Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhuriyetin ilk asrının en önemli sorununun terör olduğunu belirterek, 'Türkiye'nin yaklaşık 50 yılını alan, 10 binlerce insanı hayattan kopartan, binlerce gencecik evladımızın toprağa düşmesine vesile olan, şehitlerimize ve gazilerimize mal olan, bunun ötesinde de ortaya çıkardığı alternatif maliyetleriyle de 2 trilyon doların üstünde en mütevazi hesaplamalarıyla büyük bir maliyete katlanmamıza sebep olan bir belayı Allah'ın izniyle başımızdan savıyor, Türkiye'nin prangalarından kurtulmasının adımlarını atıyoruz' dedi.
Selçuk Üniversitesinde (SÜ) 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla yapıldı. Sultan Alparslan Kültür Merkezi 30 Ağustos Salonunda gerçekleştirilen programda konuşan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, 'Selçuk Üniversitesi kuruluşundan bu yana 51 yıl olmuş ve kendi içerisinden fevkalade değerli üniversiteleri çıkarmış. Necmettin Erbakan Üniversitesi, Konya Teknik Üniversitesi, Niğde Üniversitesi, Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi gibi nice üniversitelere de ev sahipliği yapmış olan çok değerli bir eğitim kuruluşumuz. Bugün 60 bini aşkın öğrencisiyle Türkiye'nin fevkalade değerli öğretim merkezlerinden birisi. Bin 400'ü aşkın yabancı öğrencisiyle de göze çarpan Anadolu'nun ortasında parlayan bir üniversitemiz. Kuruluşundan bu yana emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyoruz. Hepsinin emekleri var olsun ve inşallah Selçuk Üniversitesi dünya üniversiteleri sıralamasında çok daha yüksek yerlere çıksın, çok daha büyük imkanları elde etsin' dedi.
'Yapılan iş sıradan bir iş değildir, siyasi bir iş de değildir, 86 milyonun ortak meselesi, ortak hedefi ve Türkiye'nin geleceği için en önemli hamlelerden birisidir'
Öğretim yılı açılışı dolayısıyla Türkiye'nin en önemli meselelerinden birisi olan Türkiye Modeli Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Süreci'nin geldiği noktaya değinen TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 'Cumhuriyetimizin bir asrını geride bıraktık. Bu bir asrın içerisinde nice zorluklar yaşadık, nice büyük başarılar elde ettik, nice büyük sınamalardan geçtik. Cumhuriyetin ilk asrının en önemli sorunu terör sorunuydu. Türkiye'nin yaklaşık 50 yılını alan, 10 binlerce insanı hayattan kopartan, binlerce gencecik evladımızın toprağa düşmesine vesile olan, şehitlerimize ve gazilerimize mal olan, bunun ötesinde de ortaya çıkardığı alternatif maliyetleriyle de 2 trilyon doların üstünde en mütevazi hesaplamalarıyla büyük bir maliyete katlanmamıza sebep olan bir belayı Allah'ın izniyle başımızdan savıyor, Türkiye'nin prangalarından kurtulmasının adımlarını atıyoruz. Yapılan iş sıradan bir iş değildir, siyasi bir iş de değildir, 86 milyonun ortak meselesi ortak hedefi ve Türkiye'nin geleceği için en önemli hamlelerden birisidir. Hiç şüphesiz bu meselenin halloması için geçtiğimiz dönemlerde de Türkiye'de nice siyasetçilerin burada emek sarf ettiğini biliyoruz. Rahmetli Necmettin Erbakan'ın, Turgut Özal'ın, Süleyman Demirel'in ve hatta Bülent Ecevit'in dahi bu konuyla ilgili uğraştığını, nice çalışmalar yaptıklarını, terörün sona erdirilmesi ve terör örgütünün silahlarını bırakması için bazı teşebbüslerde bulunduğunu dün gibi hatırlıyoruz. Ama bu teşebbüslerin hepsi içeriden ve dışarıdan birtakım karanlık odakları tarafından engellenmiş, maalesef hele bazı yıllarda ortaya konulan birtakım siyasi suikastlerle bu süreç başlamadan öldürülmüştür. Şimdi çok şükür devlet aklı ve millet vicdanının bir araya gelmesiyle birlikte bu sorunun çözülebilmesi için önemli adımlar atıldı ve büyük mesafeler alındı' ifadelerini kullandı.
'Güç kimdeyse, silah gücü kimdeyse, siyasi güç kimdeyse onun karşısındakileri rahatlıkla ezdiği, ezmeye çalıştığı bir dünyaya geldik'
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş sözlerine şu şekilde devam etti: 'Öncelikle ne oldu da neden şimdi, neden bu süreçte bu iş için adımlar atıldı ve çok şükür başarılı bir şekilde devam ediyor. İnşallah en kısa zamanda tamamıyla geride kalacak olan Cumhuriyet tarihimizin en önemli sorunundan bahsediyoruz. Birkaç konuyu sizlerin dikkatinize getirmek isterim. Hiç şüphesiz bunların en başında güvenlik kuvvetlerimizin son yıllarda özellikle göstermiş olduğu hem Türkiye'de hem Türkiye dışında teröre karşı etkin mücadelemizde alınan sonuçların fevkalade büyük bir payı vardır. Bu büyük teröre karşı verilen mücadelenin sonunda da terör örgütünün artık hareket edemeyeceğini anlamış olması ve bu çerçevede de bir şekilde hem örgütün varlığını sürdürmesine ilişkin hem de ideolojisini devam ettirmeye ilişkin imkanlarının olmadığını görmüş olması önemli nedenlerden birisidir. İmralı'dan yapılan iki açıklamada da hem artık silahlı mücadelenin imkanı olmadığı hem de örgütün kuruluş felsefesindeki siyasi anlayışın küresel ölçekte geçerli olmadığının ifade edilmesi önemliydi. Bunu bu dönemin önemli imkanlarından birisi olarak terakki ediyoruz. Bir başka önemli hususiyet ise dünya siyasetindeki köklü değişiklikler ve bölgemizdeki fevkalade yüksek ve hızlı altüst oluşlardır. Dünya siyaseti artık güç savaşlarının hemen her yerde hakim olduğu, terör örgütleri vasıtasıyla, vekalet savaşları vasıtasıyla Türkiye'nin de uzun yıllar meşgul edildiği bir süreçten sonra özellikle içinde bulunduğumuz coğrafyanın, Doğu Akdeniz, Kafkaslar, Balkanlar ve Orta Doğu bölgesinin dünyanın bütün güçlerinin güç mücadelesinin verildiği bir mücadele alanı haline dönmesi bizim için tabiri caizse ikazlarımızın sonuna kadar çalmasına vesile olmuştur. Bu coğrafyada hemen hemen hiçbir ülkenin güvende olmadığı, hiçbir bölgenin de rahat olamayacağı bir döneme girdiğimizi hep birlikte şahit oluyoruz. Ayrıca özellikle iki kutuplu sistemin sona erdiğinden sonra Amerika'nın tek başına yönettiğini zannettiği dünya sisteminin de tam manasıyla çöküşe geçmesi, dünyanın bütün kurum ve kuruluşlarının hem yapı itibariyle hem kuralları itibariyle hem de terminolojisi itibariyle çöktüğü bir döneme girmiş olmamız dünyayı tam manasıyla kuralsız bir hale getirmiştir. Dünyanın neredeyse her yeri kuralsız sokaklar haline dönüştürülmüştür. Güç kimdeyse, silah gücü kimdeyse, siyasi güç kimdeyse onun karşısındakileri rahatlıkla ezdiği, ezmeye çalıştığı bir dünyaya geldik. Hatta açık söyleyeyim, Venezuela Devlet Başkanının apar topar yatağından kaldırılarak bir başka ülkeye kaçırılmasıyla başlayan süreç dünyada orman kanunlarının geçerli olduğu bir döneme girildiğini açıkça ortaya koymuştur. Böyle bir dönemde özellikle bu kadar büyük türbülansların yaşandığı bizim coğrafyamızda güçlü durmaktan başka bir çaremiz yoktur. Ayaklarımızın üstünde güçlü basacağız ve fevkalade güçlü olan tehditleri fırsatlara çevirecek aklı ortaya koyacağız.'
'Türkiye olarak, bu coğrafyanın en önemli ülkesi olarak diyoruz ki İsrail boşuna ham hayaller peşinde koşmasın'
Dünyada bu kadar büyük problemlerle uğraşan, bölgesinin lideri olan ve dünyada büyük bir küresel aktör olmaya namzet olan Türkiye'nin içeride oyalanıp kaybedeceği ve iç çekişmelere harcayacağı vaktinin ve imkanın olmadığını söyleyen Numan Kurtulmuş, 'İç kalemizi tahkim edeceğiz ve yolumuza devam edeceğiz. Bu kararlılık sadece bir siyasi kararlılık değil, Cumhurbaşkanımızın bundan 2 sene evvel dile getirdiği bu kararlılık aynı zamanda bir devlet politikası haline gelmiştir. Bir başka önemli gelişme ise dünyadaki bu gelişmelere paralel olarak İsrail'in bölgedeki yayılmacı politikaları artık akıl havsala almaz şekilde azgınlaşmıştır. İsrail Gazze'yi işgalle başladığı süreçte hemen hemen bölgedeki birçok ülkeye doğrudan saldırı yapmış, birçok ülkeyi silahlarıyla vurmuştur. Lübnan'ı, Suriye'yi, İran'ı, Filistin'i, Katar'ı, Yemen'i ve daha birçok ülkeyi tamamıyla uluslararası hukuka aykırı bir şekilde vurmuştur. Bizim 10 yıllar boyunca Konyalılara bildirdiğimiz Siyonizmin ne olduğunu, Siyonizmin ne hedefleri olduğunu 10 yıllardır Konyalılar gayet iyi benimsemiş ve anlamışlardır. O zamanlar söylediklerimizin bir kısmının da ya bunlar komplo teorileridir diyerek hafife alındığını dün gibi hatırlıyorum. Ama ne yazık ki dün anlattığımız o hususların neredeyse tamamı bugün gerçekleşmiş ve İsrail Nil'den Fırat'a kadar bütün coğrafyayı hakimiyeti altına almak için her türlü girişimi aleni hale getirmiştir. Türkiye olarak bu coğrafyanın en önemli ülkesi olarak diyoruz ki İsrail boşuna ham hayaller peşinde koşmasın. Bu coğrafyada İsrail'e Arz-ı Mev'ud kurdurulmayacak, Arz-ı Mev'ud'a asla ulaşamayacaklardır. Çünkü Türk milleti olarak biliyoruz ki Allah hiçbir toprağı hiçbir millete vaat etmedi. Bütün bu topraklar onların Arz-ı Mev'ud diye hayal gördükleri toprakların içinde yaşayan halkların kendi ülkeleridir, kendi vatanlarıdır. Araplar, Türkler, Kürtler, diğer bütün unsurlarıyla birlikte bu toprakların asli sahipleriyiz ve İsrail bu topraklara asla hükümran olamayacak, asla egemen olamayacaktır. Arz-ı Mev'ud'un bu kadar aşikar edilmesi de bizim için iç kaleyi tahkim etmeyi hayati bir zorunluluk haline getirmiştir. Bu memlekette hiçbir gerekçeyle, siyasi, felsefi, yaşam tarzı, etnik aidiyet, mezhebi aidiyet, ne derseniz deyin, hangi gerekçeyle olursa olsun hiçbir ayrılık bu milletin milli menfaatlerine hizmet etmeyecektir. Onun için diyoruz ki farklılıklarımızı gerçekten zenginlik meselesi olarak kabul edeceğiz ve inşallah bölgede ve dünyadaki bu büyük türbülansa rağmen ayakları yere sağlam basan, güçlü bir Türkiye olarak yolumuza devam edeceğiz. Bu çerçevedeki en önemli engel olarak duran terör örgütlerinin Türkiye'ye yapmış olduğu tehditleri de bütünüyle bertaraf edeceğiz' diye konuştu.
Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz da, 'Geleceğin, üniversitemiz ve ülkemiz için çok daha parlak olacağına duyduğumuz inançla başladığımız yeni akademik yılın üniversitemize, Konya'mıza ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Selçuk Üniversitesinin bugünlere ulaşmasında emeği bulunan bütün mensuplarımıza teşekkür ediyor; öğrencilerimize ve tüm personelimize huzurlu ve başarılı bir akademik yıl diliyorum. Şu anda devletimizin Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda ortaya koyduğu güçlü iradeyi, ülkemizdeki huzur ve güven ortamının kalıcı hale getirilmesi bakımından son derece kıymetli buluyoruz' dedi.
Konya Valisi İbrahim Akın da, 'Konya'mız, huzurun, kardeşliğin ve güvenin de başkentidir. Şehrimiz; tarihi dokusu, sunduğu geniş sosyal ve kültürel imkanları, yerel yönetimlerimizin öğrencilerimize sağladığı güçlü desteklerle tam anlamıyla örnek bir öğrenci şehridir. Burada geçireceğiniz üniversite yıllarının, hayatınızın en verimli, en güzel ve unutulmaz dönemi olacağına yürekten inanıyorum. Türkiye'nin dört bir yanından Konya'mıza gelen kıymetli evlatlarımız; sizler artık bu kadim şehrin birer asli ferdisiniz. Konyalı hemşehrilerimizin misafirperverliği ve samimiyeti her daim sizinle olacaktır. Hiç merak etmeyin; burası sizin ikinci evinizdir' diye konuştu.





