275 farklı şirkette görev yapan 19 binden fazla çalışanın katılımıyla hazırlanan araştırma; stres ve kaygıda bir miktar gerileme yaşansa da çalışanların en büyük ortak paydasının "yorgunluk" olduğunu gösteriyor.
Rapora göre Türkiye’deki çalışanların genel esenlik skoru, geçen yılın aynı dönemine kıyasla 54’ten 60’a yükselerek ‘iyi’ seviye eşiğine ulaştı. Küresel ölçekte Gallup’un 2026 verileriyle de paralellik gösteren bu yükseliş, çalışan iyi oluşunda genel bir toparlanma sinyali verse de tablonun detayları kırılganlığın devam ettiğini kanıtlıyor.

Yorgunluk Açık Ara Lider: Çalışanları Ne Zorluyor?
Stres indeksi 66,2’den 63,3’e, kaygı indeksi ise 63,4’ten 60,1’e gerilese de hisler haritasında birincilik değişmedi. Çalışanların %36,8’i yılın ilk yarısında kendisini en çok "yorgun" hissettiğini belirtti. Yorgunluğu takip eden diğer baskın duygular ise şunlar oldu:
-
Stresli: %30,2
-
Depresif: %26
-
Endişeli: %26
Çalışanların stres ve kaygısını besleyen ana unsur %65 ile iş hayatı olurken; iş yükü, performans baskısı ve kariyer belirsizliği ana tetikleyiciler arasında yer aldı. Ayrıca teknolojik dönüşüm de zihinleri kurcalamaya devam ediyor: Katılımcıların %42’si yapay zekanın iş yapış şekillerini değiştirmesinden ve görevlerin yok olmasından kaygı duyduğunu ifade etti.
Yılın En Zorlu Virajı: "Mayıs Sendromu"
Raporun ortaya koyduğu en somut kırılmalardan biri ise bahar aylarında yaşandı. 2026’nın ikinci çeyreğinde esenlik skoru genel olarak "iyi" seviyesinde seyrederken, mayıs ayı tam anlamıyla bir istisna oldu.
Mayısta esenlik ve uyku skorları yılın en düşük seviyesine gerilerken, stres ve kaygı oranları geçen yılın aynı dönemini bile geride bıraktı. Bu durum, çalışanların iyi oluş halinin dönemsel dalgalanmalara karşı ne kadar hassas olduğunu gözler önüne serdi.
Sığınağımız Sosyal İlişkiler, İhmal Ettiğimiz İse Hareket
İş hayatındaki yoğun tempoya rağmen çalışanları ayakta tutan en büyük güç "insani bağlar" oldu. Katılımcıların %61,5’i iş yerindeki sosyal çevrenin ve destekleyici ilişkilerin yoğun baskı altında duygusal dayanıklılığı artırdığını vurguladı. Aile içi uyum ve arkadaş desteği, mutluluğun ana kaynağı olarak öne çıktı.
Fiziksel sağlık tarafında ise tablo biraz daha karanlık:
-
Uyku Skoru: 49 puan
-
Hareket Skoru: 37,5 puan
-
Günlük Adım Ortalaması: 6.247
-
Çalışanların %51’i hiç egzersiz yapmadığını söylerken, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği düzeyde spor yapanların oranı yalnızca %10’da kaldı.
Buna karşın, zorluklarla baş etme yöntemi olarak çalışanların %38,2 ile en çok harekete başvurması, fiziksel aktivitenin zihinsel dirençteki rolünü doğruluyor. Nitekim spor ve esenlik imkanları (WellnessPass gibi) sunulan çalışanların hareket skorunun %20 daha yüksek çıkması, kurumların sağladığı yan hakların doğrudan etkisini kanıtlıyor.
Uzmanlar Ne Diyor? "İyileşme Henüz Kırılgan"
Tabloyu değerlendiren Meditopia İçerik ve Araştırma Direktörü Uzman Psikolog Gözde Ertekin, verilerin küresel iyileşme trendiyle uyumlu olduğunu ancak alt göstergelerin dikkatle incelenmesi gerektiğini belirtti.

Meditopia Kurucu Ortağı ve CEO’su Fatih Mustafa Çelebi ise kalıcı çözüm için kurumların çalışanlarını sürekli dinlemesi gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi:
"Çalışanların bütüncül iyi oluşunda olumlu bir gelişme var ancak bu henüz kırılgan bir zemin. Stres ve kaygı gerilese de yorgunluğun hâlâ ilk sırada olması, çalışan deneyiminin tek bir göstergeyle okunamayacağını gösteriyor. Uyku, hareket, iş yükü ve sosyal bağlar birbirini besleyen unsurlar. Kurumların sadece dönemsel değil, veriye dayalı ve sürdürülebilir wellbeing stratejileri geliştirmesi şart."




