Türkiye’nin 1 Nisan itibarıyla 5G teknolojisine geçiş yapmaya hazırlandığı kritik eşikte, Turkcell dijital geleceğini inşa edecek devasa bir finansman anlaşmasına imza attı. Uluslararası piyasalarda büyük ses getiren 1 milyar dolarlık Murabaha sendikasyon kredisi, sadece bir finansman adımı değil, aynı zamanda küresel yatırımcıların Türk teknoloji dünyasına duyduğu güvenin somut bir nişanesi olarak kayıtlara geçti.
Süreç aslında 500 milyon dolarlık bir hedefle yola çıkmış olsa da, başta Körfez bölgesi olmak üzere uluslararası bankacılık çevrelerinden gelen yoğun ilgi bu planı bütünüyle değiştirdi. Hedeflenen tutarın tam 2,4 katı seviyesinde bir talep toplanması üzerine kredinin hacmi 1 milyar dolara yükseltildi. Bu gelişme, işlemin bir Türk şirketi tarafından gerçekleştirilen bugüne kadarki en büyük kurumsal Murabaha sendikasyonu unvanını almasını sağladı.
Finansal mimarisiyle de dikkat çeken bu anlaşma, piyasa teamüllerinin ötesine geçen şartlar barındırıyor. HSBC’nin liderliğinde; BNP Paribas, Kuwait Finance House ve Emirates NBD gibi dünya devi 14 bankanın katılımıyla şekillenen kredi, 7 yıllık nihai vadesiyle sektördeki 5 yıllık standartları geride bıraktı. İlk iki yılı anapara geri ödemesiz olarak kurgulanan ve yıllık SOFR + yüzde 2,14 toplam maliyetle fiyatlanan bu kaynak, Turkcell’in borçlanma yapısını daha sürdürülebilir ve uzun vadeli bir zemine taşıdı.
Turkcell Grup CFO’su Kamil Kalyon’un da vurguladığı üzere, mevcut makroekonomik ve jeopolitik atmosferde bu denli yüksek bir talebin oluşması, şirketin sağlam bilanço yapısının ve yatırım vizyonunun küresel ölçekte tescili anlamına geliyor. Elde edilen bu stratejik kaynak; 5G altyapısından yeni nesil veri merkezlerine, fiber ağların genişletilmesinden geleceğin iletişim çözümlerine kadar geniş bir yelpazede kullanılacak. Böylece Turkcell, teknolojik dönüşümün gerektirdiği yüksek maliyetli yatırımları, çeşitlendirilmiş ve uygun maliyetli bir finansman modeliyle destekleyerek rekabet gücünü bir üst seviyeye taşımış oldu.





