etkili bir kalkan olabilecek mi? Mamafih siyasetçi, ihracatçı ve lojistikçilere yurt içi ve yurt dışındaki riskleri azaltmak ve jeopolitik ilişkilerde nüfuz kazanmak işi düşüyor ki durumdan vazife çıkararak; planlamalar ve hare kete geçiş zamanlaması inşallah hazır bekliyordur.

‘LOJİSTİK’ ÇÖZÜMÜN OMURGASI

Dünya ticaretinde dönen yaklaşık 28,5 trilyon doların 1/3’ü doğrudan lojistikle ilgili. Bu hacmin yüzde 65’i yük taşıma ile ilgiliyken yüzde 35’i depolama, gümrük gibi süreçleri kapsıyor. Türkiye, küresel lojistik pazarından aldığı payla uluslararası sıralamada 2028 yılı için 25’incilik hedefine doğru ilerliyor. Ülkede lojistik ve taşımacılık sektörü 2026 yılı itibariyle 100 milyar dolar değerindeki pazar büyüklü ğüyle küresel lojistik ihracatının yüzde 2,5'ini oluşturarak dünya çapında 11'inci sırada yer alıyor. Ayrıca sektör, Tür kiye'nin yıllık Gayrisafi Yurt İçi Hasılası'nın (GSYH) yaklaşık yüzde 12'sini temsil ediyor ve doğrudan 1,5 milyonu aşan çalışanıyla istihdamı sırtlayan sektörlerden biri. Gelelim, beklenen global sarsıntıya… Buradan söyleyeyim; bu kriz den çıkabilmenin en iyi ve en kestirme yolu lojistik destekli ihracat!

GLOBAL KRİZ VE ORTA YOL PROJESİ

Türkiye mal ihracatı ile hizmet ihracatını geliştirmede lojistik ağından fevkalade faydalanıyor. Bilhassa Orta Yol Projesi (OYP) ile Çin'den Londra'ya kadar geniş bir hinter landın merkezindeki Türkiye'nin beklenen küresel hasarı rahatça atlatmasının dış ticaret kaslarını kuvvetlendirme sine bağlı olduğunu tekraren söylemeye çalışalım! Böyle zorlu dönemde KOBİ’lerin önemli katkısı olacağı kesin. Ancak söz konusu şirketlerin uluslararası üretim ve pazar lama gücünün yükseltilmesi gerekiyor. Şöyle ki: KOBİ’ler de finansmana ulaşmak, yeşil lojistik, 1 trilyon TL'yi geçen e-ticaret pazarı ve soğuk zincir taşımacılığı sektörün en fazla destek beklediği alanlar.

KUVVETLİ KAS, SAĞLAM KALKAN LAZIM

Peki dış ticaret kasları nasıl kuvvetlendirilecek? Gördü ğümüz kadarıyla ifade edelim… 850 bin araca sahip 70 binden fazla firma ile taşımacılığın yaklaşık yüzde 90'ını karayolu ile gerçekleştiren Türkiye'nin lojistikte dijitalleş mesi, yapay zekâ entegrasyonuna ağırlık vermesi ve AB Yeşil Mutabakatı'na uygun şekilde karbon ayak izi etkilerini azaltıcı tedbirlere yönelmesi, kasları güçlendirmede sorun çözücü adımlar olarak görülüyor. Hükümet ve ihracatçı birliklerinin deniz, hava ve demiryolunu da dahil ederek hizmet ve lojistik sektörleriyle sınırsız iş birliği ve yüksek dirsek teması geleceğin belirsizliğine fazlasıyla kalkan olacak, bizden söylemesi!