banner526

banner527

banner403

banner420

7. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde gıdanın geleceği konuşuldu

Sürdürülebilirlik Akademisi ve TÜGİS iş birliğinde, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı destekleriyle, düzenlenen ‘Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nin ilk gününde gıdanın geleceği konuşuldu.

İş Dünyası 20.10.2021, 11:27
7. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde gıdanın geleceği konuşuldu

Sürdürülebilirlik Akademisi ve TÜGİS tarafından her yıl Dünya Gıda Günü ile eş zamanlı gerçekleştirilen ‘Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’ yedinci yılında tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi sonrasında gıda endüstrisinin mevcut sınırlarını ve gıda sistemlerindeki durumu mercek altına aldı. Zirvenin ilk gününde 13 oturumda gıda sanayinden yarının gıdalarına, sürdürülebilir tedarik zincirinden gıda inovasyonlarına kadar çok önemli konular ele alındı. Önde gelen gıda markaları, girişimciler, yatırımcılar, kamu ve sivil toplum dahil değişimde kilit rol oynayan tüm paydaşların katılımıyla gerçekleşti. 

Pakdemirli: “İklimden daha hızlı olmak zorundayız!”

Zirvenin başlangıcında iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek sektörlerin başında tarım ve gıdanın geldiğine dikkati çeken T.C. Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, iklim değişikliğinin etkisiyle, 2050'ye kadar tarımsal verimde yüzde 10-25 düşüş beklendiğini söyledi. İyi tarım uygulamaları ve organik tarım faaliyetinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla çok sayıda projenin devam ettiğini dile getiren Pakdemirli, gıdaların yüzde 90'ının doğrudan ve dolaylı olarak topraktan üretildiğini belirtti. Pakdemirli sözlerini şöyle sürdürdü; “İklimden daha hızlı olmak zorundayız. Bu yılki Dünya Gıda Günü teması, eylemlerimizin sürdürülebilir bir gelecek için kilit bir rol oynadığını vurguluyor. Gelecek nesiller için artık daha iyi bir üretim, daha iyi bir beslenme, daha iyi bir çevre, daha iyi bir yaşam mottosuyla çalışmalarımıza yön vermek zorundayız.”

Murat Sungur Bursa: “İnsanoğlu uzun süre kaynakların sonsuz, ihtiyaçların sınırsız olduğunu düşündü”

Sürdürülebilirlik Akademisi Başkanı Murat Sungur Bursa, “70'li yıllardan itibaren baş döndürücü tüketim ve yeterli geri kazanımın olmaması sonucunda limit aşım günü 29 Temmuz'a kadar geldi. Çünkü insanoğlu uzun süre kaynakların sonsuz, ihtiyaçların sınırsız olduğunu düşündü. Ancak öyle olmadığını artık anlıyoruz.” dedi.

Sidar: “4 milyar ton gıdanın sadece 2,7 milyar tonu tüketime gidiyor”

TÜGİS Genel Sekreteri Kaan Sidar, “Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) raporlarına göre, dünyada yıllık üretilen 4 milyar ton gıdanın sadece 2,7 milyar tonu tüketime gidiyor, 1,3 tonu ise çöpe atılıyor.” diyerek gıda güvenliğinin önemine dikkat çekti. Etkinlik çerçevesinde daha verimli, kapsayıcı, dayanıklı ve sürdürülebilir tarım-gıda sistemlerine dönüşümün yolları ve metotlarının ele alınacağını söyledi.

Zirve kapsamında gerçekleştirilen “Dünya Gıda Günü Paneli: Gıda Sistemlerinin Dönüşümü” Ahmet T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı AB ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Volkan Güngören, BM Gıda ve Tarım Örgütü Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık, BM Gönüllüleri Ülke Koordinatörü Nil Memişoğlu, Dünya Sağlık Örgütü Program Sorumlusu Toker Ergüder katılımıyla Ekotürk Ahu Orakçıoğlu moderatörlüğünde gerçekleşti. Güngören, “Türkiye, gıda sistemlerinin dönüşümünü başlatma yönündeki çalışmalarda diğer ülkelere öncülük ediyor. 2024 yılında bir sonraki Tarım Konseyi’ni bir araya getirecek” derken Selışık, “Tarım ve gıda sistemleri kritik bir yol ayrımında, COVID-19 buradaki kırılganlığı belirgin hale getirdi. Bu koşullarda daha sürdürülebilir ve kapsayıcı tarım-gıda sistemlerine dönük dönüşüm sağlayacak müdahalelere acilen ihtiyaç var.” dedi. 

“Gıda Sanayinin Geleceğini Şekillendirmek” paneline katılan Ülker CEO’su Mete Buyurgan nüfus artışından, iklim değişikliğine, doğal kaynakların tükenmesinden, değişen gıda tarım sistemleri, tedarik zinciri gibi sektörü bekleyen riskler ve takip edilmesi gereken trendler hakkında bilgi aktardı. İklim değişikliğinin tarım ve gıda üretimi üstündeki olumsuz etkisine, doğal kaynakların korunması, sorumlu bir üretim anlayışının benimsenmesi ve her alanda israfın önlenmesine dikkat çeken Buyurgan: “2050 yılı için öngörülen 9,7 milyar nüfusun talebini karşılamak için en az %70 daha fazla gıda üretimine ihtiyaç olacak. Aynı zamanda tarım alanları, kısıtlı su kaynakları, iklim değişikliği gibi riskleri gözönüne aldığımızda inovatif çözümlere ihtiyaç olacağı da açık. Burada özellikle iklim değişikliği risklerine dayanıklı tarımsal üretim çözümleri geliştirmenin ne derece önemli olduğu ön plana çıkıyor. Ülker olarak yerli ve milli bisküvilik buğday geliştirme projemiz olan Aliağa ile tam bu konuya odaklanıyor ve yüksek kaliteli, verimli, kuraklık, hastalık ve iklim değişikliğine dayanıklı, geleceğin gıda sektörü için ülkemize rekabet üstünlüğü getirecek buğdayın gelişimine öncülük ediyoruz” dedi.

“Yarının Gıdaları” başlıklı oturumda Unilever NAMETRUB Dondurma, İçecek & Gıda Kat. Sorumlu Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Kölükfakı şunları aktardı; “Dünyanın en büyük gıda üreticilerinden biri olarak, adil bir küresel gıda sisteminin şekillenmesi için taşıdığımız sorumlulukla Yarının Gıdaları İnisiyatifini başlattık. Bu kapsamda 4 temel taahhüt verdik. Bunları şöyle sıralayabilirim: Ürünlerimizde sürdürülebilir tarımsal ham madde kullanımını ve bitkisel temelli gıda seçeneklerini artırmak; besleyici gıdaları herkes için erişilebilir kılmak, 2025 yılına kadar yeterli ve dengeli beslenmeye katkı sağlayan ürünlerimizi iki katına çıkarmak; tüm ürün gruplarımızda kalori, tuz ve şeker miktarını azaltmaya devam etmek; gıda atığını yarıya indirmek. 2025’e kadar üretimden, ürünlerimizin raflara ulaşmasına kadar olan süreçteki doğrudan faaliyetlerimizde gıda atıklarını yarıya indireceğiz.”  

“Gıda Sistemlerinde Değişime Küresel Bakış” başlıklı oturumda ise Food Drink Europe Genel Müdürü Mella Frewen, “Yiyecek ve içecek endüstrisinin sadece güvenli ve lezzetli ürünler üretmesini sağlayan fikirleri, yenilikleri ve politikaları desteklemekle kalmıyor, aynı zamanda daha yeşil bir gezegene, daha sağlıklı bir yaşama ve gelişen bir ekonomiye de katkıda bulunuyoruz. Ürünlerini tavsiye edilen tüketim tarihi geldiği zaman bu tüketilemez anlamına gelmiyor. Tüketicilerin bu konuda bilinç geliştirmeleri gerekiyor. Hem şirketlerin hem bireylerin bu konuda alacağı roller var.” dedi.

“Daha güvenli ve sürdürülebilir tedarik zinciri nasıl oluşturulur?” başlıklı oturumda Palsgaard A/S CPO’su Pia Brinkmann Madsen, “Son yıllarda tedarik zincirinde hem organizasyon ve hem tüketici olarak zorluklar yaşadık. Tüm zorluklara rağmen gerek esneklik gerek yaratıcılıkla doğru çözümlere gidip dünyanın iyiliği için doğru ve ortak amaca yöneldik. Dünya gezegeni bizim süper marketimiz! Kaynaklarımız global düzeyde. Bizlerin de sorumluluğu bu kaynakları kullanırken doğayı korumak. Bizim için sürdürülebilirlik bir zorunluluk! Tedarik seçimi çok önemli, sürdürülebilirlik çerçevesinde siz neler bekliyorsunuz bu çok önemli. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda hem üretim hem tüketimde sorumlulukların farkına varmak bizim temel çabalarımızı oluşturuyor.” diyerek bu konuya dikkat çekti. 

“Tarımın ve gıda sanayinde inovasyonun finansmanı” başlıklı panelde Aromsa Satış ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Özgür Demirci, “Biz stratejiyi kurarken üç önemli konu belirledik. İklim değişikliği, tedarik zincirindeki kırılmalar, post covid dönemi tüketici beklentileri. Dünya nüfusu artıyor, maalesef tarım alanlarında marjinal düşüşler var ve gıda maliyetlerinin arttığını görüyoruz. Hem tarım alanları hem de gıda şirketleri için strateji büyük önem arz edecek. Covid sonrası trendler, İnovatif çözümler ve finansmanı gerekiyor.” dedi. EBRD Kıdemli Bankacı Nazlı Arıkan ise konuya şu şekilde yaklaştı: “Gıda zincirinde olan birçok şirketle çalışıyoruz, her ülkede farklı misyonlarımız var. Özellikle teknolojide bilgi birikimi ve yeşil ekonomiye geçiş Türkiye’deki önemli konular haline geldi. Sıfıra yakın atık projesi kapsamında kaynakların etkili kullanılması kapsamında bir kredi programı oluşturduk, bu program Türkiye’de çok başarılı oldu.” 

“Gıda perakendeciliği nereye gidiyor? Tüketicinin arayışı” başlıklı panelde İstegelsin Kurucu & CEO’su Sedat Yıldırım şöyle konuştu, “Dünyada dijitalleşme perakende alanlarını kat etti. Pandeminin gelmesiyle birlikte bütün perakende sektörü bir sınav verdi. Türkiye’deki tedarik zinciri çok güçlü ve her şey normale döndü. Dramatik bir davranış farklılığı oldu ve dijital oyuncular olarak pandemiyle birlikte talep patlaması ile karşı karşıya kaldılar. Gıda perakendeciliğinde online oyuncular olarak biz de varız dedik!” İpsos E-Ticaret Paneli Yöneticisi Ceyhan Demiray ise “Evdeki tüketimin artması ve sokağa çıkamama davranışı online tarafı dönüştürdü. Rekabet çok fazla, tüketici kargaşa içerisine girdi. Sokağa çıkabildiğimiz noktada offline tarafa geçebiliyoruz. Şimdi indirim marketlerinin de online satışları gerçekleştiriliyor. Beklentisi yükselen tüketici her şeyin en iyisini bekliyor. Gelen ürünlerde de hızlı teslimat çok önemli bir nokta.” dedi.

“İzlenebilirlik: Değer zincirinde etkinliği artırmak” başlıklı panelde Schneider Electric Gıda ve İlaç Segment Lideri Muhterem Çaylı, “Sürdürülebilirlik konusu bizim için çok önemli bir konu. İzlenebilirliği sağlamak için onlarca çözümü konuşuyor olmak lazım. Schneider olarak mevcutta sahip olduğumuz çözümler ile gıda sektörünü yakından takip ediyoruz. Globalde yaşanan olumsuz olayların artışı %15ten fazla. İzlenebilirlik çok güçlü bir trend sürdürülebilirlik için olmazsa olmaz. Tüketicilerin %65’i ürünün nasıl üretildiğini bilmek istiyor.” dedi. Yaşar Üniversitesi Lojistik Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yiğit Kazançoğlu, “Tedarik zincirindeki birçok açıdan işin en uç noktasında güven var. Tedarik zinciri boyunca ürünün hizmetin takip boyutu var. İzlenebilirliği takip eden dönemde görünürlük devreye giriyor. Paydaş sayısı hızlı artıyor, paydaş türü hızlı değişiyor bu dönemde takip izlenebilirlik görünürlük şeffaflık ve güven çok kritik noktalar.” diyerek sözlerini tamamladı. 

“Sürdürülebilir Gıda ve Beslenme” başlıklı panelde Aynes CEO’su Murat Hocalar, “Sürdürülebilirlik yolculuğuna küresel ilkeler sözleşmeler imzacısı olarak devam ettik. Çevreye saygılı üretim yapmak çok önemli, süt sektörü özüne baktığımızda hem istihdam ve hem de süreklilik sağlayan bir sektör. Diğer bir konuda global planlama ille ülkemizde yem üretimi planı yapmamız gerekiyor.” dedi.  Herbalife Nutrition Kamu İlişkileri Güneydoğu Avrupa Bölge Müdürü Samet Serttaş ise “İnsan olarak çok büyük sorumluluklarımız var ve bu konuya bütüncül olarak yaklaşmak gerekiyor. Odak noktamız tüketici, tüketicinin beslenme alışkanlığı ve gıdaya erişilebilirliği. Tüketiciyi eğitme görevi sadece kamunun değil bizlerin de sorumluluğu.” dedi. 

Zirve “AB Yeşil Mutabakat Eylem Planı ve Sürdürülebilir Tarım”, “Infodeminin Aşısı Nedir?”, “İnovasyon ile Köye Dönüş Nasıl Başarılır?” ve “Beslenme Trendleri” başlıklarında kıymetli akademisyenlerin katkılarıyla ekrana gelen oturumlarla devam etti. 

İş dünyasının desteği sürüyor

7. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nin ana sponsorları Aromsa, BİM, Palsgaard, Schneider Electric, Unilever, Yıldız Holding. Zirveye Balparmak, Cargill, Ferrero Fındık, İste Gelsin, Metro, Pınar, Tat platin sponsor; Aldiva, Aroma, G2mEksper, Herbalife Nutrion, Komili, KİB, Nisad, Pro Grup, Tadım, Vitabiotics altın sponsor olarak destek verecek. 

Bu yıl herkese açık ‘online’ etkinlik olarak yapılan Sürdürülebilir Gıda Zirvesi ile ilgili detaylı bilgiye https://surdurulebilirgidazirvesi.com/ internet sitesi üzerinden erişebilir, program detaylarını takip edebilirsiniz.

Yorumlar (0)