İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Burak Bilbay, obezitenin son 40 yılda Türkiye’de çarpıcı biçimde arttığına dikkat çekerek, 1975 yılında yüzde 8,6 olan obezite oranının 2016 itibarıyla yüzde 32,1’e yükseldiğini söyledi. Bilbay, mevcut eğilimin devam etmesi halinde 2030 yılına kadar Türk kadınlarının yarısının, erkeklerin ise yaklaşık üçte birinin obeziteyle karşı karşıya kalabileceğini ifade etti.
Uzmanlara göre obezite, artık yalnızca “fazla kilo” problemi olarak değerlendirilmiyor. Kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi ve eklem rahatsızlıklarıyla doğrudan bağlantılı olan hastalık, dünya genelinde giderek büyüyen bir sağlık yükü oluşturuyor.
Yeni nesil tedavilerin ise umut verici sonuçlar sunduğu belirtiliyor. Son dönemde gündemde olan semaglutid ve tirzepatid içerikli ilaçların, vücudun doğal tokluk hormonlarını taklit ederek iştah kontrolüne yardımcı olduğu kaydedildi. Klinik araştırmalarda semaglutid kullanan bireylerin yaklaşık 16 ay içinde vücut ağırlıklarının ortalama yüzde 15’ini kaybettiği bildirildi.
Ancak uzmanlar, bu ilaçların bilinçsiz kullanımına karşı da uyarıyor. Söz konusu tedavilerin yalnızca belirli kriterlere uygun hastalarda, doktor kontrolünde uygulanması gerektiği vurgulanırken; sosyal medya veya kaçak yollar üzerinden temin edilen ürünlerin ciddi sağlık riskleri taşıdığı ifade ediliyor.
Dr. Bilbay, kalıcı kilo kontrolü için yalnızca ilaç kullanımının yeterli olmadığını belirterek; dengeli beslenme, yeterli protein alımı, düzenli egzersiz, kaliteli uyku ve stres yönetiminin tedavinin ayrılmaz parçaları olduğunu söyledi. Özellikle hızlı kilo kaybında kas kaybı riskine dikkat çeken Bilbay, sürdürülebilir ve kontrollü bir sürecin önemine işaret etti.
Uzmanlar, obeziteyle mücadelede kişiye özel beslenme programları, düzenli takip ve bilimsel yöntemlerle ilerlenmesinin uzun vadeli başarı açısından kritik olduğunun altını çiziyor.




