İşyerlerinde dijital iletişim araçlarının kullanımına ilişkin tartışmalara Yargıtay'dan emsal niteliğinde bir karar geldi. Kapalı bir WhatsApp grubunda çalışanlar arasında yapılan özel yazışmaların, gruptaki başka bir çalışan tarafından gizlice görüntülenerek işverene iletilmesi üzerine işten çıkarılan personelin açtığı davada yüksek mahkeme önemli değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye Gazetesi yazarı İsa Karakaş'ın gündeme taşıdığı davada, bir şirkette satış takım lideri olarak çalışan personelin WhatsApp grubundaki mesajları gerekçe gösterilerek iş sözleşmesi tazminatsız feshedildi. İşveren, yazışmalarda yer alan ifadelerin kaba ve çirkin olduğunu savunarak İş Kanunu kapsamında haklı fesih yoluna gitti.
Ancak işçi, söz konusu mesajların özel bir grupta paylaşıldığını ve hukuka aykırı yöntemlerle ele geçirildiğini belirterek yargıya başvurdu. Kıdem ve ihbar tazminatlarının yanı sıra ödenmeyen fazla mesai ücretlerinin de kendisine verilmesini istedi.
MAHKEMEDEN İŞÇİ LEHİNE KARAR
Davaya bakan ilk derece mahkemesi, WhatsApp grubunun herkese açık olmadığını ve işverenin fesih gerekçesini hukuken geçerli biçimde ortaya koyamadığını değerlendirdi. Feshin haksız olduğuna karar veren mahkeme, işçinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığına hükmetti.
Mahkeme ayrıca tanık anlatımlarını dikkate alarak haftalık 10 saat fazla çalışma yapıldığı yönündeki talebi de kabul etti.
İşverenin itirazı üzerine dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi de fesih işleminin haksız olduğu sonucuna vardı. Dosyadaki ekran görüntüsünün kime yönelik olduğunun açıkça belirlenememesi ve işverene ya da diğer çalışanlara doğrudan hakaret içerdiğinin ortaya konulamaması, değerlendirmede etkili oldu.
YARGITAY: HUKUKA AYKIRI DELİLLE FESİH YAPILAMAZ
Dosyanın Yargıtay'a taşınmasıyla birlikte özel yazışmaların iş hukukundaki delil niteliği de gündeme geldi.
Yüksek mahkeme, kapalı WhatsApp grubundaki yazışmaların gizlilik ihlaliyle elde edilmesini dikkate alarak bu kayıtların iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilmesine dayanak oluşturamayacağı yönünde değerlendirme yaptı.
Böylece işverenin hukuka aykırı biçimde elde edilen özel mesajları fesih gerekçesi olarak kullanamayacağı vurgulanırken, işçinin kıdem ve ihbar tazminatı hakları yönünden verilen karar korundu.
KIDEM TAZMİNATINDA HESAPLAMA HATASI TESPİT EDİLDİ
Yargıtay incelemesinde yalnızca WhatsApp yazışmaları değil, tazminat hesabı da ele alındı.
Yüksek mahkeme, işçinin giydirilmiş ücretinin belirlenmesinde hesaplama hatası yapıldığını tespit etti. Tazminata esas alınacak ücret eklerinin hesabında fesih tarihinden geriye dönük son bir yıllık ortalamanın dikkate alınması gerekirken, 2022 yılının yalnızca ilk dokuz aylık döneminin esas alınmasını hatalı buldu.
Bu nedenle karar, tazminat hesabına ilişkin bölüm yönünden bozuldu.
FAZLA MESAİ İÇİN SADECE TANIK BEYANI YETERLİ OLMADI
Kararın çalışanlar açısından dikkat çeken diğer bölümü ise fazla mesai alacaklarıyla ilgili oldu.
Yargıtay, işçinin fazla çalışma yaptığını somut ve inandırıcı delillerle ortaya koyması gerektiğini hatırlattı. İmzalı ve ihtirazı kayıt içermeyen ücret bordrolarının, sahteliği kanıtlanmadığı sürece dikkate alınması gerektiğine işaret etti.
Dosyada işçinin çalışma saatlerini açık ve net biçimde ortaya koyamadığı, tanıkların ise fazla mesainin sürekli değil, daha çok denetim dönemleri gibi belirli zamanlarda yapıldığını anlattığı belirtildi.
Yazılı belge ve yeterli somut delil bulunmadan fazla mesai alacağının kabul edilmesini hatalı bulan Yargıtay, bu kısmı da bozma gerekçesi yaptı.
KARAR İŞÇİ VE İŞVERENLER İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?
Yargıtay'ın değerlendirmesi, işyerlerinde WhatsApp ve benzeri dijital iletişim kanallarındaki özel yazışmaların işten çıkarma süreçlerinde nasıl ele alınması gerektiği konusunda önemli bir hukuki çerçeve ortaya koyuyor.
Karar, işverenlerin çalışanların özel yazışmalarını hukuka aykırı yollarla elde ederek fesih gerekçesi yapamayacağını ortaya koyarken, çalışanların da fazla mesai gibi ücret taleplerini somut delillerle desteklemesi gerektiğini gösteriyor.



