6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Sermaye Şirketlerinin Denetim Kurulları kapatıldı ve yerine denetim yapmak üzere Bağımsız Denetçilik mesleği hayata geçirildi.

Devamında 26 Eylül 2011 tarih ve 660 sayılı KHK ile Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu kuruldu. 660 sayılı KHK, 2 Kasım 2011 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanarak kurum yürürlüğe girdi. Kanunla birlikte “Bağımsız Denetçilik” kurumu ortaya çıktı ve bu doğrultuda “Bağımsız Denetçi Dernekleri” ve federasyonu ihdas edildi.

BAĞIMSIZ DENETÇİLİĞİN 8 ANA ESASI VAR…
Bağımsız denetçi; önyargıların, temayüllerin, çıkar çatışmalarının veya başkalarının nüfuzlarını kötüye kullanarak meslek veya işle ilgili muhakemelerini ve kararlarının etkilemesine izin vermeyecek, bağımsız olacak… Bütün mesleki ve iş ilişkilerinde dürüst, açık, doğru ve güvenilir davranış sergileyecek… Mevzuata uyarak denetim mesleğinin itibarını zedelemeyecek… İşini yaparken elde edilen bilgilerin gizliliğine dikkat edecek ve bu tür bilgileri kendisi veya başkasının çıkarına üçüncü kişilere açıklamaktan kaçınacak. Sır saklayacak… Mesleki yönden yeterli olacak ve işine özen gösterecek… Mesleki sorumluluk sigortasına sahip olacak… Bildirimlere dikkat edecek… Denetçilikte kalite kontrol sistemini devreye alacak… Denetim sonucunda açıklama yapacağına dair taahhütte bulunmayacak.

DENETÇİLİK, YATIRIMCI VE PAYDAŞLAR İÇİN ŞEFFAFLIK KRİTERİ
Bağımsız denetçi; şirketlerin finansal tablolarını ve muhasebe kayıtlarını, yasal düzenlemelere, Türk Ticaret Kanunu, Kamu Gözetimi Kurumu (KGK) ve uluslararası standartlara uygunluk açısından tarafsız, objektif ve güvenilir bir şekilde inceleyen sertifikalı Serbest Muhasebeci Mali Müşavir (SMMM) veya Yeminli Mali Müşavir (YMM) olarak görev yapan kişi olarak biliniyor. Bağımsız denetçilerin görevi de, finansal raporların doğruluğunu onaylayarak yatırımcılar ve paydaşlar için ticari manâda şeffaflık sağlaması şeklinde ifade ediliyor. Anti parantez ifade edeyim, kanun ve düzenlemelerde; SMMM ile YMM arasındaki temel fark, SMMM'lerin defter tutma ve beyanname düzenleme yetkisine sahip olması, YMM'lerin ise bu işlemleri denetleyip "tasdik" etmesi ve KDV iadesi gibi konularda rapor düzenlemesi şeklinde yer alıyor. YMM olabilmek için de en az 10 yıl SMMM olarak çalışıp sınavı geçmek şartı isteniyor.

GERÇEK BİLGİ DENETLENMİŞ VE TEST EDİLMİŞ BİLGİDİR
Bağımsız Denetçiler Dernekleri Federasyonu (BADEF) Başkanı Abdullah Çavuş’un ifadesiyle, “Doğru bilgi, denetlenmiş, test edilmiş bilgidir. Doğru ve isabetli karar almanın yolu da güvenilir bilgiden geçer.” Dolayısıyla ekonomik ve sosyal sürdürülebilirlik bağlamında isabetli kararlar alınmasının ancak doğru bilgiye dayalı süreçlerle mümkün olacağı aşikâr. BADEF’e bağlı İstanbul Bağımsız Denetçiler Derneği (İBDD) Başkanı Sayın Osman Ergun Tamur ve Başkan Yardımcısı Kenan Külsoy ile günümüzdeki “bağımsız denetçilik” ile ilgili konuşurken derneğe gönül vermiş İstanbul Mali Müşavirler Meslekte Birlik Grubu’ndan İbrahim Balcıoğlu ve Salih Çakır da sohbet halkamıza katıldı. Yayın grubumuzdan Çağatay Kenarlı, Barış Sözal ve Ayfettin Tat da sohbette hazır bulunurken ayrıca İBDD’nin yönetim kurulu; Başkan Osman Ergun Tamur, Başkan Yardımcısı Kenan Külsoy ile birlikte üyeler Bahri Kayalar, Mustafa Aydemir, denetim kurulundan Ahmet Özad, Cafer Yılmaz, Galip Çuvalcı, danışman kurulundan Ali Körpe, Baki Kefelioğlu, Hüseyin Amanet ve Mustafa Eryaşa meclisimize iştirak edenler arasında yer aldı.

SADECE İBDD YILDA 500 DENETÇİYE EĞİTİM İMKANI SAĞLIYOR
Osman Ergun Tamur, federasyon olarak yüzlerce denetçiye eğitim verdikleri bilgisini paylaşırken, “Bağımsız denetim unvanı alan kişiler 3 yılda toplam 120 saat eğitim almak zorunda. Bu amaçla kurulmuş 15 sivil toplum kuruluşundan (STK) biriyiz. 10 yıldan fazla görev yapan 50 üyeli İBDD’nin de ekonomiye verdiği destek çok yüksek. Sadece biz yılda üniversite hocalarımızla 500’den fazla denetçiye eğitim veriyoruz. 3 önemli faaliyet alanımız var. Bunlar denetim, eğitim ve hizmet. Şirketlerin finansal tabloları, muhasebe kayıtları ve diğer mali faaliyetlerinin yasal düzenlemelere göre netlenmesini, doğruluğunun teyit edilmesini sağlıyoruz. Böylece ekonomiye önemli bir bilgi katkısı sunuyoruz” diyor.

DENETÇİLER TÜRK EKONOMİSİNE NASIL DESTEK VERİYOR?
Gelişmiş ülkelerde vergi oranlarının yüksekliğinden bahseden Tamur Başkan, vergi bilinciyle ilgili şikâyetlerini açıklamaktan çekinmiyor… Türkiye’de vergi kayıp ve kaçağının Avrupa ortalamasının üstünde olduğunun altını çiziyor ve “Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır. Ancak buradaki kutsiyet verginin doğru ve adil bir şekilde hesaplanıp tahsil edilmesidir. İşte bağımsız denetçiler vergideki bu kutsiyeti ayakta tutmaya çabalıyor. Bu çerçevede baktığımızda anonim, limitet ve komandit şirketler bağımsız denetime girdiklerinde maliye makamlarına doğru bilgi akışı sağlandığı gibi, şirketlerin ve ekonominin geleceğine dair doğru kararlar alınmasına da imkân sağlıyor” ifadesini kullanıyor.

BAĞIMSIZ DENETÇİLİĞİN ÇÖZÜLMESİ GEREKEN SORUNLARI
Osman Ergun Tamur’un diğer serzenişi de denetçilerin mali şartlar sebebiyle ayakta kalma mücadelesi vermesi… Gençlerin uzun bir eğitim yolculuğundan geçmek zorunda oldukları bağımsız denetçilik veya SMMM mesleğine ilgi göstermemelerinden yakınan Tamur, mesleğin sorunlarına temaslar da yapıyor… Tamur şöyle diyor: “Dört yıl yüksek okul, üç yıl staja başlama imtihanı ve staj, sonrasında mali müşavirlik sınavı ve mali müşavirlik, ardından 10 yıl mesleki tecrübe, imtihan ve üç yıl yeni bir staj sonra bağımsız denetçi olunabilir ki gerçekten çok zor bir süreç. Türk ekonomisinin sağlığı ve istihdamın artırılması açısından bağımsız denetçilik mesleğinin bilgi, kalite ve tecrübe ile mali yönden desteklenmesi gerekli.”

Başkan Tamur, doğru söylüyor… Mesleğe derinlemesine bakıldığında; Türkiye’de yüksek enflasyondan hareketle zorunlu denetime tâbi olma konusundaki eşik değerler iki defa yükseltildi. Zorunlu bağımsız denetim hadlerinin sürekli yükseltilmesinden kaynaklı denetime tâbi şirket sayısının azalması ve piyasanın daralması mesleğin önemli sorunları arasında…

BAĞIMSIZ DENETÇİLERİN MARUZ KALDIKLARI HAKSIZ REKABET
Başka var mı? Tabii ki! Uluslararası denetim standartlarında denetime tâbi bir firmaya asgari 96 saat hizmet verilmesi ve bir bağımsız denetçinin yıllık toplam mesai saati 2 bin 600 saat olması gerekiyor. Bu hesapla bağımsız denetçi ancak en fazla 27 firmaya tâlip olabiliyor. Türkiye’de işlerin büyük çoğunluğu 20 firma tarafından gerçekleştiriliyor. Bu da firmalarda bulunan az sayıdaki denetçinin iş yoğunluğunu uluslararası standartların üzerine çıkarıyor. Böylece bağımsız denetçiler zorunlu haksız bir rekabet ortamında kalmış oluyor. Diğer yandan bağımsız denetçilerin meslekte karşı karşıya kaldıkları bir başka haksız rekabet ortamını gündeme getirmenin de tam zamanı… YMM kökenli firmalar öteden beri tam tasdik ya da danışmanlıklarını yürüttükleri firmaların zorunlu bağımsız denetimlerini elden kaçırmamak amacıyla neredeyse bağımsız denetimi promosyon olarak yapacak durumlara geldi. Hatta bazı YMM kökenli denetim firmaları SMMM, YMM, Bağımsız Denetim, Teşvik Danışmanlığı ve Vergi Danışmanlığı konularında topluca hizmet paketi sunuyor. Bu durum bağımsız denetim hizmeti veren firmalar adına haksız rekabet oluşturuyor.

MESLEKTE 49 NO’LU TEBLİĞ İLE GELEN HUKUKSUZLUK
Hak, hukuk denilince akan sular durur… Rekabet de hak ve hukuk çerçevesinde yürütülmeli değil mi? Demek istediğim, yapay zekâ ile SMMM’ler yok olacak şeklinde meslek çevrelerinde endişeler hâkim iken bir de 49 No’lu Tebliğ diye mesleği tehdit eden bir uygulama peydahlandı. Meslektaşlar, “Acaba bu idari düzenlemeler mesleği işlevsizleştiriyor mu?” demekten kendilerini alamıyor.

Teknik bir vergi uygulaması gibi sunulan 49 No’lu Tebliğ, gerçekte 3568 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinde tanımlanan SMMM mesleki haklarını fiilen daraltan bir gelişme. Meslek mensupları 49 No’lu Tebliğ’i SMMM mesleğinin varlık nedenini ortadan kaldıran bir uygulama olarak görüyor. Buradaki temel sorun YMM tasdiki değil; rekabette tasdik zorunluluğunun kapsamının ve eşiğinin ölçüsüzlüğü. 49 No’lu Tebliğ, sadece bireysel SMMM’leri ilgilendiren teknik bir düzenleme değil. Bu Tebliğ, meslek alanlarının idari bir metinle yeniden paylaşılması anlamına geliyor.

Bu nedenle meseleye kişisel gelir kaybı olarak bakmamak lazım. Çünkü söz konusu durum mesleğin kurumsal geleceği meselesi. SMMM odaları bu noktada ya mesleğin tarihsel sorumluluğunu üstlenecek, ya da mesleğin tasfiyesine seyirci kalacak. Bağımsız denetçilerin ve bağımsız denetçiler arasında yer alan SMMM’lerin sorunlarının halli, Türk ekonomisinin temel taşlarını sağlamlaştırmak ve geleceğe daha öngörülü bakmanın yolunu açacaktır diye düşünüyorum!