Şirket verilerine göre, bölgede tarımsal sulamada kullanılan yıllık 8,5 milyar kWh elektriğin yaklaşık 5 milyar kWh’si kaçak tüketiliyor. Bu miktar, Türkiye genelinde tarımsal sulama için kullanılan toplam elektriğin yaklaşık üçte birine karşılık geliyor.

Yeraltı suları 900 metre derinlikten çekiliyor

Şirketin saha gözlemlerine göre, özellikle Harran ve Akçakale hattında 850–900 metreyi bulan derin kuyulardan motopomplar aracılığıyla çekilen yeraltı suları, “salma sulama” olarak bilinen vahşi yöntemle tarlalara veriliyor. Kullanılan suyun önemli bir kısmının drenaj kanalları aracılığıyla sınır hattından Türkiye dışına aktığı belirtiliyor.

Karadeniz'de hamsi yerini istavrite bıraktı
Karadeniz'de hamsi yerini istavrite bıraktı
İçeriği Görüntüle

Yetkililer, suya en fazla ihtiyaç duyulan dönemde yeraltı rezervlerinin kontrolsüz biçimde tüketilmesinin hem çevresel hem de ekonomik kayıplara yol açtığını vurguluyor.

Yasaklı ürün ve vahşi sulama uyarısı

Açıklamada, bölgede ekimi yasak olmasına rağmen ikinci ürün olarak mısır ekiminin sürdüğü, yüksek su tüketen bu ürünün kaçak elektrikle sulandığı ifade edildi. Kaçak elektrik kullanımının elektrik altyapısını zorladığı, enerji arz güvenliğini tehdit ettiği ve ekolojik tahribatı artırdığı kaydedildi.

Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, hizmet bölgesinde tarımsal sulamanın büyük ölçüde eski usullerle yapıldığını belirterek, kaçak kullanım oranlarının bazı bölgelerde yüzde 98’e kadar çıktığını söyledi. Özellikle Mardin ve Şanlıurfa’nın Siverek ile Viranşehir ilçelerinde kaçak oranlarının dikkat çekici seviyelere ulaştığını aktardı.

15 milyar liralık ekonomik yük

Kaçak elektrikle çalışan motopompların ülke ekonomisine maliyetinin sadece 2025 yılında yaklaşık 15 milyar lira olduğu bildirildi. Uzmanlar, bu kaybın doğrudan enerji şirketleri ve kamu maliyesi üzerinden dolaylı olarak tüm tüketicilere yansıdığına dikkat çekiyor.

Öte yandan aşırı yeraltı suyu çekimine bağlı olarak Harran Ovası’nda yaklaşık 15 metre derinliğe ulaşan obrukların oluştuğu, yoğun sulama ve yanlış ürün tercihi nedeniyle toprakta çoraklaşma riskinin arttığı gözlemleniyor.

Yetkililer, hem su yönetimi hem de enerji denetimlerinin eş zamanlı olarak güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, bölgedeki tarımsal üretim modelinin sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda yeniden planlanmasının zorunlu hale geldiğini ifade ediyor.