Kiracılar, haftalar hatta aylar süren ev arayışının ardından nihayet bir konut bulmanın rahatlığını yaşarken, emlakçı ve ev sahibi tarafından önlerine getirilen tahliye taahhütnamesini imzalamaya zorlandıklarını ifade ediyor. Pek çok kişi, tüm sürecin tamamlandığını düşündüğü bir aşamada karşısına çıkan bu belgeyi, evi kaybetme korkusuyla okumadan veya hukuki sonuçlarını tam olarak bilmeden imzalıyor.

ESKİ KİRACILIK DEVRİ BİTTİ

Geçmişte ev sahibi ile kiracı arasındaki ilişkiler uzun yıllara yayılan karşılıklı güvene dayanırken, son yıllarda yükselen kira bedelleri bu dengeleri önemli ölçüde değiştirdi. Birçok ev sahibi, mevcut kiracının ödediği kira ile piyasadaki kira bedelleri arasındaki farkın açılması nedeniyle zam dönemlerinde daha yüksek artış talep ediyor.

Uzmanlara göre bazı ev sahipleri, mevcut kiracının taşınmasını sağlayarak konutu yeni kiracılara çok daha yüksek bedellerle kiraya verebilmek için çeşitli yöntemlere başvuruyor. Bu durum, kiracılar üzerinde hem ekonomik hem de psikolojik baskı oluştururken, uzun süreli kiracılık anlayışının yerini kısa vadeli ve belirsizliklerin hâkim olduğu bir döneme bıraktığı yorumlarına neden oluyor.

"İmzalamazsanız Evi Vermeyiz" Baskısı

Sektörde yaygınlaştığı iddia edilen uygulamada, kira sözleşmesi imzalandıktan ve ödemeler yapıldıktan sonra kiracıya tahliye taahhütnamesi adeta dayatılıyor.

Kiracılar, "Evi artık tuttum" düşüncesiyle hareket ederken, karşı tarafın "Bir de şu belgeyi imzalayalım" yaklaşımıyla karşılaşıyor. Bu aşamada birçok vatandaş, yeniden ev arama sürecine dönmek istemediği için belgeyi imzalamak zorunda kaldığını belirtiyor.

Uzmanlara göre burada ortaya çıkan temel sorun, kiracının özgür iradesiyle değil, barınma ihtiyacının yarattığı zorunluluk altında hareket etmesi.

Mayısta konut satışlarına bayram tatili freni! FCR GYO Takvim Etkisine Dikkat Çekti
Mayısta konut satışlarına bayram tatili freni! FCR GYO Takvim Etkisine Dikkat Çekti
İçeriği Görüntüle

Boş Tarihli Taahhütnameler En Büyük Risklerden Biri

Kiracıların en sık şikâyet ettiği konuların başında ise boş bırakılmış tahliye taahhütnameleri geliyor.

Bazı durumlarda belge üzerinde tahliye tarihi bulunmuyor veya tarih sonradan doldurulabilecek şekilde boş bırakılıyor. Kiracılar yalnızca imza atarken, ilerleyen süreçte bu belgelerin nasıl kullanılacağını bilmiyor.

Bu nedenle birçok uyuşmazlık mahkemelere taşınıyor. Özellikle tarih kısmının sonradan doldurulduğu veya belgenin hangi şartlarda imzalandığına ilişkin tartışmalar, son yıllarda kira davalarının önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Tahliye Taahhütnamesi Zam Baskısına Dönüşebiliyor

Sorun yalnızca tahliye riskiyle sınırlı kalmıyor.

Kiracılar, bir süre sonra ev sahibinin yasal kira artış oranının üzerinde zam talep etmesi halinde ciddi bir ikilemle karşı karşıya kalıyor.

Ev sahibi, elindeki tahliye taahhütnamesine güvenerek kiracıdan daha yüksek kira isteyebiliyor. Kiracı ise yeni bir ev bulmanın zorluğu, taşınma maliyetleri ve piyasadaki yüksek kira bedelleri nedeniyle bu taleplere itiraz etmekte çekingen davranabiliyor.

Sonuç olarak birçok kişi, hukuken tartışmalı olsa bile ekonomik ve sosyal koşullar nedeniyle talep edilen yüksek kirayı kabul etmek zorunda kaldığını ifade ediyor.

Her Tahliye Taahhütnamesi Geçerli Değil

Uzmanlar ise kamuoyunda yaygın olan "Tahliye taahhütnamesi imzaladıysan kesin çıkarsın" algısının doğru olmadığını vurguluyor.

Türk hukukunda tahliye taahhütnamesinin geçerli sayılabilmesi için belirli şartların yerine getirilmesi gerekiyor.

Bunların başında, taahhütnamenin kiracının evi teslim aldıktan sonra düzenlenmesi geliyor. Kira sözleşmesiyle aynı anda imzalatılan veya bunun ispatlanabildiği durumlarda belgeye ilişkin hukuki tartışmalar ortaya çıkabiliyor.

Ayrıca belgenin açık, belirli ve tartışmaya yer bırakmayacak şekilde düzenlenmiş olması gerekiyor. Tarih, imza ve diğer unsurlara ilişkin eksiklikler de davalarda önemli rol oynuyor.

Hukukçular, her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle kiracıların hak kaybına uğradıklarını düşündüklerinde hukuki destek almalarının önem taşıdığını belirtiyor.

Mahkemelerde Binlerce Dosya Birikiyor

Son yıllarda kira uyuşmazlıklarındaki artış, tahliye taahhütnamesi kaynaklı davalara da yansıdı.

Kiracılar, belgelerin baskı altında imzalatıldığını veya sonradan doldurulduğunu ileri sürerken; ev sahipleri ise kiracının kendi iradesiyle taahhüt verdiğini savunuyor.

Bu durum, hem kiracı hem de ev sahipleri açısından uzun ve maliyetli yargı süreçlerini beraberinde getiriyor.

Barınma Hakkı ile Mülkiyet Hakkı Arasında Hassas Denge

Uzmanlar, konunun yalnızca kiracı-ev sahibi anlaşmazlığı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtiyor.

Bir tarafta mülkünü korumak isteyen ev sahipleri bulunurken, diğer tarafta barınma hakkını güvence altına almak isteyen milyonlarca kiracı yer alıyor.

Özellikle konut krizinin derinleştiği dönemlerde tahliye taahhütnamelerinin kiracılar üzerinde bir baskı aracına dönüşebildiği yönündeki eleştiriler giderek artıyor.

Düzenleme Çağrıları Güçleniyor

Tüketici örgütleri ve kiracı platformları, tahliye taahhütnamelerinin daha sıkı kurallara bağlanması gerektiğini savunuyor.

Öneriler arasında; Tahliye taahhütnamelerinin yalnızca noter aracılığıyla düzenlenmesi, Belgenin kira sözleşmesinden belirli bir süre sonra hazırlanması, Tarihsiz veya boş bırakılmış belgelerin kesin hükümsüz sayılması, Emlak ofislerinin bu süreçlerde daha sıkı denetlenmesi, Kiracıların bilgilendirilmesine yönelik zorunlu uygulamalar getirilmesi gibi düzenlemeler yer alıyor.

Kiracılar Güvenceli Bir Sistem Bekliyor

Türkiye'de milyonlarca vatandaş için ev sahibi olmak giderek zorlaşırken, kiracılık uzun vadeli bir yaşam biçimine dönüşüyor.

Bu nedenle uzmanlar, kira ilişkisinde tarafların haklarını koruyan ancak kiracının barınma hakkını da güvence altına alan yeni düzenlemelerin önemine dikkat çekiyor.

Ev bulma sevincinin, imzalanan bir belge nedeniyle ileride tahliye korkusuna dönüşmemesi için hem yasal farkındalığın artırılması hem de uygulamadaki boşlukların giderilmesi gerektiği belirtiliyor. Kiracılar ise en temel taleplerini tek cümleyle özetliyor:

"Evimizi tutarken değil, evimizde otururken güvende hissetmek istiyoruz."