Ekovitrin Yayın Koordinatörü Ali Karabaş’a konuşan Çelik İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili Uğur Dalbeler, küresel ticarette artan korumacılık eğilimlerinin Türk çelik sektörünü doğrudan etkilediğini söyledi. 2022 yılında 40 milyon ton üretim ve 20 milyon ton ihracatla en iyi performansın yakalandığını hatırlatan Dalbeler, 2025’te 19 milyon ton ihracata ulaşıldığını, bunun 2024’e göre yaklaşık yüzde 15 artış anlamına geldiğini ancak 2022’nin gerisinde kaldığını ifade etti. 2026’da ise Avrupa Birliği’nin planladığı yeni koruma önlemleri nedeniyle daha zorlu bir sürecin beklendiğini belirten Dalbeler, kotanın yarıya düşürülmesi ve mevcut yüzde 25’lik verginin yüzde 50’ye çıkarılmasının ihracatı yüzde 60’a varan oranda olumsuz etkileyebileceğini vurguladı.

Dalbeler ayrıca ABD’de Donald Trump’ın ithalat vergilerini yüzde 50’ye yükseltmesinin ve Çin’in iç talepteki daralma nedeniyle ihracatını 7 milyon tondan 130 milyon tona çıkarmasının küresel pazarda ciddi bir fiyat baskısı yarattığını dile getirdi. Avrupa’nın Hindistan ve Güney Amerika ile yaptığı anlaşmaların çelik özelinde doğrudan bir dezavantaj oluşturmayacağını ifade eden Dalbeler, ancak nihai ürün tarafında dolaylı etkilerin görülebileceğini söyledi. Artan enerji ve işçilik maliyetlerinin rekabet gücünü aşındırdığını belirten Dalbeler, 2026’da en azından 2025’teki 19 milyon tonluk ihracat seviyesini korumayı hedeflediklerini kaydetti.

Küresel piyasalardaki daralma ve artan korumacılık önlemleri, Türkiye çelik sektöründe büyüme stratejisini yeniden şekillendirdi. Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Aslan, sektörün bundan sonraki dönemde uzak pazarlardan ziyade yakın ve komşu coğrafyalara odaklanacağını belirterek, “Çelik sektörü artık bölgesel büyümeye yöneliyor. Yakın pazarlarda hızlı teslimat avantajımızı kullanacağız, orta vadede ise katma değerli ürünlerle rekabet gücümüzü artıracağız.” dedi. Aslan, ihracatta artışın sürdürülebilirliği için ürün yapısında dönüşümün kaçınılmaz olduğuna dikkat çekti.

Türkiye çelik sektörü, küresel ekonomide artan belirsizlikler, fiyat baskıları ve ticarette korumacı uygulamaların yoğunlaşmasıyla birlikte ihracat stratejisinde yeni bir döneme giriyor. 2025 yılını tonaj bazında artışla tamamlayan sektör, bundan sonraki büyümesini yakın pazarlara odaklanma ve katma değerli ürün ihracatını artırma stratejisiyle sürdürmeyi hedefliyor.

2025 yılında Türkiye’nin çelik ihracatı 19 milyon 432 bin ton olarak gerçekleşirken, ihracatın toplam değeri 16,5 milyar oldu. Ton başına ortalama ihracat fiyatı ise 851 dolar seviyesinde kaldı. Birim fiyatlarda yaşanan düşüşe rağmen tonajdaki artış, sektörün küresel rekabet koşullarına uyum sağladığını gösterdi.

Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Aslan, 2025 performansını değerlendirirken, bu artışın zorlu piyasa koşullarında elde edildiğini vurguladı. Aslan, “Küresel çelik piyasasında fiyatlar ciddi baskı altında. Çin’in yüksek ihracat hacmi ve dünya genelindeki arz fazlası fiyatları aşağı çekiyor. Bu ortamda büyümeyi ancak doğru pazarlara odaklanarak ve esnek bir stratejiyle sağlamak mümkün.” dedi.

YAKIN PAZARLAR STRATEJİNİN MERKEZİNDE

İhkib Başkan Adayı Mustafa Paşahan'dan "Birlikte Güçlüyüz" mesajı
İhkib Başkan Adayı Mustafa Paşahan'dan "Birlikte Güçlüyüz" mesajı
İçeriği Görüntüle

Aslan, sektörün bundan sonraki dönemde deniz aşırı ve yüksek maliyetli pazarlardan ziyade, Türkiye’ye coğrafi olarak yakın ülkelere odaklanacağını belirtti. “Çelik sektörü giderek bölgeselleşiyor. Uzak pazarlarda hem lojistik maliyetler artıyor hem de gümrük vergileri ve kotalar ciddi bir engel oluşturuyor. Buna karşılık yakın pazarlarda hızlı teslimat, esnek üretim ve güçlü ticari ilişkiler gibi avantajlarımız var.” diye konuştu.

Bu kapsamda Avrupa Birliği ülkeleri, AB dışındaki Avrupa pazarları, Balkanlar, Doğu Avrupa ve komşu ülkelerin öncelikli hedef pazarlar arasında yer aldığını kaydeden Aslan, mevcut pazarlarda derinleşmenin temel strateji olacağını ifade etti. Aslan, Romanya, Bulgaristan, Balkan ülkeleri, Gürcistan ve Azerbaycan gibi pazarlarda yapılan sektörel çalışmaların da ihracata doğrudan katkı sağladığını söyledi.

AVRUPA’DA TOPARLANMA BEKLENTİSİ

Avrupa pazarında yaşanan durgunluğun temel nedenlerinden birinin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) belirsizliği olduğuna dikkat çeken Aslan, bu nedenle 2026'ya ihracatta düşüşle başladıklarını, ancak sürecin netleşmesiyle birlikte ihracatta yeniden bir ivme beklediklerini dile getirdi. Aslan, “Avrupa’da alımlar bir süre ertelendi. Ancak mart ve nisan aylarından itibaren özellikle Avrupa kaynaklı bir toparlanma öngörüyoruz. Bu da yakın pazar stratejisinin ne kadar doğru olduğunu gösteriyor.” dedi.

2025’te Avrupa Birliği’ne yapılan çelik ihracatının 7 milyon 900 bin ton seviyesinde gerçekleştiğini hatırlatan Aslan, AB dışındaki Avrupa ülkelerine yönelik ihracatın da 3,7 milyon tona ulaştığını belirtti. Aslan, Avrupa pazarının toplam pazardan yüzde 60 pay aldığına işaret etti.

KATMA DEĞERLİ ÜRÜNLERE DÖNÜŞÜM KAÇINILMAZ

Sektördeki yeni büyüme stratejisinin ikinci ayağını ise katma değerli ürünlerin oluşturduğunu belirten Aslan, uzun ürünler ve inşaat demirinin hâlen ihracatta önemli bir paya sahip olduğunu ancak bu yapının sürdürülebilir olmadığını vurguladı. İnşaat demirinin tonaj olarak ihracatın lokomotifi olmasına karşın katma değerinin sınırlı olduğunu vurgulayan Aslan, orta ve uzun vadede soğuk haddelenmiş, galvanizli, boyalı ürünler, bağlantı elemanları ve paslanmaz çelik gibi katma değerli ürünlerin payının artacağını kaydetti. Bu dönüşümün, Türk çelik sektörünü Çin ve Hindistan gibi düşük maliyetli üreticilerle doğrudan fiyat rekabetinden uzaklaştıracağını ifade eden Aslan, “Katma değerli üretimle hem fiyat baskısını azaltacağız hem de daha sürdürülebilir bir ihracat yapısına geçeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

BÖLGESEL BÜYÜME İLE İSTİKRAR HEDEFİ

Aslan’a göre, küresel ticarette artan kotalar ve vergiler, çelik sektörünü zorlayan en önemli unsurlar arasında yer alıyor. “Çelik, dünyada en fazla kota ve vergiyle karşılaşan sektörlerden biri. Bir pazarda ihracat artışı sağladığınızda, çok kısa sürede yeni bir ticaret önlemiyle karşılaşabiliyorsunuz. Bu nedenle bölgesel büyüme ve ürün çeşitliliği artık bir tercih değil, zorunluluk.” dedi.

2026 HEDEFİ: YAKIN PAZARLARDA DERİNLEŞME

2026 yılına ilişkin beklentilerini de paylaşan Aslan, sektörün tonajda 20 milyon ton seviyesini, değer bazında ise 17 milyar dolarlık bir hedef belirlediklerini söyledi. Aslan, “Yakın pazarlara odaklanarak ve katma değerli ürünlerin payını artırarak daha dengeli bir büyüme hedefliyoruz. Çelik sektörü bundan sonra büyümeyi uzak pazarlarda değil, yakın coğrafyada ve nitelikli ürünlerle arayacak.” diye konuştu.

DÜNYA ÇELİK ZİRVESİ İSTANBUL'DA YAPILACAK

Bu sene İstanbul'da yapılacak olan çelik zirvesine de değinen Aslan, 25–27 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek olan Steel Networking Summits 2026'nın küresel çelik sektörünün önde gelen üreticilerini, tüccarlarını, tedarik zinciri yöneticilerini, kamu otoritelerini ve politika yapıcılarını İstanbul’un stratejik jeopolitiğinde buluşturacak referans niteliğinde uluslararası bir konferans olacağına dikkat çekti. Konferansın Türkiye’de ve İstanbul’da düzenlenmesinin, Avrupa, Asya ve Orta Doğu pazarlarının kesişim noktasında yer

alan benzersiz coğrafi konum sayesinde katılımcılara ticari erişim, lojistik avantaj ve bölgesel iş fırsatları sunduğunu kaydeden Aslan, "Bu etkinlikle, piyasa trendlerinin ötesine geçerek sektörü şekillendiren politik, ekonomik ve düzenleyici dinamikleri karar vericilerden doğrudan aktarmayı hedefliyoruz. 80 farklı ülkeden 500’ün üzerinde sektör profesyonelinin beklendiği konferansta 40’ı aşkın konuşmacı yer alacak. Dünya çelik sektörünün liderlerinin bir araya geleceği konferansta sektörün global sorunları tartışılacağı gibi ikili iş görüşmelerinin de yer alacağı bu platformda önemli ölçüde çelik ticaretinin de gerçekleşeceğini düşünüyoruz. İlkinden sonra her sene tekrarlayarak geleneksel hale getirmeyi hedeflediğimiz bu etkinliklerle dünya çelik sektörünün nabzının Türkiye’de atmasını amaçlıyoruz.”