Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Moskova'da düzenlenen ortak basın toplantısında, 'Trump bir irade ortaya koydu. İsrail'in bu konudaki itirazlarını dinlemedi. İran da bu iradeye olumlu cevap verdi ve bir neticeye ulaştılar' dedi.

Bakan Fidan, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile görüşmesinin ardından ortak basın toplantısında dünya gündemine ilişkin açıklama yaptı. Fidan, Lavrov ile en son Antalya diplomasi forumunda görüştüklerini belirterek, 'Tabii ondan sonra sürekli bir telefon iletişimi içerisinde oluyoruz. Şartlar ortaya çıktıkça. Türk-Rusya ilişkilerindeki yoğunluk ve bölgesel gündem daha sık ve detaylı istişarelerde bulunmamızı açıkçası zorunlu kılıyor. Bugün de Sayın Lavrov'la ikili iş birliğimizi ilgilendiren birçok konu başlıklarını detaylı biçimde masaya yatırdık. Türkiye-Rusya ilişkileri köklü bir tarihi birikime, güçlü ekonomik temellere, en üst düzeyde liderlerimiz arasında tesis edilen siyasi diyaloğa ve karşılıklı güvene dayanmaktadır. Çoklu çatışmaların ve küresel barış ve refahı tehdit eden yapısal sınamaların neden olduğu tehlikelere rağmen ikili iş birliğimiz olumlu seyrini muhafaza etmekte' dedi.

'Ülkemizin temel önceliği Rusya'yla Ukrayna'nın diplomasi masasına dönmesidir'

Lavrov ile görüşmesinde enerjiden ticarete ikili gündemde yer alan birçok konu başlığında atılacak adımları ele aldıklarını aktaran Hakan Fidan, 'Şüphesiz ikili ilişkilerimizdeki gerçek potansiyeli yakalamamız için bölgemizdeki çatışmaların sona erdirilmesi büyük bir önem arz etmekte. Bu çerçevede beşinci yılına giren Ukrayna'daki savaşın mümkün olan en kısa sürede ve barışçıl yollardan sonlandırılmasına yönelik arzumuzu ilettik. Kendisine müteakip müzakere turlarına ev sahipliği yapma hususunda hazır olduğumuzu ifade ettim. Ülkemizin temel önceliği Rusya'yla Ukrayna'nın diplomasi masasına dönmesidir. Taraflar mutabık kaldıkları takdirde müzakerelerin daha sonuç odaklı şekilde nasıl ilerletilebileceğini de ele almaya hazırız. Ukrayna Savaşı'nda son dönemde görülen tırmanma ve savaşın coğrafi olarak yayılması tehlikesi ciddi surette endişe vericidir. Özellikle cephe gerisindeki hedeflere yönelik saldırılardaki artış ve Karadeniz'de seyri sefer emniyetini tehdit eden saldırıların üçüncü tarafların çıkarlarına zarar veren etkileri gerilimi düşürücü bazı önlemler gerekli kılmaktadır' diye konuştu.

Türkiye'nin Karadeniz'deki çıkarlarına halel getirebilecek hadiselere yönelik beklentilerini görüşmede Lavrov'a ilettiğini aktaran Bakan Fidan, 'Bu çerçevede Karadeniz'de seyrüsefer emniyetinin teminat altına alınması için neler yapılabileceğine dair fikir teatisinde bulunduk' ifadelerini kullandı.

'İsrail'in süreci rayından çıkarmayı hedefleyecek muhtemel sabotaj girişimlerinden mutlak surette kaçınılması elzemdir'

Dışişleri Bakanı Fidan: 'Türkiye, Ukrayna meselesinin çözümünde her türlü desteği vermeye devam edecek'
Dışişleri Bakanı Fidan: 'Türkiye, Ukrayna meselesinin çözümünde her türlü desteği vermeye devam edecek'
İçeriği Görüntüle

ABD ile İran arasında anlaşmaya varılan mutabakata değinen Hakan Fidan, 'ABD ile İran arasında var olan mutabakatı coğrafyamızda çatışma ikliminin kırılması için son derece kıymetli bir diplomatik eşik olarak görüyor ve memnuniyetle karşılıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın da vurguladıkları üzere bölgemize ve tüm dünyaya nefes aldıran bu adımın geçici bir sükunetten ziyade yapısı yapısal ve kalıcı bir güvenlik mimarisine dönüşmesi en büyük temennimizdir. Bu mutabakatın nihai imza sürecine başarıyla taşınmasını, eksiksiz biçimde uygulanmasını ve kalıcı bir diplomatik zemine dönüşmesini temenni ediyoruz. Nihai imzalar atılana dek geçecek hassas süreçte barış iklimini zehirleyebilecek söylemlerden ve İsrail'in süreci rayından çıkarmayı hedefleyecek muhtemel sabotaj girişimlerinden mutlak surette kaçınılması elzemdir. Bu neticenin ortaya çıkmasında ABD ve İran liderliklerini sergilediği siyasi iradeyi çok önemli buluyoruz' şeklinde konuştu.

'Savaş öncesinde olduğu gibi tüm gemilerin güvenli, serbest ve kesintisiz geçişine açık tutulması hayati önemde bulunmaktadır'

Pakistan'ın ara buluculuk çabalarını takdirle karşıladıklarını aktaran Bakan Fidan, 'Katar ve Suudi Arabistan'ın diplomatik girişimlere verdikleri desteği de memnuniyetle not ediyoruz. Hürmüz Boğazı'nın savaş öncesinde olduğu gibi tüm gemilerin güvenli, serbest ve kesintisiz geçişine açık tutulması, bölgesel istikrarın yanı sıra küresel enerji güvenliği ve uluslararası ticaret bakımından da hayati önemde bulunmaktadır. Önümüzdeki dönemde arzumuz bu mutabakatın daha geniş bir bölgesel barış perspektifine kapı aralamasıdır. Türkiye bunun için çalışmaktadır' dedi.

'Yürütülen barış ve normalleşme süreçlerinin coğrafyamıza sağlayacağı bölgesel iş birliğinin önemini teyit ettik'

Bugün yapılan görüşmede Güney Kafkasya'daki güncel gelişmeleri de etraflıca ele alma imkanları olduğunu söyleyen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 'Yürütülen barış ve normalleşme süreçlerinin coğrafyamıza sağlayacağı istikrar ve bölgesel iş birliğinin önemini bu vesileyle teyit ettik. Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki barış ve normalleşme sürecinde kat edilen mesafeden memnuniyet duyuyoruz. Süreçte atılan adımlar bölgede fiilen tesis edilen barışın artık sahaya yansıdığını göstermektedir. Ekonomik etkileşimin artırılması ulaştırma ve ticaret hatlarını geliştirilmesi enerji ve lojistik alanlardaki karşılıklı fayda temelinde kurulacak iş birlikleri bölgesel istikrarın teminatı olacaktır. Güney Kafkasya'nın meselelerinin bölge ülkeleri ve yakın komşular tarafından diyalog ve iş birliği temelinde ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Meslektaşımın da ifade ettiği gibi üç artı üç bölgesel iş birliği platformunun bu kapsamda önemli bir iş birliği çerçevesi sunduğunu düşünüyoruz' diye konuştu.

'Filistin meselesi Orta Doğu'daki tüm ihtilafların merkezinde yer almaktadır'

Bakan Fidan, toplantıda Filistin meselesinin bölgesel barış, istikrar ve adaletin tesisi ekseninde çözüme kavuşturulması yönündeki tutumlarını tekrar belirtiklerini söyledi. Bakan Fidan, 'Filistin meselesi Orta Doğu'daki tüm ihtilafların merkezinde yer almaktadır. Gazze'de ateşkesin korunması insani yardımlara kesintisiz erişimin sağlanması ve istikrarın tesisini teminen yeniden inşa faaliyetlerinin başlatılması için diplomatik girişimlere katkı sağlamayı sürdürmekteyiz. İsrail'in iki devletli çözümü baltalamaya yönelik yıkıcı eylemlerinin, Gazze'deki ateşkes ihlallerinin, Batı Şeria'daki yerleşimci terörünün ve Doğu Kudüs'teki provokasyonlarının önlenmesi için uluslararası çabaların artırılması gerektiği ortadadır. İsrail'in Lübnan ve Suriye'ye saldırıları ve işgalleri de bu ülkeleri zayıflatma ve bölgeyi istikrarsızlaştırma projesinin devamıdır. Bölgemize çatışma alanlarını genişleten değil, çözüm imkanlarını güçlendiren bir yaklaşımın hakim kılınması gerekmektedir' ifadelerini kullandı.

'Orta Doğu'da kalıcı güvenliğin ancak tüm bölge ülkelerinin meşru güvenlik kaygılarının birlikte el alınmasıyla tesis edilebileceğine inanıyoruz'

Bakan Fidan, 'Türkiye olarak başından itibaren savunduğumuz ilke de açıktır. Bu coğrafya dış müdahalelerin ve yıkıcı jeopolitik rekabetlerin sahası olmaktan artık çıkarılmalıdır. Bölge ülkeleri ortak akıl, itidal ve sorumluluk duygusuyla kendi geleceklerine sahip çıkmalıdır. Bölgesel sahiplenme vizyonumuzun özü de tam da budur. Bu çerçevede Orta Doğu'da kalıcı güvenliğin ancak tüm bölge ülkelerinin meşru güvenlik kaygılarının birlikte el alınmasıyla tesis edilebileceğine inanıyoruz. Bu anlayışla bölge ülkeler arasında güven artırıcı mekanizmaların güçlendirilmesi siyasi diyalog kanallarının açık tutulmasını ve krizlerin diplomasi yoluyla yönetilmesini desteklemeye devam edeceğiz' şeklinde konuştu.

'Bölgesel istikrarın perspektifinin önemli başlıklarından biri de Suriye'dir'

Türkiye'nin bölgede barış ve istikrarın güçlendirilmesi için inisiyatif almaktan hiçbir zaman geri durmayacağına vurgu yapan Bakan Fidan, 'Nitekim bölgesel istikrarın perspektifinin önemli başlıklarından biri de Suriye'dir. Suriye'de istikrar, güvenlik ve birliğin tesis ve tahkimi yönünde kaydedilen ilerleme dünyanın çok sayıda bölgesel ve küresel krizle sınandığı bir dönemde umut kaynağı olmayı sürdürmektedir. Türkiye toprak bütünlüğü ve birliği temelinde Suriye'de istikrarın, güvenliğin ve ekonomik kalkınmanın tesisine yapıcı katkı sunmak isteyen tüm taraflarla iş birliği içinde hareket etmeye devam edecektir' dedi.

'Bir savaşta sivillerin ve sivil yerleşim yerlerinin hedef alınmasını hiçbir zaman için tasvip etmedik'

Türkiye ve Rusya olarak hem ülkelerin ortak çıkarları hem de bölgenin güvenlik, istikrar ve refahı için birlikte çalışmayı sürdüreceklerini vurgulayan Bakan Fidan, 'Sayın Lavrov'a tarafıma gösterdiği sıcak misafirperverlik için tekrar teşekkür ediyorum. Etrafımızda yıllardır çok sayıda savaş ve çatışma olmakta. Bu savaş ve çatışmaların durdurulması için elimizden geleni yapıyoruz. Ama bu savaş ve çatışmalar devam ederken bir konuya çok ama çok dikkat ediyoruz. Cumhurbaşkanımızın hassasiyetle üzerinde durduğu konu. Hangi nedenden çıkarsa çıksın bir savaşta sivillerin ve sivil yerleşim yerlerinin hedef alınmasını hiçbir zaman için tasvip etmedik. Baştan sona her zaman bunları bir prensip gereği kınadık. Dikkatimize getirilen gördüğümüz her türlü konuya da tepkiyi gösterdik. Göstermeye de devam edeceğiz. Çünkü baştan beri yanlış bulduğumuz bir husus' diye konuştu.

'Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla beraber dünya gördü ki aslında bu mesele sadece bir bölgesel mesele değil'

Uluslararası aktörlerin hemen hemen hepsinin bu barışa bir an önce ulaşılması yönünde baskısı olduğunu söyleyen Fidan, 'Açıktan baskı koyanlar, gizlice baskı koyanlar. Çünkü Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla beraber dünya gördü ki aslında bu mesele sadece bir bölgesel mesele değil. İran'la Amerika, İran'la İsrail arasında bir konu değil. Bütün dünyanın bir meselesi oldu. Çünkü enerji fiyatlarına, gıda fiyatlarına, petrokimyadan etkileşen bütün sektörlere yönelik muazzam bir fiyat artışı, tedarik zincirlerinde ciddi sıkıntıların oluşması ve uzun vadede ekonomik istikrarsızlık ve bu ekonomik istikrarsızlığında yönetim istikrarsızlığına, güvenlikteki birçok problemi tetiklediğini gördük. Dolayısıyla bizim muhatap olduğumuz bütün devletler bu anlaşmanın bir an önce hayata geçmesini talep ediyorlardı ve herkese destek verdi. Biz de Cumhurbaşkanımızın liderliğinde başından itibaren inanılmaz bir tempoyla elimizden geleni yaptık. Çünkü bu mesele çözülecek ki sırada bekleyen diğer sorunlar var. Gazze'deki sorun, Ukrayna'daki sorun o konularda da Amerika'yla çalışabilelim. Şimdi ifade ettiğiniz İsrail'in bir istikrarsızlaştırma ve sabote etme rolü olabilir mi? Olabilir. Onun için biz hep şunu söylüyoruz: İsrail'in bölgedeki tavırları sadece birkaç ülkenin sorunu değil, bütün dünyanın sorunu. Ve bütün dünya bunun farkında' ifadelerini kullandı.

'Ülkelerin samimi olması, yanlışa yanlış demesi gerekir'

İlk defa bütün dünyada İsrail'in oluşturduğu illüzyonun dağılmasına yönelik bir anlayış birliği oluştuğunu aktaran Fidan, 'Bu anlayış birliğinin gerekli diplomatik yöntemler kullanarak bir eylem birliğine dönüşmesi gerekiyor artık. İsrail bütün dünyanın kendisine karşı bir diplomatik eylem çabası içinde olduğunu gördüğü zaman adım atması mümkün değildir. Ülkelerin samimi olması yanlışa yanlış demesi bir araya gelip yanlış adım attığı zaman da gerekli cevabı vermesi gerekir. Bu olduğu zaman İsrail adım atmayacaktır. Onun dışında falan ülke beni korur, filan ülke geçmişten dolayı bir şey demez, filan ülkeyle ticaret konusunda arkadan bağladım, filanı seçimlerde birçok konuda bu türden anlaşmalar olursa İsrail'in tabii bölgedeki kurmaya çalıştığı istikrarsızlaştırıcı oyun devam eder. Ülkeler, hep beraber zararı görmeye devam ederler. Bunun için biz uluslararası şeffaf açık bir diplomasiyle yanlışa yanlış diyen ve yanlışa tavır koyan diplomasiyi kurumsallaştırmaya devam edeceğiz' şeklinde konuştu.

Bakan Fidan, bir gazetecinin Fransa'daki G7 Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen Ukrayna Zirvesi'ne Türkiye'nin davet edilip edilmediği sorusuna, 'Bir davet gelmedi bize' cevabını verdi.

'Bölgedeki genel arzu, bölge liderlerinin bir araya gelip Sayın Trump'la bir telekonferans yapması'

'Türkiye, bölgesinin önemli bir ülkesi, güçlü bir ülkesi' ifadelerini kullanan Bakan Fidan, dolayısıyla Türkiye'nin alacağı tutumun her türlü meselede fark oluşturacak olan bir durum olduğuna vurgu yaptı. Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ortaya konan politikanın bölgede ve İran Savaşı'nda kendisini gösterdiğini söyledi. Bakan, 'Bu konuda yaptığımız çabalar sadece bir kendi kişisel çabalarımızın bir ürününü ortaya koymadı. Aynı zamanda bizim duruşumuza, görüşümüze, eylemimize değer veren diğer ortaklarımızın kardeş ülkelerin bu konuda harekete geçmesini de sağladı. Bu konuda gerçekten ifade ettiğiniz gibi çok fazla temas var. Detaylarına girmek istemiyorum. Yani çok iniş ve çıkışlar oldu. Pakistanlı kardeşlerimizle Katarlı kardeşlerimizle Amerikalılarla, İranlarla gece gündüz iletişim halindeydik. Onlar çok ciddi çaba ortaya koydular. Pakistanlı ve Katarlı kardeşlerimiz. Ama bölgedeki genel arzu, bölge liderlerinin bir araya gelip Sayın Trump'la bir telekonferans yapması. Aslında önemli bir dönüm noktası, çünkü bölge ülkeleri artık bölgemize ilişkin ortak tutumumuzu, ortak diplomatik dille ifade etme konusunda da bir refleks geliştirmiş durumdalar. Bunu biliyorsunuz Gazze barış planı hayata geçmeden önce ilk ortaya koyduk' dedi.

'Umudumuz 60 günlük dönem içerisinde de bu teknik müzakerelerin bir an önce nihayete ermesi'

İran'la ilgili barış meselesi konusunda liderlerin Trump'la telekonferans aracılığıyla konuşması gerektiğini aktaran Fidan, 'Barışı öncelediğimizi, bu konuda atılması gereken bütün adımların atılması gerektiğini, kendisinin bu konuyu yapabileceğini ve nitekim Sayın Trump bir irade ortaya koydu. İsrail'in bu konudaki itirazlarını dinlemedi. İran da bu iradeye olumlu cevap verdi ve bir neticeye ulaştılar. Umudumuz herhangi bir sabotajın etkisi altında kalmadan geri kalan 60 günlük dönem içerisinde de bu teknik müzakerelerin bir an önce nihayete ermesi ve bölgemizde artık bir barış ikliminin oluşması' diye konuştu.

Savaş sonrası dönemde nasıl bir düzen oluşmalı sorusuna cevap veren Fidan, 'Bu konuda yine bölge ülkeleriyle, bölge dışındaki diğer etkili aktörlerle bir araya gelerek herkesin üzerinde mutabık kalabileceği, herkesin çıkarını gözeten, sadece bölgeye değil, dünyaya istikrar üreten bir artık bölgenin oluşması gerekiyor. Bunun için şartlar müsait, zemin müsait. Sadece bir vizyona, cesarete ve biraz da iteklemeye ihtiyaç var. Türkiye'de bunu yapmaya inşallah muktedirdir' ifadelerini kullandı.