Kurumların büyük bölümü Temmuz ayında herhangi bir faiz değişikliği beklemezken, olası indirim sürecinin Eylül ayından itibaren başlayabileceği görüşünde birleşti.
Piyasalar Kararı Sürpriz Karşılamadı
TCMB'nin faizleri değiştirmeme kararı piyasa beklentileriyle uyumlu gerçekleşti. Kurum değerlendirmelerinde, Merkez Bankası'nın enflasyonla mücadelede sıkı para politikası duruşunu sürdürdüğü ancak yeni bir faiz artırımı ihtimalinin önceki döneme göre daha düşük görüldüğü vurgulandı.
Karar metninde enflasyon eğilimindeki sınırlı iyileşme, iç talepteki yavaşlama ve küresel risklere yapılan vurgu dikkat çekti. Özellikle enerji fiyatları ve jeopolitik gelişmelerin yakından izleneceği mesajı, para politikasında temkinli yaklaşımın devam edeceğine işaret etti.
Temmuz Toplantısında Bekle-Gör Dönemi
Kurum raporlarında öne çıkan ortak görüş, 23 Temmuz'daki PPK toplantısında politika faizinin mevcut seviyede korunacağı yönünde oldu. Analistler, TCMB'nin faiz kararından önce likidite yönetimi ve fonlama yapısında bazı normalleşme adımları atabileceğini değerlendirirken, doğrudan faiz indiriminin erken olacağı görüşünü paylaştı.
Bazı kurumlar ise Merkez Bankası'nın fiili fonlama maliyetini mevcut seviyelerde tutarak enflasyon görünümünü izlemeye devam edeceğini belirtti.
Faiz İndirimi Beklentileri Sonbahara Kaydı
Haziran kararı sonrası yayımlanan raporlarda en dikkat çekici değişim, faiz indirimi beklentilerinin takviminde yaşandı. Daha önce yaz ayları için dile getirilen olası gevşeme beklentileri yerini Eylül ve sonrasına bıraktı.
Birçok kurum, enflasyondaki düşüş eğiliminin sürmesi ve yeni risklerin ortaya çıkmaması halinde ilk faiz indiriminin Eylül ayında gelebileceğini öngörüyor. Bazı kurumlar yılın son çeyreğinde kademeli indirimlerle politika faizinin yüzde 33-35 bandına gerileyebileceğini tahmin ederken, uluslararası yatırım bankaları ise yıl sonuna kadar faizlerin yüzde 37 seviyesinde kalabileceği görüşünü koruyor.
Yıl Sonu Faiz Beklentisinde Ortak Nokta Yüzde 35
Politika faizine ilişkin yıl sonu tahminleri yüzde 32 ile yüzde 37 arasında değişirken, kurumların medyan beklentisi yüzde 35 seviyesinde şekillendi.
Faizlerde sınırlı gevşeme bekleyen yerli kurumlar, dezenflasyon sürecinin devam etmesi halinde Merkez Bankası'nın kontrollü bir indirim patikası izleyebileceğini değerlendiriyor. Buna karşılık yabancı kurumlar, küresel belirsizlikler nedeniyle daha ihtiyatlı bir senaryo öngörüyor.
Enflasyon Tahminleri Yüzde 30'un Altında
Kurumların yıl sonu enflasyon beklentileri ise genel olarak yüzde 26 ila yüzde 30 bandında toplandı. Hesaplanan medyan tahmin yüzde 28,9 seviyesinde gerçekleşti.
Analistler, iç talepteki zayıflamanın ve rezervlerdeki toparlanmanın dezenflasyon sürecini desteklediğini belirtirken, enerji maliyetlerinde yaşanabilecek yeni yükselişlerin en önemli risk unsuru olmaya devam ettiğine dikkat çekiyor.
Petrol Fiyatları ve Orta Doğu Riski Yakından İzleniyor
Raporlarda öne çıkan ortak risk başlığı ise Orta Doğu'daki gelişmeler oldu. Özellikle petrol fiyatlarında yaşanabilecek kalıcı yükselişlerin enflasyon görünümünü bozabileceği ve TCMB'nin faiz indirimi alanını daraltabileceği ifade edildi.
Bu nedenle piyasalar açısından önümüzdeki dönemde hem küresel enerji fiyatları hem de jeopolitik gelişmeler, Merkez Bankası'nın para politikası adımlarında belirleyici rol oynayacak.
Uzmanlara göre TCMB'nin kısa vadede "bekle-gör" stratejisini sürdürmesi beklenirken, yılın geri kalanında faiz politikasının yönünü enflasyondaki seyir ve dış riskler belirleyecek. Özellikle 10 Eylül'deki PPK toplantısı, olası faiz indirimi sürecinin başlangıcı açısından kritik dönemeç olarak görülüyor.



