Çam, Turquality desteklerinin firmaların yalnızca finansmana erişimini değil, üretimden insan kaynaklarına, dijitalleşmeden ihracata kadar birçok alanda kurumsal dönüşümünü desteklediğini söyledi.

MÜSİAD EXPO 2026, Türkiye’den ve dünyanın farklı bölgelerinden iş insanlarını bir araya getirirken, fuarda yer alan şirketlerin uluslararası pazarlara açılma ve yeni iş bağlantıları kurma çabaları da dikkat çekiyor. Fuar kapsamında Progroup Uluslararası Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Salim Çam ile şirketlerin ihracat, markalaşma ve Turquality süreçleri üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.

Soyyiğit Grup’un Kent Boringer ve Aysan gibi markalarıyla Foodist 2026’da dikkat çekti
Soyyiğit Grup’un Kent Boringer ve Aysan gibi markalarıyla Foodist 2026’da dikkat çekti
İçeriği Görüntüle

Çam, MÜSİAD EXPO’nun her yıl artan bir ilgi gördüğünü belirterek, fuarın özellikle firmaların mevcut müşterileriyle ilişkilerini geliştirmesi ve yeni B2B bağlantılar kurması açısından önemli bir platform olduğunu ifade etti.

“Fuarlar ihracatın artırılması açısından önemli”

MÜSİAD fuarlarına uzun yıllardır katıldıklarını belirten Çam, fuarların girişimciler açısından önemli fırsatlar sunduğunu söyledi.

Çam, “Katılan girişimciler daha çok B2B çalışmalar, mevcut müşterileriyle diyaloğa geçme ve ilişkilerini güncelleme anlamında ciddi bir gelişim ortaya koyabiliyorlar” dedi.

Progroup olarak fuarda yer alan firmalardan ihracatın artırılması ve şirketlerin sistematik bir yapıya kavuşturulması konusunda yoğun talepler aldıklarını aktaran Çam, bu noktada Turquality programının firmalar için önemli bir araç olduğunu belirtti.

“Turquality sadece destek almak anlamına gelmiyor”

Turquality’nin yalnızca bir teşvik veya finansman mekanizması olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Çam, programın şirketlerin uzun vadeli kurumsal dönüşümüne katkı sağladığını söyledi.

Çam, Progroup’un çalışmalarını 2003 yılında Türkiye’deki şirketleri dünyaya açma hedefiyle başlattığını belirterek, “Biz çalıştığımız şirketleri markalaştırarak dünya çapına açarsak, ülkemizin markalaşmasına da katkı sağlamış oluruz” ifadelerini kullandı.

Progroup’un Turquality kapsamında firmalara yalnızca teşviklerin alınması konusunda değil, bu desteklerin stratejik katma değere dönüştürülmesi konusunda da danışmanlık sunduğunu dile getiren Çam, şirketlerin iş süreçlerinin bütüncül şekilde ele alındığını belirtti.

Üretimden dijitalleşmeye kadar kapsamlı dönüşüm

Çam’a göre Turquality sürecinde şirketlerin yalnızca finansal yapısına değil, tüm operasyonlarına bakılması gerekiyor.

Bu kapsamda hesap planından finansal faaliyet kârlılığına, üretimden satın almaya, depolamadan sevkiyata, insan kaynaklarından ürün geliştirmeye ve dijitalleşmeye kadar birçok alanın sistematik hale getirildiğini anlatan Çam, amaçlarının firmaların uluslararası rekabet gücünü artırmak olduğunu söyledi.

Çam, sürdürülebilir bir kurumsal yapıya ulaşan şirketlerin küresel ölçekte daha güçlü markalar haline gelebileceğini belirterek, “Markalaşma ve sürdürülebilirlik sağlandığında firmaların uluslararası rekabet gücü de artıyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Türk şirketlerinin kaynak sorunu yok”

Röportajda Türkiye’deki şirketlerin finansman ve kaynak sorununa da değinen Çam, asıl meselenin kaynakların doğru şekilde planlanması olduğunu savundu.

“Türk şirketlerinin kaynak sorunu yok. Türkiye’nin de kaynak sorunu yok” diyen Çam, Turquality ve benzeri mekanizmalarla mevcut kaynakların daha görünür ve planlanabilir hale getirilebileceğini ifade etti.

Çam, Turquality modelini kaynak planlaması açısından önemli bir araç olarak gördüklerini belirterek, şirketlerin farklı departmanlarının birbirinden bağımsız hareket etmek yerine entegre bir yapı içerisinde çalışmasının maliyetleri düşürebileceğini, karar alma süreçlerini hızlandırabileceğini ve şirketlerin farklılaşmasına katkı sağlayabileceğini söyledi.

“400’ün üzerinde firmaya rehberlik ettik”

Progroup olarak bugüne kadar yüzlerce firmayla çalıştıklarını aktaran Çam, Turquality ve şirketlerin kurumsal dönüşümü kapsamında yürüttükleri çalışmaların devam ettiğini söyledi.

Çam, “Uygulamalarını yaklaşık 236 firmada gördük. Halen de devam ediyoruz. Şu an 400’ün üzerinde firmanın yarısında organizasyon ve rehberlik yaptık” ifadelerini kullandı.

Bu çalışmaların kendileri açısından yalnızca ticari bir faaliyet olmadığını vurgulayan Çam, şirketlerin sürdürülebilir şekilde büyümesinin ve ülke ekonomisine katkı sağlamasının kendileri için önemli olduğunu dile getirdi.

“Tüm şirketlerin kaynak planlamasını yapabilmesi gerekiyor”

Turquality kapsamındaki firma sayısının yeterli olup olmadığı yönündeki soruyu da yanıtlayan Çam, Türkiye’deki şirketlerin kaynaklarını daha etkin planlayabilmesinin önemine dikkat çekti.

Çam, “Türkiye’deki tüm şirketlerin, kamu kurum ve kuruluşları dahil olmak üzere, kaynak planlaması yapabilmesi ve mevcut kaynağını görebilmesi lazım” dedi.

Ekonomide yaşanan yüksek finansman maliyetleri ve şirketlerin nakit akışı üzerindeki baskıların da bu açıdan değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çam, firmaların yüksek maliyetli finansmana bağımlılığının azaltılmasında kamu desteklerinin önem taşıdığını ifade etti.

“10 milyon dolarlık destek şirketlerin dönüşümünde kullanılabilir”

Çam, Turquality kapsamında sağlanan desteklerin şirketlerin uluslararası rekabet gücünün geliştirilmesinde kullanılabileceğini belirterek, programın yalnızca finansman sağlama noktasında değil, şirketlerin yapısal dönüşümünde de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“10 milyon dolar” seviyesindeki desteğin şirketler açısından önemli bir kaynak olduğunu ifade eden Çam, bu kaynağın doğru bir stratejiyle üretim, ihracat, dijitalleşme, insan kaynağı ve kurumsal yapı gibi alanlarda kullanılmasının firmaların uzun vadeli gelişimine katkı sağlayabileceğini belirtti.

Çam ayrıca Turquality çalışmalarının geçmişten bugüne farklı dönemlerde kamu tarafından yürütüldüğünü, Ticaret Bakanlığı'nın da program kapsamında çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti.

“Görünür hale gelen sorun için çözüm üretilebilir”

Şirket yönetiminde en önemli konulardan birinin mevcut sorunları ve kaynakları doğru şekilde görünür hale getirmek olduğunu belirten Çam, “Göremediklerimiz bizi korkutur” ifadelerini kullandı.

Turquality danışmanlığı kapsamında şirketlerin finansal ve operasyonel yapılarının daha görünür hale getirildiğini anlatan Çam, böylece firmaların sorunlara daha erken müdahale edebildiğini ve kaynaklarını daha planlı kullanabildiğini söyledi.

Progroup’un hedefinin Türkiye’deki şirketlerin yalnızca bugünkü ekonomik koşullara uyum sağlaması değil, uluslararası pazarlarda kalıcı ve rekabetçi markalar haline gelmesine katkı sunmak olduğunu belirten Çam, Türkiye’nin küresel markalarının artmasının ülke ekonomisinin gelişimine de katkı sağlayacağını ifade etti.