star'da yer alan habere göre Türk savunma sanayii, yerli ve milli imkanlarla geliştirdiği dev projeleriyle küresel arenada taşları yerinden oynatmaya hazırlanıyor. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii (SSB) Başkanı Haluk Görgün, Defense 24 platformuna verdiği özel röportajda, Türkiye'nin savunma sanayisinde ulaştığı devrim niteliğindeki aşamaları aktardı. Görgün, milli gururlarımız KAAN, KIZILELMA ve ANKA 3'ün geleceğin hava savaşlarında entegre bir mimariyle birlikte görev yapacağının müjdesini verdi.

İnsanlı ve İnsansız Ortaklığı: Havada Yeni Dönem

Geleceğin hava muharebe konseptlerinin tamamen dijitalleşme ve entegrasyon üzerine kurulduğunu belirten Haluk Görgün, insansız savaş havacılığında çığır açan KIZILELMA ve ANKA 3'ün bu stratejinin merkezinde yer aldığını vurguladı.

Görgün, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"KIZILELMA ve ANKA III, insansız savaş havacılığında yeni bir dönemi temsil ediyor. Bu platformlar, insanlı ve insansız unsurların entegre bir mimari içinde birlikte çalışacağı gelecekteki hava muharebe konseptleri göz önünde bulundurularak geliştiriliyor."

KAAN: Sadece Bir Uçak Değil, Bir Teknoloji Ekosistemi

Türkiye’nin 5. nesil milli muharip uçağı KAAN’ın önemine dikkat çeken Görgün, bu projenin sadece askeri bir başarı olmadığını, ülkeye devasa bir bilgi birikimi kazandırdığını ifade etti. KAAN'ın; sistem tasarımı, ileri malzemeler, aviyonik, sensörler, görev bilgisayarları ve silah entegrasyonu gibi alanlarda Türkiye’nin kabiliyetlerini zirveye taşıdığı ve bu birikimin savunma sanayisinin diğer alanlarını da besleyeceği belirtildi.


Deniz Havacılığında Bayraktar TB3 ve Yeni Uçak Gemisi Vizyonu

Türkiye'nin sadece havada değil, deniz havacılığında da stratejik oyun kurucu rol üstlendiğini belirten SSB Başkanı, Bayraktar TB3'e ayrı bir parantez açtı. Kısa pistli deniz platformlarından operasyon yapabilme yeteneğine sahip olan TB3'ün, özellikle maliyet-etkin çözümler arayan ülkeler için deniz hava gücünde yeni ufuklar açacağını söyledi. Türkiye'nin gelecekteki uçak gemisi konseptleri ve deniz havacılığı vizyonu, küresel askeri dengelerde önemli bir etki yaratacak.


Dışa Bağımlılıktan Küresel Tedarikçiliğe

Son yirmi yılda yaşanan büyük dönüşümün altını çizen Haluk Görgün, Türkiye'nin artık dış tedarike bağımlı bir ülke olmaktan çıkıp; kendi gelişmiş sistemlerini tasarlayan, üreten ve ihraç eden tam bağımsız bir ekosisteme dönüştüğünü belirtti. Günümüzde deniz platformlarından siber güvenliğe, füze sistemlerinden radar teknolojilerine kadar hemen her kritik alanda yerli üretim kapasitesine ulaşıldığı vurgulandı.

NATO ve Avrupa Savunmasına Güçlü Katkı

Görgün, Türkiye'nin bu teknolojik hamlelerinin küresel ittifaklara olan katkısını şu sözlerle özetledi:

Jandarma T70 helikopterinden motorunun üretildiği TEI'ye selamlama uçuşu
Jandarma T70 helikopterinden motorunun üretildiği TEI'ye selamlama uçuşu
İçeriği Görüntüle
  • Stratejik Hedef: NATO'nun caydırıcılık ve savunma duruşuna daha etkin katkı sağlamak.

  • Uzun Vadeli Ortaklıklar: Dost ve müttefik ülkelerle kalıcı ve sürdürülebilir iş birlikleri geliştirmek.

  • Katma Değer: Avrupa Birliği ve NATO’ya sadece askeri güçle değil, sahada operasyonel olarak kanıtlanmış gelişmiş teknolojilerle destek olmak.

Türkiye, KAAN önderliğindeki bu "Üçlü İttifak" ve deniz havacılığındaki hamleleriyle, geleceğin savunma doktrinini yazan lider ülkelerden biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.