Trump: İran ateşkesi çok sayıda kez ihlal etti
Trump: İran ateşkesi çok sayıda kez ihlal etti
İçeriği Görüntüle

Almanya’da düzenlenen bir etkinlikte konuşan von der Leyen, Avrupa’nın jeopolitik olarak güçlenmesi gerektiğini vurgulayarak, kıtanın Rusya, Türkiye ve Çin gibi aktörlerin etkisi altına girmemesi için daha fazla bütünleşmesi gerektiğini ifade etti. Bu sözler, Avrupa’nın küresel rekabette daha bağımsız bir pozisyon alma çabasının açık bir göstergesi olarak yorumlandı.

Von der Leyen ayrıca, Avrupa’nın uzun yıllar boyunca ucuz Rus enerjisi, Çin iş gücü ve ABD’nin güvenlik şemsiyesi üzerine kurulu modelinin artık sürdürülebilir olmadığını belirtti. Yeni dönemde AB’nin hem ekonomik hem de güvenlik stratejilerini yeniden tanımlaması gerektiğini dile getirdi.

Ancak dikkat çeken nokta, Türkiye’nin bu denklemde sadece bir “risk” unsuru olarak değil, aynı zamanda vazgeçilmez bir ortak olarak görülmesi oldu. AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Marta Kos, Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı açıklamada Türkiye’nin stratejik önemine açıkça vurgu yaptı.

Kos, Türkiye’nin sadece aday ülke değil, aynı zamanda güçlü bir stratejik ortak olduğunu belirterek, “Değişen jeopolitik gerçeklikte Türkiye’ye ihtiyacımız var” dedi. Türkiye’nin Avrupa ile ticaret hacminin birçok bölgeyi geride bıraktığını hatırlatan Kos, ülkenin hem coğrafi konumu hem de Karadeniz ve Orta Doğu’daki rolü nedeniyle kritik bir aktör olduğunu ifade etti.

AB cephesinde ayrıca Türkiye üzerinden geçen ticaret ve enerji koridorlarının önemi de giderek artıyor. Rusya ve İran merkezli hatlarda yaşanan kırılmalar, alternatif güzergahların değerini yükseltirken, Türkiye bu noktada kilit ülke konumuna geliyor.

Uzmanlara göre, Avrupa’da oluşan bu söylem “Türkiye korkusu”ndan çok, değişen dünya düzeninde pozisyon alma çabasının bir sonucu. AB bir yandan stratejik bağımsızlığını güçlendirmeye çalışırken, diğer yandan Türkiye gibi bölgesel güçlerle işbirliğini derinleştirme ihtiyacını hissediyor.

Sonuç olarak, Avrupa’nın Türkiye’ye bakışı tek boyutlu değil: Hem rekabet hem de işbirliği içeren çok katmanlı bir ilişki modeli öne çıkıyor. Bu da önümüzdeki dönemde Ankara-Brüksel hattında daha yoğun ve pragmatik bir diplomasi trafiğine işaret ediyor.