Engin, coğrafi konumun tek başına rekabet üstünlüğü sağlamadığını, Türkiye’nin lojistik potansiyelini somut adımlarla desteklemesi gerektiğini vurguladı.
Küresel ticaretin değişen dinamikleri, jeopolitik gelişmeler ve teknolojik dönüşüm, lojistik sektöründe yeni bir dönemi beraberinde getiriyor. Geçmişte hız, maliyet ve teslimat süreleri üzerinden şekillenen rekabet, bugün dijitalleşme, tedarik zinciri dayanıklılığı, altyapı kapasitesi ve nitelikli insan kaynağı gibi başlıkları da kapsıyor.
Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Başkanı Bilgehan Engin, Ekovitrin’den Harun Reşit Tığlı’ya yaptığı açıklamalarda, Türkiye’nin bu dönüşüm sürecinde üstlenebileceği role ve sektörün önündeki fırsatlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye’nin coğrafi konumu önemli ancak tek başına yeterli değil
Üç tarafı denizlerle çevrili, Avrupa ile Asya arasında stratejik bir geçiş noktasında bulunan Türkiye, küresel lojistik ağında önemli avantajlara sahip. Ancak bu avantajların kalıcı bir rekabet üstünlüğüne dönüşmesi için ulaşım altyapısının güçlendirilmesi, dijital teknolojilerin yaygınlaştırılması ve lojistik süreçlerin daha verimli hale getirilmesi gerekiyor.
Küresel lojistikte rekabetin artık yalnızca yükü bir noktadan diğerine daha hızlı ve düşük maliyetle taşımaktan ibaret olmadığına işaret eden değerlendirmeler, Türkiye’nin mevcut potansiyelini daha kapsamlı bir stratejiyle desteklemesinin önemini ortaya koyuyor.
500 milyar dolarlık ihracat hedefinde lojistiğin rolü
Türkiye’nin ihracat kapasitesini artırma hedefinde lojistik sektörü kritik bir işlev üstleniyor. İhracat pazarlarına erişim, teslimat süreleri, taşımacılık maliyetleri ve tedarik zincirinin kesintisiz işlemesi, Türk şirketlerinin uluslararası rekabet gücünü doğrudan etkiliyor.
Bu çerçevede dijitalleşme, yerli teknoloji üretimi, lojistik altyapı yatırımları ve finansmana erişim maliyetleri birlikte ele alınması gereken başlıklar arasında yer alıyor. Türkiye’nin 500 milyar dolarlık ihracat potansiyelini destekleyebilmesi için lojistik kapasitesinin de bu hedefle uyumlu biçimde geliştirilmesi önem taşıyor.
Karasu Limanı ve Karadeniz hattı öne çıkıyor
Lojistik altyapısının geliştirilmesinde Karadeniz Bölgesi ve Karasu Limanı da önemli fırsatlar sunuyor. Bölgedeki limanların demiryolu bağlantılarıyla desteklenmesi ve alternatif taşıma koridorlarının geliştirilmesi, Marmara Bölgesi’nde yoğunlaşan yük hareketlerinin daha dengeli dağılmasına katkı sağlayabilir.
Karasu Limanı ve çevresindeki altyapı yatırımları, Türkiye’nin lojistik ağını çeşitlendirmesi ve farklı güzergâhlar üzerinden taşıma kapasitesini artırması bakımından önem taşıyor. Bu potansiyelin değerlendirilmesi, bölgesel kalkınmaya katkının yanı sıra ulusal lojistik sisteminin verimliliğini de artırabilir.
Kamu, özel sektör ve sivil toplum iş birliği
Türkiye’nin küresel lojistikte daha güçlü bir konuma ulaşabilmesi için kamu kurumları, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları arasındaki koordinasyonun geliştirilmesi gerekiyor. Altyapı yatırımlarının sektörün gerçek ihtiyaçlarıyla örtüşmesi, mevzuat süreçlerinin etkin işlemesi ve uluslararası standartlara uyum, rekabet gücünü etkileyen temel unsurlar arasında bulunuyor.
Sektör temsilcilerinin bilgi ve deneyimlerinin karar alma süreçlerine aktarılması da lojistik politikalarının daha sağlıklı şekillenmesine katkı sağlayabilir.
Nitelikli insan kaynağı ve kadın yöneticiler ön planda
Lojistik sektöründeki dönüşüm, teknoloji ve altyapı yatırımlarının yanı sıra insan kaynağının geliştirilmesini de zorunlu kılıyor. Üniversitelerle iş birlikleri, mesleki eğitim programları ve sektöre yönelik uzmanlık çalışmaları, ihtiyaç duyulan nitelikli çalışanların yetiştirilmesinde önemli rol oynuyor.
UTİKAD’ın bu alandaki çalışmaları arasında kadın yöneticilerin sektördeki varlığını güçlendirmeye yönelik programlar ve mesleki yetkinlikleri artırmayı amaçlayan eğitim faaliyetleri de bulunuyor.
Uluslararası geçerliliğe sahip FIATA Diploma Eğitimi ise lojistik alanında mesleki bilgi ve uzmanlığın geliştirilmesine yönelik öne çıkan uygulamalar arasında yer alıyor.
UTİKAD’ın 40 yıllık sektör deneyimi
Kuruluşunun 40. yılını kutlayan UTİKAD, havayolu, denizyolu, karayolu, intermodal taşımacılık ve gümrükleme gibi farklı alanlarda yürüttüğü çalışmalarla sektörün ihtiyaçlarını değerlendiriyor.
Dernek, üyelerinden gelen bilgi ve deneyimleri raporlar, yayınlar ve sektörel çalışmalar aracılığıyla daha geniş bir ekosisteme aktarmayı hedefliyor. Bu birikim, lojistik sektörünün karşılaştığı sorunların tespit edilmesi ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi açısından önem taşıyor.
Türkiye lojistik üssü olmanın ötesine geçmeli
Türkiye’nin coğrafi konumu, gelişen üretim kapasitesi ve uluslararası ticaret bağlantıları, ülkeye küresel lojistikte önemli fırsatlar sunuyor. Ancak bu fırsatların kalıcı bir ekonomik değere dönüşmesi; teknoloji yatırımlarının artırılmasına, altyapının güçlendirilmesine, insan kaynağının geliştirilmesine ve kamu-özel sektör iş birliğinin derinleştirilmesine bağlı.
UTİKAD Başkanı Bilgehan Engin’in değerlendirmeleri çerçevesinde öne çıkan temel mesaj ise açık: Türkiye’nin küresel lojistikte yalnızca bir geçiş noktası veya coğrafi avantajlarıyla öne çıkan bir ülke olarak kalmaması, bu avantajları sürdürülebilir rekabet gücüne dönüştürecek somut adımları atması gerekiyor.




