Devlet televizyonunda yayınlanan hitabında Hamaney, öncelikle iç güvenliğe vurgu yaparak, "Ülkeyi bölme girişimlerini engelledik" ifadesiyle merkezi otoritenin korunduğu mesajını verdi.
Stratejik Hamle: Hürmüz Boğazı Kozu
Hamaney’in en dikkat çekici çıkışlarından biri, küresel enerji arzının kalbi sayılan Hürmüz Boğazı üzerine oldu. Yeni lider, boğazın kapalı kalması gerektiğini savunarak şu noktaların altını çizdi:
-
Baskı Unsuru: Hürmüz Boğazı, sadece bir geçiş yolu değil, düşmana karşı stratejik bir baskı aracı olarak kullanılacak.
-
Ekonomik ve Siyasi Savaş: Boğazın kontrolü, İran’ın bölgesel diplomasideki en büyük kozu olarak masada kalmaya devam edecek.
İntikam ve Tazminat Resti
Yeni lider, askeri ve sembolik kayıplar konusunda "tavizsiz" bir tutum sergileyeceklerini belirtti:
-
Minab Okulu Şehitleri: Hamaney, özellikle Minab Okulu saldırısı başta olmak üzere, şehitlerin kanının yerde kalmayacağını ve intikamın mutlaka alınacağını vurguladı.
-
Maddi Karşılık: Düşman olarak nitelendirdiği taraflardan tazminat talep edileceğini; ödenmemesi durumunda ise düşman mallarına el konulacağını veya aynı değerde zarara uğratılacaklarını açıkça ifade etti.
"Bölgedeki tüm ABD üsleri derhal kapatılmalı, bu üslere saldırılacak"
"Şehitlerin kanının intikamından, özellikle Minab şehitlerinin kanının intikamından asla vazgeçmeyeceğiz."
"Komşularla dostluğa inanıyoruz, yalnızca üsleri hedef alıyoruz ve mecbur kalırsak buna devam edeceğiz"
"Her halükarda düşmandan tazminat alacağız. Eğer reddederlerse, uygun gördüğümüz ölçüde varlıklarına el koyacağız, bu mümkün olmazsa, eşdeğer miktarda mülklerini yok edeceğiz"
Mücteba Hamaney’in bu ilk açıklamaları, İran’ın yeni dönemde savunmacı bir pozisyondan ziyade, daha "aktif ve cezalandırıcı" bir dış politika izleyeceğinin de sinyallerini veriyor.





