banner363

banner453

banner454

banner403

banner420

06.08.2021, 16:54 2338

Ormanlarımızı yakan caniler, arılarımızı da yurtsuz bıraktı...


Türkiye arı kovanı varlığı ile dünyada Çin'den sonra ikinci, bal üretiminde ise Çin ve Hindistan'dan sonra 3. büyük bal üreticisi.
Türkiye'nin arı kovanı varlığı 8 milyon 100 bin. Arı cinsi bakımından da 22 arı ırkının ana vatanı.
Binlerce çeşit çiçek ve ağaç, doğudan batıya verimli topraklar...

Anadolu, elverişli iklimi ve bitki örtüsüyle dünyanın en önemli arıcılık bölgeleri arasında. Bal üretiminde ise yıllık 114 bin tonla Çin ve Hindistan'ın ardından üçüncü sırada. Türkiye, dünya üzerindeki 22 arı ırkının da anavatanı. Bunlardan en önemlileri Gökçeada, Yığılca, Hatay ve Kırklareli.

Türkiye Arıcılar Birliği raporlarına gore,  Avrupa'daki tüm endemik bitkilerin üçte biri Anadolu ve Trakya'da.

Bu Türkiye'deki üreticilere üretim için ve kalite için büyük bir fırsat sağlıyor.  Bu potansiyelin ihracata yansıması için de bal üretiminin Avrupa kriterlerine göre üretilmesi zorunlu hale gelmeli.


Şimdi gelelim asıl konuya.Türkiye'de bal üretimi yapan iller arasında ilk sırada Ordu geliyor. Ordu'nun geniş ve bol çiçekli yaylalarında kaliteli bal üretimi yapılıyor.

Ordu 16 bin 199 ton bal üretimi ile birinci sırada yer alırken 15 bin 867 ton bal üretimi ile Muğla 2. sıraya yerleşiyor. 10 bin 729 ton ile Adana bal üretiminde 3. sırada yer alır. En az bal üretimi yapan iller ise 28 ton ile Kilis, 91 ton ile Nevşehir, 107 ton ile Kırşehir olmaktadır.


Çam balı üretiminde Türkiye'de ilk sırada gelen Muğla'da geçen hafta başlayan yangında çok sayıda arı kovanının yandığı haberleriyle üzülmüştüm. Ancak Ordu Arıcılar Birliği Başkanı Akın Çiftçi ile yaptığım telefon konuşmasında yüreğimizi ferahlatan bilgiler verdi.

Öncelikle Muğla'da yangın dolayısıyla arı kovanları zarar gören 6 bin civarındaki üreticiye "geçmiş olsun" diyorum. Evet üreticilerin Muğla'da çıkan yangında çok sayıda arı kovanı zarar görmüş. Bazı kaynaklar 90 bin kovan ziyan oldu derken gerçek rakamlar yangın söndürme çalışmaları bittiği zaman netleşecek. Ancak çam balı elde etmek için arıcılar Muğla sahillerine ve ormanlarına her yıl 15 Ağustos'tan sonra gidermiş. Şu anda Türkiye'nin 8 milyon 100 bin arı kovanını neredeyse yüzde 99u yüksek yaylalarda imiş.

Muğlalı arıcıların da arı kovanlarının büyük bir kısmı Edirne Gelibolu civarında imiş. Eylül başında Muğla sınırlarına getirilme hazırlığı yapılıyormuş. Başta Ordu olmak üzere diğer büyük bal üreticilerinin arı kovanları, Ordu, Giresun,Trabzon, Rize, Artvin, Erzincan, Bingöl, Muş gibi illerin endemik bitkilerle dolu yörelerinde bulunuyormuş.

Keza bal üretiminde önemli illerden Hatay ve Adana ili üreticilerin kovanlari da kendi çevresinde bulunuyormuş.

Arıcılar her yıl büyük ürün topladiıkları Muğla'nın ormanlarının yanmasından sonra ne yapacaklarını bilmediklerini ifade ediyorlar. Arı nakliyesinde 15 Ağustos ile 15 Eylül arasında yoğun bir trafik yaşanıyordu. Bir kamyon en fazla 450-500 arı kovanı kapasitesine sahip olduğu için büyük bir nakliye hareketliliği Anadolu'dan Muğla'ya taşınıyordu. Arıcılar şimdi bu durumda yeni yerlere gitmek zorunda zira Muğla'nın bir çok yerinde arılar icin yaşam alanı kalmadı.


Bugüne kadar bu konu ile ilgili Tarım ve Orman Bakanlığı'nın nasıl bir plan yapıp bal üreticilerine nasıl bir destek vereceği henüz açıklığa kavuşturulmadı.


Öte yandan bal üretiminde olduğu gibi fındık üretiminde de Ordu Türkiye'de en büyük üretici il. Onbinlerce fındık üreticisi 1 Ağustos'da fındık toplamak için bahçelere hücum etti. Ordu'ya korona önlemleri kapsamında valilik denetiminde Güney Doğu illerinden binlerce işçi geldi. Bir haftadır fındık toplama işi devam ediyor. Ancak findik üreticileri çok çok huzursuz. İşçi, patoz ve nakliye ücretleri dikkate alınınca fındık taban fiyatının en az 35  lira olması gerektiğini ifade eden üreticiler ve STK temsilcileri Tarım Bakanlığı'nın şu ana kadar fındık taban fiyatını açıklamamasına büyük tepki gösteriyorlar.

Tarım bakanının tarım işleri ile ilgili çalışmalarda yetersiz kaldığını ifade edenler neye göre işçi ücreti ödeyeceklerini bilmediklerini, valiliğin yerli işçiler için belirlediği 140 liraya hiç bir işçinin çalışmadığını, işçi organizatörlerinin en az 170 lira yevmiye istediğini belirterek "Her şey belirsiz. Ne yapacağımızı şaşırmış durumdayız" şeklinde tepkilerini dile getiriyorlar.


6 Ağustos /Ordu

Yorumlar (0)