Bektaş, Marmara Denizi'ndeki Kumburgaz segmentinin uzun süredir öne sürüldüğü gibi tamamen kilitli bir fay olmadığını savunarak, beklenen depremin büyüklüğüne ilişkin farklı bir değerlendirme paylaştı.
İSTANBUL'UN KADERİ 7,4 DEĞİL!
— Prof. Dr. Osman Bektaş (@profobektas) June 28, 2026
Alman ve Japon bilim insanlarının 2019-2023 yıllarında yaptıkları creep ( fayın sürünerek deprem enerjisi harcaması ) çalışmalarına gòre Kumburgaz segmenti sanıldığı gibi "tamamen kilitli" değildir.
Yani beklendiği gibi büyük deprem üretemez.
Kumburgaz segmenti için "sürünme" vurgusu
Sosyal medya hesabından açıklama yapan Bektaş, Alman ve Japon araştırmacılar tarafından 2019-2023 yılları arasında yürütülen "creep" (fayın sürünerek enerjisini zaman içinde boşaltması) çalışmalarına dikkat çekti.
Bu araştırmaların, Marmara Denizi'ndeki Kumburgaz segmentinin tamamen kilitli bir yapıya sahip olmadığını gösterdiğini öne süren Bektaş, fayın belirli bölümlerinde enerjinin büyük bir deprem oluşturmadan kademeli şekilde boşalabildiğini ifade etti.

"Tek parça kırılma senaryosu desteklenmiyor"
Bektaş, Tekirdağ'dan Kumburgaz'a doğru ilerledikçe hem fayın sürünme derinliğinin hem de depremlerin odak derinliklerinin sığlaştığını belirterek, bunun önemli bir bilimsel gösterge olduğunu söyledi.
Uluslararası araştırmaların Marmara Fayı'nın tek parça halinde kırılarak çok büyük bir deprem oluşturacağı görüşünü desteklemediğini savunan Bektaş, olası depremlerin bağımsız fay segmentlerinde gerçekleşebileceğini ve bu nedenle büyüklüklerinin daha düşük seviyelerde kalabileceğini dile getirdi.
"7'den büyük değil, 7'den küçük olmalı"
Prof. Dr. Osman Bektaş, değerlendirmesini şu ifadeyle tamamladı:
"Beklenen İstanbul depremi 7'den büyük değil, 7'den küçük olmalıdır."
Bu açıklama kısa sürede sosyal medyada geniş yankı bulurken, deprem konusunda farklı bilim insanlarının farklı senaryolar üzerinde durduğu bir kez daha gündeme geldi.
Uzmanlar ortak noktada buluşuyor: Hazırlık şart
Deprem uzmanları, Marmara Denizi'nde meydana gelebilecek olası depremin büyüklüğü konusunda bilimsel görüş ayrılıkları bulunsa da, afet riskine karşı hazırlıklı olunması gerektiği konusunda ortak görüş bildiriyor. Uzmanlar, yapı güvenliğinin artırılması, afet planlarının güncellenmesi ve bireysel hazırlıkların ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor.




