Sektör temsilcileri ve hukukçular, topraktan daire satın alırken en sık düşülen hatanın, halk arasında "helvacı kağıdı" olarak da bilinen adi yazılı sözleşmelerle işlem yapmak olduğunu vurguluyor. Müteahhitle noter onayı olmaksızın, sadece tarafların kendi aralarında imzaladığı bu tür kağıtların hukuken hiçbir geçerliliği bulunmadığı, bu durumun hem birikimlerin kaybedilmesine hem de hayallerin yıkılmasına yol açabileceği belirtiliyor.

FCR GYO Genel Müdürü Emrullah Temel: Nitelikli konuta talep artıyor
FCR GYO Genel Müdürü Emrullah Temel: Nitelikli konuta talep artıyor
İçeriği Görüntüle

Uzmanlar, temelden konut alırken hukuki altyapının ve güvencelerin asla göz ardı edilmemesi gerektiğinin altını çiziyor. İnşaat sözleşmesi imzalanmadan önce ilk olarak üzerinde projenin yükseleceği arsanın tapu kayıtlarının detaylıca incelenmesi, arsa üzerinde herhangi bir ipotek, haciz ya da şerh bulunup bulunmadığının kontrol edilmesi gerekiyor. Bu süreçte en güvenli adımın ise taraflar arasında yapılacak anlaşmanın mutlaka noter huzurunda "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi" olarak resmiyete dökülmesi olduğu ifade ediliyor. Yasal bağlayıcılığı son derece zayıf olan adi sözleşmeler yerine noter tasdikli işlemler, alıcılar için en büyük hukuki kalkanı oluşturuyor.

Mağduriyet yaşanmaması adına müteahhit firmanın geçmişi ve finansal gücü hakkında da kapsamlı bir araştırma yapılması öneriliyor. Şirketin projeyi kendi öz sermayesiyle mi yoksa banka kredileriyle mi yürüttüğünün öğrenilmesi, daha önce tamamladığı projelerdeki iskan durumunun ve teslim sürelerinin incelenmesi büyük önem taşıyor. Ayrıca, satın alınacak daireye denk gelen arsa payının tapu müdürlüğünde alıcı adına devredilmesi, inşaat sürecindeki en sağlam güvencelerden biri olarak öne çıkıyor. Hak kaybına uğramamak adına teslim tarihinin sözleşmede net bir şekilde yer alması ve yapıya dair garanti sürelerinin detaylandırılması gerektiği de önemle hatırlatılıyor.