Buradaki rakamlar ilk bakışta yanıltıcı gelebilir. Söz konusu olan 12 bin farklı akademik bölüm değil, aynı bölümün farklı üniversitelerdeki programları. Örneğin bir yabancı dil veya işletme programı yüzlerce üniversitede ayrı ayrı açılabildiği için her biri istatistiklerde bağımsız program olarak değerlendiriliyor.
Çin'de yaklaşık 62 bin 800 lisans programı bulunurken, son beş yılda yapılan değişiklikler bu programların yüzde 30'undan fazlasını etkiledi. Bu nedenle uzmanlar süreci "yükseköğretimde kapsamlı yeniden yapılanma" olarak tanımlıyor.
İŞ GÜCÜ PİYASASI BELİRLEYİCİ OLUYOR
Dönüşümün merkezinde iş gücü piyasasının ihtiyaçları yer alıyor. Son yıllarda üniversitye mezunu gençlerin istihdamında yaşanan zorluklar, eğitim programlarının yeniden gözden geçirilmesine neden oldu.
Özellikle sanat, beşeri bilimler, yabancı diller ve bazı işletme programlarında kontenjanlar azaltılırken veya programlar kapatılırken; teknoloji odaklı alanlarda hızlı bir büyüme yaşanıyor.
YAPAY ZEKÂ VE ROBOTİK ÖNE ÇIKIYOR
Kapatılan programların yerini büyük ölçüde yapay zekâ, robotik, yarı iletken teknolojileri, akıllı üretim sistemleri, veri bilimi, ileri mühendislik ve gömülü zekâ (Embodied AI) gibi alanlar alıyor.
Çin yönetimi, üniversitelerin eğitim içeriklerini ülkenin teknoloji hedefleri ve sanayinin ihtiyaç duyduğu insan kaynağı doğrultusunda güncellemesini teşvik ediyor. Son yıllarda yüzlerce üniversite yapay zekâ ve yüksek teknoloji odaklı yeni programlar açtı.
"GELECEĞİN MESLEKLERİNE HAZIRLIK"
Eğitim uzmanlarına göre Çin'in verdiği mesaj açık: Üniversiteler yalnızca diploma veren kurumlar değil, geleceğin ekonomisine insan kaynağı yetiştiren merkezler olmak zorunda.
Yapay zekâ ve otomasyonun hızla yaygınlaştığı bir dönemde, bugün üniversiteye başlayan öğrencilerin mezun olduklarında tamamen farklı bir iş dünyasıyla karşılaşabileceği belirtiliyor. Bu nedenle yalnızca diploma sahibi olmak değil, sürekli öğrenme, teknoloji okuryazarlığı ve yeni beceriler geliştirmek de giderek daha önemli hale geliyor.





