Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Moskova’ya uygulanan tarihin en ağır ekonomik yaptırımları, Avrupa Birliği (AB) ile Rusya arasındaki ticareti durdurmaya yetmedi. Almanya'nın önde gelen ekonomi kuruluşu Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü (IfW), tüm kısıtlamalara rağmen 2025 yılında AB ile Rusya arasındaki ticaret hacminin 57,2 milyar Euro olarak gerçekleştiğini açıkladı.
Enstitü, bu devasa ticaret ağını Ukrayna lehine çevirecek ve Moskova'yı sarsacak radikal bir "Ukrayna Destek Tarifesi" önerisi sundu.
Ticaret Durmadı, Dengeler Eşit Yayımlanan yeni politika raporuna göre, 2025 yılındaki 57,2 milyar Euro’luk ticaret hacminin 27,2 milyar Euro’sunu AB’nin Rusya’dan yaptığı ithalat, 30 milyar Euro’sunu ise Rusya’ya yapılan ihracat oluşturdu. Uzmanlar, Avrupa’nın elindeki bu ticari gücü askeri ve insani yardıma dönüştürmenin formülünü buldu.
Dondurulan Varlıkların 5 Katı Gelir Kapısı Kiel Enstitüsü'nün hesaplamalarına göre; Rusya’dan yapılan ithalata gümrük vergisi konulması ve Rusya’ya yapılan ihracata ek mali yük getirilmesiyle kurulacak "Ukrayna Destek Tarifesi", yılda 11 ila 16 milyar Euro arasında net gelir sağlayabilir. Bu rakam, AB'nin halihazırda dondurulmuş Rus devlet varlıklarından elde ettiği yıllık 3 milyar Euro’luk faiz gelirinin neredeyse 5 katına denk geliyor. Elde edilecek fonun doğrudan Ukrayna’nın savunma ve yeniden inşa harcamalarına aktarılması öneriliyor.
Rusya 4 Kat Daha Fazla Kaybedecek Raporda, bu vergi hamlesinin AB ekonomisine sınırlı bir maliyet yükleyeceği, ancak Rus ekonomisine vuracağı darbenin 3-4 kat daha büyük olacağı vurgulandı.
Kiel Enstitüsü Başkanı Moritz Schularick, savaştan bu yana geçen 4 yılda şirketlerin tedarik zincirlerini değiştirmek için yeterli vakti olduğunu belirterek sert bir eleştiride bulundu:
"Bugün Rusya ile ticareti sürdüren firmalar bunu tamamen bilinçli olarak tercih ediyor. Önerdiğimiz tarife, AB’ye esnek bir siyasi araç sunacak. Olası bir barış veya uzlaşma durumunda bu vergi oranları düşürülebilir."
Raporda ayrıca, ticaretin Çin’e kayacağı yönündeki korkuların abartılı olduğu ve makul tarifelerin Moskova üzerindeki baskıyı artırmak için kaçırılmayacak bir stratejik fırsat olduğu ifade edildi.




