Florida ve özellikle Miami, son yıllarda yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nin değil, aynı zamanda Latin Amerika
ve Karayipler bölgesinin de en önemli ticaret merkezlerinden biri haline gelmiş durumda. Küresel ticaret ağlarının giderek daha fazla bölgesel merkezler üzerinden şekillendiği bir dönemde Miami, ABD ile Latin Amerika arasında stratejik bir köprü görevi görüyor. Yaklaşık 1,3 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe sahip Florida, ABD ekonomisinin en güçlü eyaletlerinden biri. 22,5 milyonu aşan nüfusuyla ABD’nin en kalabalık üçüncü eyaleti, ekonomik büyüklük açısından ise dördüncü sırada yer alıyor. Eyaletin başkenti Tallahassee olsa da ekonomik hareketliliğin merkezleri Miami, Fort Lauderdale ve Palm Beach olarak öne çıkıyor. Florida’yı küresel ticarette özel bir konuma taşıyan en önemli faktörlerden biri coğrafi konumu. Eyalet, Latin Amerika ve Karayip pazarlarına olan yakınlığı sayesinde uluslararası şirketlerin bölgesel yönetim merkezlerini konumlandırdığı bir merkez haline gelmiş durumda. Florida’nın yatırımcılar için cazip olmasının bir diğer nedeni ise vergi avantajları. Bu vergi politikası özellikle uluslararası şirketlerin ve yatırımcıların Florida’yı tercih etmesinde önemli bir rol oynuyor.

MAİMİ’DE DUBLAJ!
Türk iş dünyasının da Florida’daki varlığı her geçen yıl artıyor. Özellikle doğaltaş, seramik, çimento, lojistik, makine, mobilya, ev tekstili, hazır giyim, mücevher, yapı malzemeleri, yazılım, gıda ve kozmetik gibi birçok sektörde faaliyet gösteren Türk firmalarının Miami başta olmak üzere Florida’da depo, showroom ve ofisleri bulunuyor. Rahmi Koç’un 2013 yılında Miami’nin en eski tersanelerinden biri olan Merrill-Stevens tersanesini satın alarak RMK-Merrill Stevens adıyla faaliyetlerini sürdürmesi, Türk iş dünyasının bölgedeki yatırım potansiyelini göstermesi açısından dikkat çekici. Florida aynı zamanda Türkiye açısından kültürel ve yaratıcı endüstriler alanında da önemli bir merkez. Türk dizilerinin İspanyolca ve Portekizce dublajlarının önemli bir bölümü Miami’de yapılıyor ve Latin Amerika pazarına buradan dağıtılıyor. Her yıl Miami’de düzenlenen Content Americas ve NATPE gibi uluslararası içerik fuarlarına Türk yapımcı ve distribütörlerin yoğun bir katılımı var. Miami Havalimanı’na indiğimizde çağırdığımız Uber’in şoförü yaklaşık 65 yaşlarında bir kadındı. Türk olduğumuzu öğrenir öğrenmez hemen Türk dizilerini sordu ve özellikle “Kara Sevda” dizisini çok sevdiğini söyledi. Miami’de ve Latin Amerika’da dizinin “Amor Eterno (Eternal Love)” adıyla yayınlandığını ve büyük ilgi gördüğünü anlattı.

PAZARDA SÖZ SAHİBİYİZ
Türkiye ile ABD arasındaki ticari ilişkiler de son yıllarda önemli bir büyüme gösterdi. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’nin ABD’ye ihracatı 16 milyar 328 milyon dolar, ithalatı ise 18 milyar 80 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu rakamlar iki ülke arasındaki ticaret hacminin yüksek seviyesini koruduğunu gösteriyor. 2025 yılında Türkiye’nin ABD ile ticaretinde yaklaşık 1 milyar 752 milyon dolarlık dış ticaret açığı oluştu. Türkiye’nin ABD’ye ihracatında öne çıkan ürünler arasında turbojet ve gaz türbinleri, mücevher ürünleri, dokunmuş halılar, yer kaplamaları, motorlu taşıt parçaları, petrol türevleri, çimento, işlenmiş doğal taş, elektrik ekipmanları, meyve ve sebze suları ile elektrik transformatörleri var. Özellikle halı, çimento ve doğal taş gibi sektörlerde Türkiye ABD pazarında güçlü bir konuma sahip. Şehrin uluslararası ticaret potansiyelini yakından gözlemleme fırsatı buldum. Türk girişimciler açısından özellikle lojistik, ticaret, gayrimenkul ve hizmet sektörlerinde önemli fırsatlar bulunduğunu düşünüyorum.

VİZCAYA GÖRÜLMEYE DEĞER
Miami ziyaretim sırasında şehrin kültürel ve yaşam tarzını da yakından deneyimleme fırsatı yakaladım. Özellikle Vizcaya Museum & Gardens, gördüğüm en etkileyici yerlerden biriydi. 1916 yılında Amerikalı sanayici James Deering tarafından yaptırılan Vizcaya, Avrupa Rönesans mimarisinden ilham alan bir villa ve bahçeler kompleksi. İtalyan tarzı bahçeleri, heykelleri ve Biscayne Körfezi’ne bakan manzarasıyla Miami’nin en özel tarihi mekânlarından biri. Şehrin gastronomi durakları da oldukça dikkat çekici. Casa Tua’da yediğim trüflü oval pizza, pizza çok sevmeyen biri olmama rağmen yarısını bitirdiğim kadar lezzetliydi. Brickell’de Rosetta Coffee’de kahve molası vermenizi tavsiye ederim. Amazonica restoranı, atmosferiyle adeta Amazon ormanlarında yürüyüş yaptığım hissi veren farklı bir deneyim sunuyor. Miami Beach’teki News Cafe’de yaptığım kahvaltı da oldukça lezzetliydi. Dönüş yolunda havaalanına yakın Dolphin Mall’a uğrarsanız tüm alışveriş seçeneklerini bir arada bulmak mümkün. Miami’nin etkileyici manzaralarından biri de The Deck at Island Gardens Marina. Marinada cruise gemileri ve Biscayne Körfezi manzarası eşliğinde Miami’nin siluetini izlemek gerçekten unutulmaz bir deneyim sunuyor. Şehrin en lüks bölgelerinden Palm Island ve Hibiscus Island’ı önce arabayla gezerek villaları yakından görme fırsatı buldum; gerçekten inanılmaz bir yaşam alanı. Daha sonra kızlarla yaptığımız tekne turuyla Miami’yi baştan sona dolaşarak şehri denizden de keşfetme imkânı bulduk.
ŞAHİNOL’UN MİSAFİRİ OLDUK
Miami ziyaretimin en anlamlı anlarından biri ise Türk girişimcilere olan desteği ve vizyonu ile takdir toplayan Miami Başkonsolosumuz Sn. Resul Şahinol’un ve ailesinin ev sahipliğinde düzenlenen iftar davetine katılmak oldu. Ezanın okunduğu o mübarek akşamda Miami’de yaşayan Türklerle bir araya gelmek ve Türkiye’nin sıcaklığını binlerce kilometre uzakta hissetmek benim için unutulmaz bir deneyimdi. Miami’nin uluslararası ticaret ağları içindeki rolü, Latin Amerika ile kurduğu güçlü ekonomik bağlar ve yatırımcı dostu iş ortamı, Florida’yı Türk iş dünyası açısından dikkatle takip edilmesi gereken bir merkez haline getiriyor. Önümüzdeki yıllarda Türkiye ile ABD arasındaki ticari ilişkilerin daha da gelişmesiyle birlikte Miami’nin Türk yatırımcılar için çok daha önemli bir ticaret ve yatırım üssü haline gelecektir.