BİST
108869
ALTIN
271.708
DOLAR
5.7701
STERLİN
7.6033
EURO
6.3816

KANDİL TOPU PATLATMAYA ÇALIŞIYOR

Başbakan Yardımcısı Akdoğan, çözüm süreciyle ilgili olarak, "Top bir süredir HDP'nin sahasında. HDP top çeviriyor, 4 Şubat'tan beri Kandil de topu patlatmaya çalışıyor" dedi.

KANDİL TOPU PATLATMAYA ÇALIŞIYOR

Başbakan Yardımcısı Akdoğan, çözüm süreciyle ilgili olarak, "Top bir süredir HDP'nin sahasında. HDP top çeviriyor, 4 Şubat'tan beri Kandil de topu patlatmaya çalışıyor" dedi.

25 Şubat 2015 Çarşamba 00:32
6549 Okunma
KANDİL TOPU PATLATMAYA ÇALIŞIYOR
 Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan,  Yunus Emre Kültür Merkezindeki AK Parti Altındağ İlçe Danışma Meclisi Toplantısı'nda, hükümetin Çözüm Süreci'ni nihayete erdirmekte kararlı olduğunu belirtti.
Hükümetin iradesi ve kararlılığının tam olduğunu dile getiren Akdoğan, şöyle konuştu:

"Ama biz aynı kararlılığı, dürüstlüğü, iradeyi herkesten görmek istiyoruz. Bu mesele, seçim hesaplarına kurban edilecek bir mesele değildir. Biz meseleyi seçim hesaplarıyla ucuz siyasi hesaplarla ele almıyoruz. On binlerce insan hayatını kaybetmiş, akan kan dursun diyoruz, akan göz yaşı dinsin diyoruz, analar ağlamasın diyoruz. Bu, Türkiye'nin birlik ve bütünlüğü için, bekası için bu sorunlardan kurtulmamız gerekiyor. Bu yüzden bu süreci başlattık. Bülent Bey'in dediği gibi top bir süredir HDP'nin sahasında. HDP top çeviriyor 4 Şubat'tan beri Kandil de topu patlatmaya çalışıyor. Bakalım ne olacak göreceğiz ama hükümet durduğu yerde kararlı bir şekilde dimdik durmaya devam ediyor."

İç Güvenlik Paketi

TBMM Genel Kurulunda İç Güvenlik Paketi görüşülürken yaşananlara değinen Akdoğan, kesinlikle yan yana gelemeyecek olanların, kol kola geldiklerini ve saf tuttuklarını ifade etti.

Akdoğan, "HDP, CHP, MHP nasıl Meclis'i eylem alanına çevirdiler. Nasıl kol kola hareket ediyorlar. Nasıl statüko cephesi kurdular, izliyorsunuz. Açıkça söylüyorum: Bu cephenin arkasında yine vesayet odakları var, paralel yapı var. Onlar çalıyor, onlar oynuyorlar. Çünkü biliyorlar ki bu reform paketi yasalaştığında Türkiye'de darbeler dönemi tarihi karışacak, vesayet özlemleri suya düşecek. İster derin devlet yapılanmaları ister paralel devlet yapılanmaları ister KCK türü yapılanmalar, onların hiçbirine eyvallah etmeyiz. Hepsinin hevesleri kursaklarında kalacak. Bu yüzden vesayetçi anlayışın safında kümelenmiş durumdalar" değerlendirmesinde bulundu

"Vesayet de darbecilik de paralelcilik de bu ülkede bitecek"

Akdoğan, jandarmanın İçişleri Bakanlığına bağlanmasının, tarihi bir sivilleşme adımı olduğuna dikkati çekti.

Emniyetin yapısal dönüşüme uğratılmasının, tarihi bir reform hareketi olduğuna işaret eden Akdoğan, şunları kaydetti:

"Kamu düzenini güçlendirecek güvenlik tedbirlerinin geliştirilmesi büyük oyunları bozacak bir adımdır. Bu yüzden çok rahatsızlar. Farklı amaçlarla farklı korkularla işbirliği yapıyorlar. Ama korkunun ecele faydası yok. Vesayet de darbecilik de paralelcilik de bu ülkede bitecek. Sadece milletin iradesi hakim olacak. Hukuk galip olacak, demokrasi kazanacak, milli irade üstün olacak. Başka yol yok. Bu paketi özgürlüklere karşı bir düzenleme gibi takdim ediyorlar. Hükümetin farklı görüşlere tahammül edemediğini söylüyorlar. Evet, Türkiye'de tahammül, sindirememe, hazımsızlık sorunu var. Ama bu hükümetin değil, bu seçkinlerin tahammülsüzlüğüdür. Elitleri, jakobenlerin, kendisini beyaz, asil, ayrıcalıklı görenlerin tahammülsüzlüğüdür. Halkın değerlerini hor gören, toplumun gerçeklerini kabullenmeyen, çoğunluğun düşüncelerine, farklılıklarına saygı duymayan mutlu azınlığın ürettiği bir sorundur bu."

Akdoğan, "2002'den beri girdiğimiz her seçimde seçimin galibi belli oluyor. Diğer partiler, seçimi kazanmak için mücadele etmiyorlar. Onlar 'Nasıl AK Parti'ye kaybettiririz' diye bir mücadelenin içindeler. Ama hamdolsun milletimizin desteği yanımızda olduğu sürece AK Parti'nin bileğini büken olmadı" dedi.

Akdoğan, AK Parti'nin milletvekili seçiminde en fazla rağbet edilen parti olduğunu ve bunun milletin beklentisinin AK Parti'den yana olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.

AK Parti'nin mukadderat ile Türkiye'nin mukadderatının örtüştüğünü söyleyen Akdoğan, şunları kaydetti:

"AK Parti'nin geleceği ile Türkiye'nin geleceği örtüşmüştür. Bu yüzden yeni Türkiye ideali için bu kritik eşiği başarıyla aşmamız gerekiyor. Bazen soruyorlar, 'Nedir bu yeni Türkiye?' Yeni Türkiye kalkınmış, gelişmiş, müreffeh Türkiye'nin adıdır. Çocuklarımıza aydınlık bir gelecek bırakma çabasıdır. Biz aslında 2002'de eski Türkiye'den sonra yeni Türkiye'nin temellerini atmıştık."

2002'den bu yana Türkiye'de gerçekleştirdikleri hizmetler, eserler ve yatırımlarla büyük bir değişim ve dönüşümün yaşandığını belirten Akdoğan, eski Türkiye'den yeni Türkiye'ye giderken asıl değişim ve dönüşümün, zihniyet devriminde olduğunu ve ülkenin şaha kalkmasında bu zihniyet devriminin çok büyük etkisi bulunduğunu anlattı.

"Biz bu oyunu bozduk, paradigmayı değiştirdik"

Akdoğan, yeni Türkiye'nin yeni bir zihniyetin adı olduğuna işaret ederek, AK Parti kadrolarının bu zihniyeti ortaya koyduğunu dile getirdi. 

Ezberleri bozduklarını, tabuları yıktıklarını, çok önemli köklü dönüşümleri hayata geçirdiklerine dikkati çeken Akdoğan, şöyle konuştu:

"Merkeze insanı alan, hizmeti alan, 'insanı yaşat ki devlet yaşasın' diyen bir anlayışı hakim kılmaya çalıştık 13 yıldır. Bu nedenle 2002 yılı Türkiye için bir milat olmuştur. Ama 7 Haziran tarihi dönüm noktası olacaktır. İkisi birbirini tamamlayacaktır. Bu büyük yolculuğun aynı kararlılıkla aynı güçle aynı heyecanla devam etmesi gerekiyor ki yeni Türkiye'yi hep birlikte inşa edebilelim. 2002 yılından önce Türkiye'de vesayetçi anlayış hakimdi. Çözüm üretilemiyordu. Eski Türkiye, yasakçıydı, totaliterdi. Eski Türkiye, özgürlük alanlarının genişlemesinden korkuyordu, korkularla yaşıyordu, yönetiyormuş gibi ülkeyi. Eski Türkiye dünyadan kopuktu, içine dönüktü. Eski Türkiye statükocuydu. Eski Türkiye'de siyaset 27 Mayısların, 12 Martların, 12 Eylüllerin 28 Şubatların etkisiyle yönlendiriliyordu. Eski Türkiye'de hükümetlerden beklenen sadece Türkiye ölçeğinde belediyecilik yapmaktı."

"Parlamentodan Türkiye Cumhuriyeti hükümeti değil Türkiye Cumhuriyeti belediyesi" kurulması istendiğini ifade eden Akdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Parlamentoya düşen görev de haliyle belediye meclisi gibi çalışmaktı. Ama biz bu oyunu bozduk, paradigmayı değiştirdik. Artık icazet alarak, vesayet kurumlarının gölgesinde siyaset yapılmayacak. Millet bizim rotamızı çizecek dedik ve halkın iradesiyle tecessüm eden meclis. Onlar 'Bu meclis anayasa da yapamaz' dediler. İşte o belediye meclisi gibi çalışması gereken meclis anayasa da yapamaz dediler, kim yapacak anayasayı? Kurucu meclis. Ne demek o? 'Darbelerden sonra kurulan meclisler anayasa yapar ama milletin seçtiği meclis anayasa yapmaz' dediler."

"Hasta adam artık ayağa kalktı, koşmaya başladı"

Daha önce Alevi meselesinden Kürt meselesine kadar her konunu güvenlik meselesi olarak algılandığını bildiren Başbakan Yardımcısı Akdoğan, şunları kaydetti:

"Makbul vatandaş vardı, makbul olmayan vatandaş vardı. Böl yönet politikası vardı. Eski Türkiye'de büyük yaralar alan demokrasinin yaralarını sardık. Hasta adam artık ayağa kalktı, koşmaya başladı. Şimdi daha çok demokratik, daha çok eşitlikçi, çok daha adil, müreffeh bir Türkiye üretmek için, yeni Türkiye için, güçlü Türkiye için mücadele veriyoruz.  Ama bu mücadeleden rahatsız olanlar var. Ülke ve hükümet olarak bir medya taarruzu altındayız. Uluslararası güç odaklarının, lobilerin yaptıkları medya manipülasyonları büyük bir algı savaşı olduğunu gösteriyor. Türkiye'ye yönelik tezviratlarda paralel yapının nasıl rol aldığını da görüyoruz. Gazetecilikle siyaset mühendisliği birbirine karıştırılmış durumda." 

Bugün birilerinin haber merkezi değil, yalan üretim merkezi gibi çalıştığını ifade eden Akdoğan, "Sürekli kin ve nefret pompalıyorlar. Bugün bir İngiliz gazetesinde 'Erdoğan otoriterleşiyor, Türkiye polis devleti oluyor' diye bir yazı çıkmış. Hadi oradan diyorum, demokrasi kim siz kim? Sizin demokrasi makyajınız çoktan döküldü. Avrupa'nın, Batı'nın liderleri çıkıp darbeye darbe diyemediler, demokrasinin yanında saf tutamadılar" diye konuştu.

Suriye'de 200 binden fazla insanın katledildiğini, kimyasal silah kullanıldığını ama kimsenin sesini çıkaramadığını söyleyen Akdoğan, şöyle devam etti:

"Demokrasiyi savunmak size mi düştü? Siz mi bize diyeceksiniz otoritelerleşiyorsunuz? Bütün bölgede demokrasiyi, halkın iradesini savunan Türkiye'dir, Tayyip Erdoğan'dır. Dik duruşuyla İsrail'in şımarıklığına karşı mazlum hakların gür sesi olan Tayyip Erdoğan'dır. Öncelikle herkes haddini bilecek, nerede durduğunu görecek. Türkiye'de Arap Baharı nasıl tersine çevrildi? Niye korktular? Halkın iradesinden niye korktular? Niye darbeye çanak tuttular? Niye Filistin sorununun çözülmesini istemiyorlar? Niye otoriter rejimlere destek oluyorlar? Niye İsrail'in şımarıklıklarına destek oluyorlar? Siz mi bize demokrasi dersi vereceksiniz? Bu bölgede demokrasiyi hakim kılmaya çalışan biziz. Siz hep otoriter rejimlerle iş tuttunuz. Şimdi utanmadan 'Türkiye otoriterleşiyor' diyorlar."

Birçok kesimde büyük mağduriyetler yaşandığını dile getiren Akdoğan, bu mağduriyetlerin giderilmesini, birilerinin "mahalle baskısı" diye geri çevirmeye çalıştığını belirtti.

Türkiye'de kimin ne mağduriyeti, ne mahrumiyeti varsa teker teker giderecekleri ifade eden Akdoğan, "Eşit, hakça, kardeşçe bir düzen kurmak boynumuzun borcudur. 12 yılda çok büyük reformlar gerçekleştirdik. İnşallah hep birlikte, milletimizin desteğiyle Cenabıhakk'ın izniyle demokratik reformlara devam edeceğiz" dedi.

"Bizim siyasetimizde öteki yok"

28 Şubat sürecinde toplumun üzerinden silindir gibi geçildiğini söyleyen Akdoğan, şunları ifade etti:

"Bütün vakıflar, dernekler, cemaatler, toplum kesimleri büyük hak mahrumiyetleri yaşadı, büyük sıkıntılar yaşadı. Ellerinde ne varsa her şeyi kaybettiler, bütün kazanımlarda geriye gidildi. Şimdi bunlar telafi edildikçe, katsayı meselesi, imam hatip meselesi, Kuran kursu meselesi, başörtüsü meselesi çözüldükçe birileri rahatsız oluyor. 'Bizim alanımıza saldırıyorsunuz' diyorlar. Böyle bir şey yok. Bu haklar tekrar sahibine iade ediliyor ve edilecek. Kimse bundan rahatsızlık duymamalı. O dönemde bütün özgürlükler askıya alınırken, vesayet odakları cirit atarken sesini çıkartmayan medya, şimdi sanırsınız ki özgürlüklerin savunucusu. Bu darbeleri işbirliği içinde yapmadınız mı? Alkış tutmadınız mı? Brifinglere katılmadınız mı? Yazarları andıçlamadınız mı? Sonra da utanmadan itiraf etmediniz mi? 'Biz bu oyunlara alet olduk' diye. Bugün hangi yüzle konuşuyorsunuz? Bizim siyasetimizde öteki yok."
Son Güncelleme: 25.02.2015 15:13
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.