İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tarık Oğuzlu, Türkiye’nin dış politika vizyonunu ve küresel krizlerdeki rolünü analiz etti. Oğuzlu, “Savaşların ve krizlerin tırmandığı bir dönemde devletlerin uluslararası ağırlığı sadece askeri veya ekonomik güçleriyle sınırlı kalmıyor. Özellikle orta ölçekli güçler, uzmanlaştıkları stratejik alanlar sayesinde küresel denklemde beklenenin ötesinde bir etki yaratabiliyor. Türkiye için bu alanların başında kriz çözme diplomasisi ve aktif arabuluculuk geliyor. Ankara, tarafları masaya oturtmanın ötesine geçerek somut çözümler üreten ve diplomatik inisiyatif alan aktif bir politika yürütüyor” dedi.

AKTİF İNİSİYATİF ALAN ARABULUCULUK MODELİ

“Uluslararası sistemde büyük güçler ile küçük devletlerin krizlere yaklaşımı arasında belirgin bir fark var. Büyük güçler, sahip oldukları askeri ve ekonomik kapasite sayesinde taleplerini çoğu zaman tek taraflı biçimde daha zayıf aktörlere kabul ettirme imkanına sahipler” diyen Oğuzlu, “Baskı, yaptırım, ekonomik şantaj ve askeri güç kullanımı bu ülkelerin dış politika araçları arasında önemli bir yer tutuyor. Dolayısıyla bu ayrıcalıklardan vazgeçmek istemiyorlar. Küçük devletler ise çoğu zaman büyük güç rekabetinin doğurduğu sonuçları kabullenmek zorunda kalan ve kendi güvenliklerini sağlayabilmek için dış aktörlerin tercihleriyle uyumlu hareket etmeye çalışan aktörler. Türkiye bu iki kategoriye de tam olarak uymuyor. Ne büyük güçler gibi tek taraflı dayatmacı bir yaklaşırken, Türkiye daha pragmatik bir perspektif benimsiyor” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE BÖLGESEL İSTİKRARI DESTEKLİYOR

PROF. DR. TARIK OĞUZLU siyaset izliyor ne de küçük devletler gibi edilgen bir pozisyonu kabulleniyor. Aksine Türkiye, uluslararası krizlerde büyük güç rekabetini sınırlandırmaya, uluslararası hukukun ve diplomatik çözüm yollarının güçlenmesine katkı sunmaya çalışırken, görece küçük aktörlere de yalnız olmadıkları mesajını vererek büyük güç rekabetinin pasif unsurları haline gelmelerini önlemeyi amaçlıyor. Bu yaklaşım, Türkiye'nin kendisini yeni nesil/istekli bir orta güç olarak konumlandırmasıyla da doğrudan örtüşüyor. Geleneksel orta güçlerin önemli bir bölümü uluslararası sisteme daha çok normatif değerler üzerinden

Doç. Dr. Mehmet Cem Oğultürk yazdı: Ceuta sınırında insanlık ve siyaset sınavı
Doç. Dr. Mehmet Cem Oğultürk yazdı: Ceuta sınırında insanlık ve siyaset sınavı
İçeriği Görüntüle

Aktif arabuluculuk politikasının Türkiye'nin genel dış politika vizyonunun doğal bir uzantısı olarak öne çıktığını belirten Oğuzlu, “İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın yürüttüğü diplomatik temaslara ilişkin yaptığı olumlu değerlendirmeler de bu kapasitenin bölgesel düzeyde nasıl algılandığını gösteriyor. Arakçi'nin Türkiye'nin dengeli tutumunu vurgulaması ve Ankara'nın Washington ile yürüttüğü temasların gerilimin daha da tırmanmasını önlediğini ima etmesi, Türkiye'nin yalnızca mesaj taşıyan bir ülke olarak görülmediğini ortaya koyuyor. Tam tersine Türkiye, tarafların güven duyduğu, kriz yönetimine katkı sunabileceğine inandığı ve diplomatik girişimlerinin bölgesel istikrarı desteklediği düşünülen bir aktör olarak öne çıkıyor” diye konuştu.

Oğuzlu, “Burada dikkat çeken nokta, Türkiye'nin yürüttüğü arabuluculuk ve kriz diplomasisi faaliyetlerinin pasif değil, aktif karakter taşıyor olması. Klasik anlamda arabuluculuk çoğu zaman yalnızca iletişim kuramayan tarafları aynı masa etrafında buluşturmayı hedeflerken Türkiye'nin izlediği diplomasi bundan çok daha geniş bir çerçeveye oturuyor. Türkiye taraflar arasında yalnızca mesaj ileten bir aktör olmayı değil, kendi ulusal çıkarlarıyla uyumlu bir diplomatik zemin oluşturarak tarafları ortak paydada buluşturmayı hedefleyen bir ülke” dedi.