Küresel ortalamaya bakıldığında stres yaygın görünüyor, ancak kırılımlar incelendiğinde yükün belirli gruplarda yoğunlaştığı ortaya çıkıyor. Yaş ve cinsiyet verileri, stresin özellikle genç kadın çalışanlar üzerinde daha güçlü hissedildiğini gösteriyor. Z kuşağı (18–28 yaş) kadınların %57’si yüksek günlük stres yaşadığını belirtiyor. Bu oran Baby Boomer kuşağı (61–79 yaş) erkeklerde %31 seviyesinde kalıyor. Neredeyse yarı yarıya bir fark söz konusu.

Stresin bu ölçekte artması tesadüf değil. İş dünyası aynı anda verimlilik baskısı, yetenek açığı ve hızlanan dijital dönüşümle karşı karşıya. Rol tanımları değişiyor, beceri beklentileri yükseliyor ve gelecek projeksiyonları belirsizleşiyor. Genç kuşaklar bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor ve belirsizliğin maliyetini daha yüksek ödüyor.

Bu nedenle stres artık dönemsel bir yoğunluktan ziyade, yapısal bir çalışma deneyimi sorunu haline geliyor. Artan dijital dönüşüm hızı, belirsizlik ve yoğun iş yükü çalışan deneyiminin merkezine stres ve tükenmişliği yerleştiriyor.

“Sessiz Arayış” Başladı, Çalışanların %60’ı Aktif Olarak İş Arıyor

Araştırma, çalışan davranışında yeni bir döneme işaret ediyor. Çalışanların %64’ü mevcut işinde kalmayı planladığını söylese de %60’ı aktif olarak yeni iş fırsatlarını takip ediyor. %31’i ise yakın gelecekte işini kaybedebileceğini düşünüyor. Bu bilgiler, iş gücünde sessiz bir hareketliliğin başladığını gösteriyor.

Bu durum, işten ani kopuşların yerine, temkinli bir arayışın öne çıktığını gösteriyor. Çalışanların büyük bölümü mevcut rolünde kalmayı tercih ediyor, ancak iş güvencesi algısındaki kırılganlık ve kariyer fırsatlarına dair belirsizlik yeni seçenekleri değerlendirme eğilimini artırıyor. Özellikle bilim teknolojileri öncelikli olmak üzere, bazı sektörlerde çalışanları elde tutma zorluğu derinleşiyor. Beyaz yaka çalışanların iş tatmini de 2024’e göre, 2025’te %13 gerilemiş durumda. Bu veriler, özellikle bilgi yoğun ve dönüşüm baskısının yüksek olduğu sektörlerde çalışanların alternatifleri daha yakından takip ettiğini gösteriyor.

Sektörel kırılganlıkla birlikte, bu arayış özellikle genç kuşaklarda derinleşiyor. Z kuşağında ek gelir arayışı %68’e ulaşıyor. Çalışanlar işten ayrılmıyor olabilir, ancak zihinsel olarak alternatif senaryolara hazırlanıyor.

Sorun Motivasyon Değil, İnsan Odaklı Sistem Tasarımı Eksikliği

İnsan kaynakları firması Gilda&Partners Kurucu Ortağı Jilda Bal, ortaya çıkan verilerin kurumlar için yapısal bir uyarı niteliği taşıdığını vurguluyor.
“Bugün karşı karşıya olduğumuz durum, bireysel dayanıklılık sorunu değil, insan odaklı sistem tasarımı eksikliğidir. Çalışanların yarısının her gün stres yaşadığı bir ortamda performans artışı sürdürülebilir değildir. Kurumların yalnızca teknolojiye değil, her seviye çalışanla birlikte liderlere de yatırım yapması gerekiyor. Böylece güveni, anlam duygusunu ve öngörülebilir kariyer yollarını yeniden inşa etmeye odaklanabilirler.

DOF Robotics 2025’te cirosunu %61, kârlılığını %49 artırdı
DOF Robotics 2025’te cirosunu %61, kârlılığını %49 artırdı
İçeriği Görüntüle

Çalışanlar işte kalıyor olabilir ancak gelecekte nerede duracaklarını görmek istiyorlar. Liderlik artık sonuç üretmenin ötesinde, belirsizlik dönemlerinde güven inşa edebilme yetkinliğiyle ölçülüyor.

Yeni dönemde sürdürülebilir başarı hızdan çok, insanların kendini güvende ve değerli hissettiği çalışma modellerine bağlı olacak.”