“Ekonomi Küresel Belirsizliklere Rağmen Dirençli”
Türkiye ekonomisinin 2025 yılında beklentilere paralel olarak yüzde 3,6 büyüdüğünü hatırlatan Ardıç, yılın son çeyreğinde kaydedilen yüzde 3,4’lük büyümenin küresel belirsizliklere rağmen ekonominin dirençli kaldığını gösterdiğini ifade etti.
Ancak büyümenin niteliğine dikkat çeken Ardıç, sektörler arasında belirgin bir ayrışma yaşandığını vurgulayarak, talep tarafındaki canlılığa karşın arz tarafındaki zayıflamanın sürdürülebilir büyüme açısından önemli bir risk oluşturduğunu kaydetti.
“Sanayi Büyümesi Değerli Ama Manşetin Gerisinde”
Sanayideki yüzde 2,9’luk büyümenin son dört yılın en güçlü performansı olduğuna işaret eden Ardıç, buna rağmen genel büyüme oranının altında kalmasının ekonomik büyümenin kalitesi ve sürdürülebilirliği açısından üzerinde durulması gereken bir işaret olduğunu belirtti.
Yatırımlarda Artış Var, Ancak Kompozisyon Önemli
2025 yılında sabit sermaye yatırımlarının ortalama yüzde 7, makine-teçhizat yatırımlarının ise yüzde 5 arttığını aktaran Ardıç, yatırım artışının olumlu olduğunu ancak üretim kapasitesi, verimlilik ve rekabet gücü üzerindeki etkisinin henüz netleşmediğini söyledi.
Yatırım artışının büyük ölçüde inşaat sektöründeki yüzde 10,8’lik büyümeden kaynaklandığını ifade eden Ardıç, sürdürülebilir büyümenin temel dayanağının sanayi yatırımları olduğunun altını çizdi. Son üç çeyrektir ihracatın büyümeye katkısının negatif olmasının da büyümenin daha çok iç talep ve inşaat kaynaklı olduğunu gösterdiğini dile getirdi.
Tarımda Gerileme Risk Oluşturuyor
Tarım sektöründeki daralmanın dört çeyrektir devam ettiğine dikkat çeken Ardıç, bunun yalnızca büyüme kompozisyonu açısından değil, arz yönlü kırılganlık ve gıda enflasyonu açısından da ciddi riskler barındırdığını belirtti.
Tarımın üretim sürekliliği ve fiyat istikrarı açısından stratejik bir alan olduğunu vurgulayan Ardıç, üretimdeki zayıflamanın gıda maliyetleri üzerinden enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabileceğini ifade etti.
“Öncelik Sanayide Kalıcı Kapasite Artışı”
Ardıç, önümüzdeki dönemde yatırım artışının sanayide kalıcı kapasite, teknoloji ve verimlilik artışıyla daha güçlü ilişkilendirilmesi gerektiğini belirterek, makine-teçhizat yatırımlarındaki ivmenin yüksek katma değerli üretim ve ihracat artışıyla buluşturulmasının önemine işaret etti.
Sürdürülebilir büyüme ve kalıcı refah artışı için üretim, istihdam, ihracat ve verimliliği önceleyen politikaların kararlılıkla uygulanması gerektiğini sözlerine ekledi.





