Bu soru özellikle sosyal medyada sıkça dile getirilirken, restorasyon sürecinin perde arkasında ise sanıldığından çok daha karmaşık bir tablo bulunuyor.
Her şey 28 Kasım 2010'da çıkan yangınla başladı. Tarihi gar binasının çatısında meydana gelen yangın, yapının en önemli bölümlerinden birine büyük zarar verdi. Çatı tamamen çökerken, üst katlarda ciddi hasar oluştu. Yangının ardından binanın acil koruma altına alınması sağlandı ancak kapsamlı restorasyon için hazırlık süreci yıllar aldı.

Gar binasının demiryolu işletmesine kapanması ise yalnızca yangından kaynaklanmadı. Marmaray ve yüksek hızlı tren projeleri kapsamında Haydarpaşa'daki tren seferleri 2012 yılında durduruldu. Böylece hem ulaşım hem de restorasyon süreci aynı dönemde başlamış oldu.
Asıl restorasyon çalışmaları 2016 yılında başladı. Fakat bu süreç sıradan bir bina onarımından çok farklı ilerledi. Çünkü Haydarpaşa Garı, tescilli kültür varlığı statüsünde bulunuyor. Yapının her taşı, her ahşap detayı ve her süslemesi bilim kurullarının denetiminde tek tek sökülerek onarıldı. Yangında zarar gören saat mekanizması, vitraylar, bakır çatı kaplamaları ve tarihi taşlar özgün malzemeler kullanılarak yeniden üretildi. Hatta garın dış cephesindeki taşların birebir aynısını bulabilmek için yıllar önce kapanan taş ocaklarının yeniden açıldığı açıklandı.

Ancak restorasyonu uzatan en önemli gelişme gar binasının dışında yaşandı.
Haydarpaşa Gar sahasında demiryolu altyapı çalışmaları sürerken, 2018 yılında yapılan kazılarda İstanbul tarihini değiştirecek nitelikte arkeolojik kalıntılar ortaya çıktı. Bizans dönemine ait liman yapıları, yollar, mezarlar, kilise kalıntıları ve çok sayıda tarihi eser bulundu. Bunun üzerine alan, İstanbul Arkeoloji Müzeleri Başkanlığı'nın denetimine geçti ve kazılar yıllarca devam etti. Restorasyonun önemli bölümü de bu kazılarla eş zamanlı yürütülmek zorunda kaldı.

Süreç boyunca kamuoyuna birçok farklı açılış tarihi verildi. 2023 yılında dönemin Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Haydarpaşa Garı'nın 2024 yılında tamamen hizmete açılacağını açıklamıştı. Ancak arkeolojik çalışmaların kapsamının genişlemesi ve proje revizyonları nedeniyle bu hedef gerçekleşmedi.
2026 yılına gelindiğinde ise Kültür ve Turizm Bakanlığı, restorasyonda önemli bir aşamanın tamamlandığını duyurdu. Marmara Denizi'ne bakan üç cephede restorasyon ve konservasyon çalışmaları bitirildi, iskeleler söküldü ve tarihi yapının özgün silueti yeniden ortaya çıktı. Yetkililer, çalışmaların sona yaklaştığını belirtiyor.

2026 yılına gelindiğinde ise restorasyon çalışmalarında önemli bir aşama geride bırakıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile TCDD iş birliğinde yürütülen çalışmalar kapsamında Haydarpaşa Garı'nın Marmara Denizi'ne bakan üç cephesindeki restorasyon ve konservasyon uygulamaları tamamlandı, cephelerdeki iskeleler kaldırıldı ve tarihi yapının özgün silueti yeniden görünür hale geldi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, gelişmeyi değerlendirirken, "İstanbul'un simge yapılarından Haydarpaşa, yıllar sonra yeniden tarihi silüetteki yerini almaya başladı. Bu eşsiz mirası özgün kimliğini koruyarak geleceğe taşıyor, tamamlandığında İstanbul'a yeni bir kültür ve sanat alanı kazandıracak projeyi kararlılıkla sürdürüyoruz." ifadelerini kullandı.
Peki "İki yılda yapıldı, on yıldır restore ediliyor" eleştirisi ne kadar doğru?
Haydarpaşa Garı gerçekten de yaklaşık iki yılda tamamlanarak 1908'de hizmete açıldı. Ancak bugünkü çalışmalar, yalnızca çatının onarılmasından ibaret değil. Yangın sonrası restorasyon, deprem güçlendirmesi, tarihi eser koruma kurallarına uygun konservasyon uygulamaları, arkeolojik kazılar ve yeni kültür merkezi projesi aynı anda yürütülüyor. Bu nedenle uzmanlara göre bugünkü süreci, 20. yüzyılın başındaki inşaat koşullarıyla doğrudan karşılaştırmak teknik olarak doğru bir değerlendirme değil.

Yine de kamuoyunun eleştirilerinde haklı olduğu bir nokta var. Aradan geçen 10 yılı aşkın sürede Haydarpaşa Garı hâlâ yolcularına kavuşamadı. İstanbul'un en önemli simgelerinden biri olan tarihi yapı, yıllardır iskelelerin ve restorasyon perdelerinin ardında bekliyor. Çalışmalarda sona yaklaşıldığı belirtilse de İstanbulluların asıl beklentisi artık yeni bir tarih değil, Haydarpaşa Garı'nın yeniden tren düdükleriyle hayat bulduğu günü görmek.





