Türkiye'nin düşük borçluluk oranının ekonomi yönetimine önemli bir hareket alanı sağladığını vurgulayan Şimşek, mali disiplin ve yapısal reformların sürdürüleceğini ifade etti.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İstanbul Ekonomi Forumu'nda yaptığı konuşmada Türkiye ekonomisinin mevcut görünümüne ve ekonomi yönetiminin önceliklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Küresel ekonomideki belirsizliklere rağmen Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını koruduğunu belirten Şimşek, mali disiplinin sürdürüleceğini ve fiyat istikrarı hedefinden geri adım atılmayacağını söyledi.
Piyasalardaki stres kontrol altında
Son haftalarda özellikle varlık piyasalarında yaşanan hareketliliğe dikkat çeken Şimşek, ekonomi yönetiminin bu süreci yakından takip ettiğini belirtti.
Şimşek, “Özellikle varlık tarafında son haftalarda yaşanan stres de bunlara bir örnek. Ancak kontrol altına alınmış durumdadır” ifadelerini kullandı.
Bakan Şimşek, alınan tedbirlerin daha sağlıklı ve kontrollü sermaye piyasalarının oluşmasına katkı sağlayacağını belirterek, ekonomi yönetiminin gelişmelere karşı kullanılabilecek politika araçlarına sahip olduğunu vurguladı.
Dezenflasyon süreci savaş nedeniyle hız kaybetti
Enflasyonla mücadele sürecine de değinen Şimşek, küresel gelişmelerin Türkiye'deki dezenflasyon sürecini etkilediğini söyledi.
Şimşek, “Bu yıl özellikle dezenflasyon süreci savaşın gölgesinde hız kaybetti. Ancak bundan vazgeçmiyoruz” dedi.
Orta Vadeli Program'ın temel hedefinin fiyat istikrarını sağlamak olduğunu belirten Şimşek, mali disiplinin korunacağını ve dış dengelerin yönetilebilir seviyede tutulacağını ifade etti.
Türkiye'nin borçluluğu yüzde 90
Şimşek'in konuşmasında Türkiye'nin borçluluk oranına ilişkin verdiği rakam da dikkat çekti.
Gelişmekte olan ülkelerde toplam borçluluk oranının ortalama yüzde 230 seviyesinde olduğunu belirten Şimşek, Türkiye'de bu oranın yaklaşık yüzde 90 olduğunu söyledi.
Düşük borçluluk oranının Türkiye'ye ekonomik şoklara karşı daha geniş bir hareket alanı sağladığını belirten Şimşek, mali disiplinin bu avantajın korunmasında önemli rol oynadığını ifade etti.
Bütçe açığında hedef yüzde 3,1
Kamu maliyesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şimşek, bütçe açığının milli gelire oranının geçen yıl yüzde 2,9 seviyesinde gerçekleştiğini açıkladı.
Bu yıl için hedefin ise yüzde 3,1 olduğunu belirten Şimşek, küresel ortalamanın yaklaşık yüzde 5 seviyesinde bulunduğuna dikkat çekti.
Ekonomi yönetiminin mali alanı korumak amacıyla mali kuralların güçlendirilmesi, vergi reformları ve yapısal düzenlemeler üzerinde çalışmayı sürdüreceğini söyledi.
Ekonomi politikaları sürekli gözden geçiriliyor
Şimşek, uygulanan ekonomi politikalarının küresel ve yerel gelişmelere göre yeniden değerlendirildiğini belirtti.
Parasal sıkılaşma ve seçici kredi sıkılaştırmasının uygulandığını hatırlatan Şimşek, ihtiyaç duyulması halinde mevcut politika araçlarının yeniden değerlendirilebileceğini söyledi.
Alınan mali tedbirlerle ekonomik şokların etkilerinin azaltılmaya çalışıldığını belirten Şimşek, ekonomi programının düzenli olarak gözden geçirildiğini ifade etti.
Turizm gelirlerinde 10 yıllık büyük hedef
Şimşek, Türkiye'nin hizmet ihracatındaki potansiyeline de dikkat çekti.
Turizmin ekonominin güçlü alanlarından biri olduğunu belirten Şimşek, Türkiye'nin turizm gelirlerini son 25 yılda dolar bazında 9 kat artırdığını söyledi.
Şimşek, turizm gelirlerinin önümüzdeki 10 yılda iki kat daha artırılmasının hedeflendiğini açıkladı.
Sağlık turizminin de Türkiye açısından önemli fırsatlar barındırdığını belirten Şimşek, uluslararası akreditasyona sahip sağlık tesislerinin bu alanda güçlü bir altyapı oluşturduğunu ifade etti.
“Turkish Hair Lines” esprisi
Şimşek'in sunumunda sağlık turizmine ilişkin dikkat çeken bir detay da yer aldı.
“Turkish Airlines” ifadesinden esinlenilerek kullanılan “Turkish Hair Lines” ifadesine değinen Şimşek, bunun bir espri olduğunu belirtti. Türkiye'nin saç ekimi ve kozmetik uygulamalarda uluslararası ölçekte önemli bir konuma sahip olduğunu söyledi.
Türk dizileri ve girişimcilik de ihracat kalemleri arasında
Türkiye'nin hizmet ihracatının yalnızca turizmle sınırlı olmadığını belirten Şimşek, Türk dizilerinin dünya genelinde önemli bir ihracat başarısı yakaladığını söyledi.
Teknoloji girişimleri ve girişimcilik ekosisteminin de Türkiye'nin gelecekteki büyümesine katkı sağlayabilecek alanlar arasında bulunduğunu ifade etti.
Yeniden inşa sürecinde Türk şirketlerine fırsat
Küresel çatışmaların ardından oluşacak yeniden inşa ihtiyacına da değinen Şimşek, önümüzdeki 10 yılda kapsamlı bir yeniden yapılanma sürecinin yaşanabileceğine işaret etti.
Türk inşaat şirketlerinin uluslararası alandaki deneyimine dikkat çeken Şimşek, bu alanda Türkiye açısından önemli bir potansiyel bulunduğunu belirtti.
Kadın istihdamı artırılacak
Türkiye'nin demografik yapısına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Şimşek, kadınların iş gücüne katılım oranının artırılmasının öncelikli reform alanlarından biri olduğunu söyledi.
Kadın istihdamındaki artışın kişi başına düşen milli gelirin yükselmesine de katkı sağlayacağını belirten Şimşek, bu alandaki politikaların sürdürüleceğini ifade etti.
Yapay zeka ve 5G yatırımları gündemde
Şimşek, Türkiye'nin dijital dönüşüm sürecine ilişkin de mesajlar verdi.
Yapay zekanın önemli fırsatların yanı sıra belirsizlikleri de beraberinde getirdiğini belirten Şimşek, 5G yatırımları, altyapı kapasitesi ve büyük ölçekli veri merkezlerinin geliştirilmesinin Türkiye'nin dijital dönüşümü açısından önem taşıdığını söyledi.
Yapay zekanın yüksek işlem gücü ve enerji ihtiyacına dikkat çeken Şimşek, özellikle KOBİ'lerin bu teknolojilerden yararlanarak verimliliklerini artırmasına yönelik çalışmalar yapıldığını belirtti.
“Türkiye'nin güçlü hikayesi devam ediyor”
Şimşek, konuşmasının sonunda Türkiye ekonomisinin küresel koşullara rağmen dayanıklılığını koruduğunu vurguladı.
Ekonomi programının temel hedeflerinden geri adım atılmayacağını belirten Şimşek; fiyat istikrarı, mali disiplin ve yapısal reformların ekonomi politikasının ana unsurları olmaya devam edeceğini söyledi.
Şimşek, Türkiye'nin büyüme potansiyelinin sürdüğünü ve ekonomik politikalarda iyileştirme yapılabilecek alanların bulunmasının önemli bir fırsat olduğunu ifade etti.


