Şimdi durduk yerde biz ahlâklı ticaret yapıyoruz demek yerine Ahilik değerleri ile (sistemi ile değil, bu başka bir konu) ticaret yapıyoruz. “Ey dünya bizden aldığın ürün ve hizmete güvenebilirsin. Etik iş yapıyoruz” diyelim ve ihracatta fark yaratalım.
Bu yazıyı 31.12.2024 tarihinde Ekovitrin dergisinde yayımlamıştım. Bir sene geçti. Bir senede ticarette ahlâk daha da azaldı. Tüketiciler şikâyetçi. Bu yıl da yayımlamak istedim. Belki faydası olur, ticari ahlâkta güzel örnekler çoğalır. Ne derdiniz?
Ticari ahlâk, ürün ya da hizmetin vaadine uygun davranması, ürünün sadece satılana kadar değil sonrasında da arkasında durulması, yasal kurallara uyulması, paydaşlara açık ve şeffaf olunması ile sağlanacak ticari bir erdem.
FİYATLARDAN ŞİKÂYETÇİYİZ
Herkes doğal olarak bir tüketici. Herkes tükettiği ürünlerdeki fiyat farkından, keyfi artan fiyatlardan şikâyetçi. Gelir durumu ne olursa olsun hiç kimse bir ürün veya hizmete ederinden fazlasını vermek istemez. Aldığı ürün veya hizmetin verdiği bedeli karşılamasını bekler. Yani ürün veya hizmetin vaat ettiği kaliteyi bekler.
Herkes durumdan şikâyetçi ise bu duruma herkes şöyle veya böyle katkı veriyor olabilir mi? Bu işin bir tarafı. Ticari ahlâk, “ürün ya da hizmetin vaadine uygun davranması, ürünün sadece satılana kadar değil sonrasında da arkasında durulması, yasal kurallara uyulması, paydaşlara açık ve şeffaf olunması ile sağlanacak ticari bir erdem” olarak tanımlanıyor.
Ticarette üç şarttan bahsediliyor. Kalite, fiyat ve tatlı dille güler yüz. Güler yüz ve tatlı dil görmeyi bir tüketici olarak zaten unuttuk. İşin kalite ve fiyat kısmı tam bir kandırmaca.
ÇÖZÜM
Şimdi durduk yerde “biz ahlâklı ticaret yapıyoruz” demek yerine Ahilik değerleri ile (sistemi ile değil, bu başka bir konu) ticaret yapıyoruz. “Ey dünya, bizden aldığın ürün ve hizmete güvenebilirsin. Etik iş yapıyoruz” diyelim ve ihracatta fark yaratalım.
Sorunlar herkesin bildiği konular olduğu için burada tekrar etmeyeceğim. Çözüm üzerinde duralım. Çözüm aslında basit. Herkes olması gerekeni yapacak. Yaptığı işte ticaret ahlâkını gözetecek. Bu konuda sektör temsilcilerine, derneklere, rol model kurumlara, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne (TOBB) önemli görevler düşüyor. Yukarıda bahsettiğim kurumların kendi alanlarında hatta ülke genelinde ahlâklı ve etik ticaret yaptığını ilan etmesi ve buna uyması gerek.
AHLÂK KASIMIZI GÜÇLENDİRMEK
Geçtiğimiz yıllarda bir yazımda ticaret hayatına ve Ticaret Bakanlığı’na bir öneride bulunmuştum. Ahilik değerlerinin bugün uygulanması gerektiğine inanan ve bu konuda çalışan, Ahilik Kültürünü Araştırma, Tanıtma, Yaşatma Derneği Başkanı ve “Şimdi Ahilik Zamanı” adlı kitabın yazarı olarak demiştim ki:
Şimdi durduk yerde “biz ahlâklı ticaret yapıyoruz” demek yerine Ahilik değerleri ile (sistemi ile değil, bu başka bir konu) ticaret yapıyoruz. “Ey dünya, bizden aldığın ürün ve hizmete güvenebilirsin. Etik iş yapıyoruz” diyelim ve ihracatta fark yaratalım.
Bu çağrıya cevap veren olmadı.
1- Ticaret ahlâkını önemsemediği için,
2- Çağrıyı yapanı unvan vs. açısından önemsemediği için,
3- Çağrıyı duymadığı için.
DUYAN DUYMAYANA ANLATSIN
Bu çağrıyı bu yıl için tekrar yineliyorum. Duyan duymayana “hadi yapalım” diye söylesin.
Ticari ahlâk derken ürün ve hizmetlerin fiyat, kalite vs. özelliklerinin yanında insana, çalışana, müşteriye kaliteli davranmak, çalışanın hakkını vermek vs. bir takım değerlerden ve özelliklerden de bahsediyorum. Bununla ilgili hazırladığım bir çalışmam da var. İsteyen kurumla paylaşabilirim.
Fakat bizde ticari ahlâk kısmında “fikir çalma” da yaygın olduğu için muhtemelen kurumlar fikri alıp çalışmayı kendileri yapmayı tercih ediyorlar.
Ticari ahlâk detaylı ve ince bir konu. Ne yazık ki nereden tutsak elimizde kalıyor. 600 yıl “Ahilik değerleri” ile iş yapmış ve dünyaya örnek olmuş bir toplumun devamı olarak geldiğimiz nokta utanç verici.
Utanan var mı? Hayır, ticari ahlâksızlık uyanıklık, keskin zekâ olarak görülüp ödüllendiriliyor. Yani ileri gideceğimize geri gitmişiz. Bu gerilik iş dünyasına ve toplumun her alanına “ahlâksızlık” olarak yansıyor. İş yerlerinde insanlar verimsiz, sessiz istifalardan bahsediliyor; yönetici çalışandan, çalışan yöneticisinden şikâyetçi…
Böyle yuvarlanıp gidiyoruz. Her yuvarlanma turunda biraz daha deforme olarak, değerlerden azalarak yuvarlanıyoruz. Bizim gibi bu konularda dertlenenler hem azınlıkta hem de önemsenmiyor. Ticari değerlerden uzak haksız çoğunluk şu anda baskın.
Nereye kadar? Göreceğiz.
Sözün özü: Son pişmanlık fayda vermez. 2026 ticari ahlâk konusunda toparlanma zamanı olmalı. Ticari ahlâk kasımızı güçlendirmek zorundayız. Ne dersiniz?
Not: Bu yazı, yazarı tarafından organik zekâ ile yazılan özgün bir yazıdır.