İtfaiye ekipleri yaklaşık üç saat boyunca tahliye çalışması yürütürken, yaşanan olay kentteki konutların taşkın güvenliğini yeniden gündeme getirdi. Uzmanların yıllardır dikkat çektiği dere yatakları, imar kararları, yağmur suyu altyapısı ve bodrum katların güvenliği bu kez de tartışma konusu oldu.

İstanbul’da etkili olan şiddetli sağanak, ev ve iş yerlerinde su baskınlarına neden oldu. Su baskınından etkilenen isimlerden biri de şarkıcı Alişan oldu. Haberlerde yer alan bilgilere göre sanatçının villasının bodrum katında bel hizasına kadar su birikti. Üsküdar İtfaiye İstasyonu ekipleri yaklaşık üç saat süren çalışmayla suyu tahliye etti.

Alişan’ın itfaiye ekiplerine teşekkür ettiği sosyal medya paylaşımı, yaşanan olayın ardından önemli bir soruyu da beraberinde getirdi: Bir konutun milyonlarca lira değerinde olması, onu sel ve su baskını riskine karşı ne kadar koruyor?

Mesele yalnızca yağmur değil, yapılaşma ve altyapı

Şiddetli yağışlar doğal bir afet riskini beraberinde getirse de su baskınlarının etkisini belirleyen tek unsur yağış miktarı değil. Arazinin eğimi, suyun doğal akış güzergâhları, yağmur suyu drenajı, kanalizasyon sisteminin kapasitesi ve binaların zemin seviyesinin de değerlendirilmesi gerekiyor.

Özellikle dere yatakları, vadi tabanları ve taşkın riski bulunan bölgelerde yapılaşma kararları hayati önem taşıyor. Doğal su akışının daraltılması, yetersiz drenaj sistemleri ve bodrum katların taşkına karşı yeterince korunmaması, yoğun yağış sırasında maddi zararı artırabilecek unsurlar arasında bulunuyor.

Bu nedenle tartışmanın yalnızca eski veya bakımsız yapılarla sınırlı tutulmaması gerekiyor. Yeni ve yüksek değerli konut projelerinin de hangi arazi koşullarında inşa edildiği, taşkın riskinin projelendirme aşamasında nasıl değerlendirildiği ve gerekli koruyucu önlemlerin alınıp alınmadığı önem taşıyor.

Dere yataklarına yakın yapılaşma yeniden sorgulanmalı

Taşkın riski bulunan alanlarda yapılaşma konusu, şehir planlamasının en önemli başlıklarından biri. Bir bölgenin imara açılmış olması, orada taşkın riskinin bulunmadığı anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, bir binanın su basması da o binanın mutlaka dere yatağına yapıldığını göstermiyor.

Bu nedenle su baskını yaşanan bölgelerde taşınmazların konumu, yürürlükteki imar planları, taşkın risk haritaları ve altyapı projelerinin birlikte incelenmesi gerekiyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin dere taşkın risklerine ilişkin teknik dokümanlarında da dere çevresindeki yapılaşma, risk kotları, bodrum katların korunması ve su tahliye sistemleri konusunda önlemlere yer veriliyor.

Burada yanıt bekleyen temel sorular şunlar:

  • Su baskını yaşanan konutlar ve siteler, geçmişte dere yatağı veya doğal su akış güzergâhı olan alanlarda mı bulunuyor?

  • Yeni konut projelerine izin verilirken taşkın risk haritaları ve arazi koşulları ne ölçüde dikkate alınıyor?

  • Bodrum katlar, kapalı otoparklar ve bina girişleri olası su baskınlarına karşı yeterince korunuyor mu?

  • Yağmur suyu drenajı ve kanalizasyon altyapısı, kısa sürede düşen yoğun yağışları kaldırabilecek kapasitede mi?

    RAMS Global’den Marriott İş Birliğiyle   İstanbul ve Gaziantep’e Yeni Otel Yatırımları
    RAMS Global’den Marriott İş Birliğiyle İstanbul ve Gaziantep’e Yeni Otel Yatırımları
    İçeriği Görüntüle

Lüks konutlarda da taşkın güvenliği sorgulanmalı

Konut fiyatlarının yükselmesi, projelerin daha güvenli olduğu yönünde bir beklenti oluşturabiliyor. Ancak yüksek satış fiyatı veya lüks proje tanımı, bir binanın taşkın riskine karşı güvenli olduğunu tek başına göstermiyor.

Bu nedenle konut satın alırken yalnızca metrekare fiyatı, sosyal olanaklar ve mimari tasarım değil; arazinin geçmişi, bölgenin taşkın geçmişi, bodrum katların yalıtımı, drenaj sistemi ve olası afet senaryolarına karşı alınan önlemler de değerlendirilmelidir.

İstanbul’da yaşanan son su baskınları, afet riskinin yalnızca deprem başlığı altında ele alınamayacağını da gösteriyor. Kentin yağış rejimi, doğal su akış güzergâhları ve altyapı kapasitesi birlikte değerlendirilmeden sürdürülebilir şehircilikten söz etmek mümkün değil.

Asıl soru: Riskler önceden hesaplanıyor mu?

Alişan’ın villasındaki su baskınının kesin nedeni, yapının taşkın riski taşıyan bir alanda bulunup bulunmadığı ve olayda altyapının etkisi, mevcut bilgilerle doğrulanmış değil. Bu nedenle olay üzerinden belirli bir konut projesi veya arazi hakkında kesin hüküm vermek doğru olmaz.

Ancak yaşananlar, İstanbul’da taşkın riskinin planlama, ruhsatlandırma, yapı güvenliği ve altyapı yatırımları açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Çünkü önemli olan yalnızca yağmur yağdığında suyu tahliye etmek değil, yağmur başlamadan önce hangi alanların risk altında olduğunu belirlemek ve gerekli önlemleri almak.