Hizmet ihracatımıza baktığımızda ise, 2023 yılında ilk kez 100 milyar dolar rakamına ulaşıldığını ve

Türkiye lojistik sektörü olarak buna 10 milyar doların üzerinde hizmet ihracatı geliriyle katkı sağladığımızı

görmekteyiz. 2024 yılının ilk 4 ayına ilişkin Merkez Bankası rakamlarına baktığımızda, geçen yılın aynı

dönemine göre lojistik hizmetleri ihracat gelirlerimizde %5,1 artış kaydettiğimizi (sektörümüzün sadece 4

ayda sağladığı döviz geliri 3,5 milyar dolara çıkmıştır), bu şekilde ilk 4 ayda % yaklaşık %50 azaldığı

kaydedilen cari işlemler açığının azalmasına sektörümüz tarafından katkı sağlanmaya devam edildiğini

görüyoruz.

Tabi ki bu rakam, sektörümüzün ülkemiz ekonomisine katkı bakımından taşıdığı potansiyeli asla

yansıtmıyor.

Bugün sadece karayoluyla, 2023 yılı itibarıyla yakın coğrafyalara 105 milyar dolarlık mal ihracatımızı

taşıyoruz. Pandemi krizi sonrasında başta ana ihracat partnerimiz olan Avrupa Birliği olmak üzere, dış

ticaret ve tedarik zinciri politikalarını “yakın bölgelere”, Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında ise “yakın ve

dost coğrafyalara” odaklayan ihracat pazarlarımızı güçlendirmek ve ayrıca çeşitlendirmek zorundayız.

Bunu da halihazırda ülkemizi Küresel Lojistik Performans Endeksinde son birkaç yılda 9 sıra yukarı çıkaran

“etkin lojistik hizmet kabiliyetlerimizi”, etkin yatırımlarla destekleyerek başarabileceğimize inanıyoruz.

Sürekli dile getirdiğimiz bir husus var; Lojistik sektörünün gelişimini destekleyen ve stratejik öncelikleri

arasına alan ülkeler, günümüzde uluslararası pazarlardan daha fazla pay alıyor, küresel değer zincirlerine

daha iyi entegre oluyor ve ihracata yönelik daha fazla doğrudan yabancı yatırım çekiyor.

2023 yılında 264,2 milyar dolar cari fazla veren Çin’in, ihracatını desteklemek için lojistik bağlantılara

verdiği önemi ve muazzam yatırımlarını Kuşak-Yol Projesi kapsamında Asya-Pasifik, Afrika ve Avrupa’dan

60 civarında ülke ile etkin ulaşım koridorları kurmak için 8 trilyon dolara yakın bütçe ayırmasından

görebiliriz.

Türkiye olarak bizim de, 2024 yılı için 267 milyar dolar olarak hedeflenen mal ihracatı hedefimizin ve 110

milyar dolar olarak hedeflenen hizmet ihracatı hedefimizin gerçekleşmesi için, ihracatımızı mevcut ve

potansiyel hedef pazarlarına en rekabetçi lojistik hizmetlerle ulaştırmanın yöntemlerini hep birlikte bulmak

zorundayız.

Mevcut jeopolitik konumumuzun verdiği avantajları kullanabilmek için dış ticaretimizin lojistik altyapısını

Kamu-STK-Özel Sektör paydaşları olarak el ele vererek tamamlamamız şart.

Elbette, ulaştırma altyapılarına ayırdığımız yüksek bütçeli yatırımların, inşa edilen köprüler, otoyolların

yaratacağı ekonomik getiri yüksek olacaktır.

Ancak bu yatırımların, ülkemizin Avrupa-Asya arasındaki ticaretin sürdürülebilirliği için taşıdığı stratejik

önemin, bölgemizde yaşanan son gelişmelerle giderek öne çıktığı bu dönemde, uluslararası ticarete etkin ve

güvenilir bir transit koridor olarak hizmet sunabilmemiz için mevzuat ve ticareti kolaylaştırıcı uygulamalarla

desteklenmesi şart.

Bu anlamda, ulaştırma ve gümrük mevzuatımızın bu yatırımların gerisinde kalmaması, AB-ABD

yaptırımlarının ve bölgesel konjonktürünün etkileriyle ülkemize yönelen ticaretin geçişini kolaylaştıracak

uygulama ve standartları hızla devreye almamız, bir anlamda son zamanlarda çok benimsenen “Coğrafya,

kaderdir” sözünü, üstat Yunus Emre’nin “Kader, gayrete aşıktır” sözü ile yeniden değerlendirmemiz

gerekiyor.

Bugün ihracatçılarımızın rekabet gücünü sınırlayan “gümrük ve sınır beklemeleri” sorununu, profesyonel tır

sürücülerimiz ve taşımacılık firmalarımız için adeta çileye dönüşen ve iş yapamaz hale getiren “vize temin

sorunu”nu, AB ve Orta Asya ülkelerinde kaliteli ve uygun fiyatlı Türk mallarını ve hammaddelerini

bekleyen üreticiler, kullanıcılar ve ticaret erbabını bu kaliteden mahrum bırakan “transit kota ve ücretleri”

sorununu Kamu-STK-özel sektör işbirliğinde üreteceğimiz hızlı ve etkin çözümlerle ortadan

kaldıramadığımız takdirde, coğrafyamızın bize sunduğu ticaret avantajlarını yitirmemiz söz konusu.

Dijitalleşme, teknoloji, süreç iyileştirmeleri, tüm taşıma modları arasında etkin işbirlikleriyle hayata

geçirilecek Ro-Ro, Ro-La ve intermodal lojistik projeleri ve merkezleri ve uluslararası anlaşmalarla

kazanılmış haklarımızın korunmasına yönelik daha etkin bir ticari diplomasi hareketi gibi, tüm erişilebilir

kaynak ve yatırımları, halihazırda sektör firmalarımızda mevcut olan “lojistik kabiliyetler” ile birleştirerek,

kısa zamanda, 2023 yılı itibarıyla yakın coğrafyalara karayoluyla gerçekleştirdiğimiz 105 milyar dolarlık

mal ihracatını, 200 milyar dolara; toplam ihracatımızı ise önümüzdeki beş yılda 500 milyar dolar ve üzerine

çıkarma fırsatımız hala mevcut.

Tüm dünya ekonomileri için söz konusu olan ekonomik sıkıntıları aşmak ve tüm vatandaşlarımızın layık

olduğu ekonomik refah düzeyini sağlamak için, sektörümüzün sunduğu potansiyel çok büyük.

Bu potansiyeli, ülkemizin mevcut konjonktürde kilit konumda olduğu Uluslararası Hazar Geçişli Orta

Koridor, Zengezur Koridoru ve Kalkınma Yolu gibi uluslararası taşımacılık koridorlarının etkinleştirilmesi

için liderlik rolünü üstlenerek, ticari diplomasi faaliyetlerini bu doğrultuda yoğunlaştırarak gerçeğe

Daimler Truck ve Volvo Group’un Ortak Girişimi cellcentric, Yakıt Hücresi Sistemlerinin Pilot Üretimine Başlıyor! Daimler Truck ve Volvo Group’un Ortak Girişimi cellcentric, Yakıt Hücresi Sistemlerinin Pilot Üretimine Başlıyor!

dönüştürebiliriz.

Ülkemizin uluslararası ticarette ve tedarik zincirlerinde daha fazla paya sahip olması için, devletimizce

sektörümüze sağlanan desteklerin artırılarak devam etmesinden, taşımacılarımızın ve ihracatçılarımızın

önüne çıkan lojistik engellerin aşılmasına yönelik çalışmaların sürdürülmesinden alacağımız güçle, Türkiye

Lojistik Sektörü olarak, biz de tüm gayretimizi her şart ve koşulda seferber etmeye hazırız.

Şerafettin ARAS

UND Yönetim Kurulu Başkanı