Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın katılımıyla gerçekleştirilen törende, mutabakat zaptına TPAO Genel Müdürü Cem Erdem ile BP Uluslararası Petrol ve Doğal Gaz İş Geliştirme Başkanı Andrew McAuslan imza attı. Anlaşma; petrol ve doğal gaz sahalarının geliştirilmesi, yeni arama alanlarının değerlendirilmesi, petrol ihracat kapasitesinin artırılması ve doğal gaz taşıma altyapısının güçlendirilmesi konularında uluslararası ve bölgesel iş birliği çerçevesi sunuyor.
Öncelik Irak ve Kerkük Sahaları
Bakan Bayraktar, imza töreninin ardından yaptığı açıklamada, TPAO’nun 2028 yılı itibarıyla günlük yaklaşık 500 bin varil petrol ve doğal gaz üretim kapasitesine ulaşmasının hedeflendiğini, bu rakamın 1 milyon varile çıkarılmasının amaçlandığını belirtti.
En öncelikli projenin Irak olduğunu vurgulayan Bayraktar, özellikle Kerkük sahaları başta olmak üzere Irak’taki iş birliği fırsatlarına odaklandıklarını ifade etti. Bunun yanı sıra Libya’da ve Orta Asya’da yeni projelerin gündemde olduğunu söyledi.
TPAO’nun Libya’da düzenlenen uluslararası ihalede biri denizde, biri karada olmak üzere iki blokta ruhsat almaya hak kazandığını hatırlatan Bayraktar, yaklaşık 17 yıl aradan sonra açılan bu ihalenin önemine dikkat çekti.
TPAO’nun, İspanyol enerji şirketi Repsol ile birlikte arama faaliyetleri yürüteceğini belirten Bayraktar, deniz sahasında ortaklardan birinin de Macar enerji şirketi MOL Group olduğunu söyledi. Türkiye Petrolleri’nin her iki sahada da yüzde 40 ortaklık payına sahip olacağı açıklandı.
Orta Asya ve Yeni Anlaşmalar Yolda
Bakan Bayraktar, Orta Asya’da Kazakistan ve Azerbaycan’da da farklı projelerin değerlendirildiğini belirterek, yıl içinde somut gelişmelerin kamuoyuyla paylaşılabileceğini ifade etti. Ayrıca gelecek hafta daha somut ve yeri belli bir ortaklık anlaşmasının da imzalanmasının planlandığını açıkladı.
TPAO’nun son dönemde ABD merkezli ExxonMobil ve Chevron ile yaptığı anlaşmaların ardından BP ile imzaladığı bu mutabakat, şirketin “dışarıda büyüme stratejisi” kapsamında attığı adımların devamı niteliğinde değerlendiriliyor.
Türkiye’nin enerji alanında küresel oyuncularla geliştirdiği bu yeni ortaklıklar, hem üretim kapasitesinin artırılması hem de bölgesel enerji diplomasisinin güçlendirilmesi açısından kritik önem taşıyor.





