Türk askeri tarihinin en çarpıcı hayat hikâyelerinden biri…
Bir yetimhane koğuşundan çıkan çocuk, yıllar sonra devletin en kritik kararlarının alındığı masanın başına oturdu.
Orgeneral Mehmet Semih Sancar…
Bir Yetimin Yükselişi
1911’de Erzurum’un İspir ilçesine bağlı Tepecik köyünde doğdu. Küçük yaşta anne ve babasını kaybetti. Erzurum’daki yetimhanede büyüdü. Daha sonra bir asker tarafından evlat edinildi.
Hayat ona erken yaşta disiplin, sabır ve mücadeleyi öğretti.
1930’da Kuleli Askerî Lisesi’nden, 1932’de Harp Okulu’ndan mezun oldu. 1942’de kurmay subay oldu. Topçu birliklerinden karargâhlara uzanan görev zinciri onu adım adım zirveye taşıdı.
1972’de Kara Kuvvetleri Komutanı, ardından Genelkurmay Başkanı oldu.
1974: Tarihin Kırıldığı Gün
20 Temmuz 1974’te Kıbrıs Barış Harekâtı başladığında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başında o vardı.
Türkiye, garantörlük hakkını kullanarak adaya müdahale etti. Harekât, sadece askeri değil, siyasi ve jeopolitik dengeleri de değiştirdi.
Kamuoyunda bir isim öne çıktı: “Kıbrıs’ın Komutanı”
Harekâtın İlk Saatleri: “Eski Tank Motorları Monte Ettik”
20 Temmuz 1974’te başlayan Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Genelkurmay Başkanı olan Sancar’ın, dönemin Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan ile yaptığı konuşma dikkat çekici ifadeler içeriyor.
Sancar’ın, harekâtın ilk günlerinde Erbakan’a şu sözleri söylediği aktarılır:
“Allah sizden razı olsun. 13 senedir haysiyeti Makarios tarafından rencide edilen bir ordunun komutanıyım. Bu günleri de Allah bize gösterdi. Ama sayın Hocam, şimdi ben çıkartma için gemilerimize hareket emri versem onlar ancak cumartesi sabahına adaya erişebilirler. Çünkü eski tank motorları monte ettik. Saatte beş altı milden fazla sürat yapamazlar.”
Bu sözler, dönemin askeri imkânlarının sınırlılığına rağmen alınan stratejik kararların arka planını göstermesi açısından önem taşıyor.
“Sizi Mareşal Yapalım” – Teklif ve Ret
Harekât sonrasında Sancar’a mareşallik teklif edildiği iddiası, yıllardır kamuoyunda konuşuluyor.
Uğur Dündar’ın “Arena” programında konuşan Necmettin Erbakan, şu ifadeleri kullanmıştı:
“Askerî kuvvetlerimiz Sayın Semih Sancar... Allah gani gani rahmet eylesin. Çok muhterem bir genelkurmay başkanımızdır. Kıbrıs Harbi'nde baştan sona kadar en büyük kahramanlıkları yapmıştır. Sizi mareşal yapalım dedik, kabul etmedi. 1 maaş ikramiye verelim dedik, kabul etmedi.”
Madalyalar Bitpazarında
Yıllar sonra ortaya çıkan bir başka çarpıcı detay…
Türkiye’nin kader anlarında görev almış bir Genelkurmay Başkanı’na ait bazı madalya ve nişanların bir bitpazarında bulunduğu iddia edildi. Bu olay kamuoyunda “vefa” tartışmasını yeniden alevlendirdi.
Bir zamanlar devlet törenlerinde takılan madalyaların, yıllar sonra sıradan bir tezgâhta ortaya çıkması; tarih, hafıza ve sahip çıkma sorularını beraberinde getirdi.
Görev Süresi Uzatıldı, Siyasete Girdi
6 Mart 1973’te başladığı Genelkurmay Başkanlığı görevinde hükümet kararıyla bir yıl süre uzatımı aldı ve 7 Mart 1978’e kadar görev yaptı.
Temmuz 1980’de Cumhurbaşkanı Vekili İhsan Sabri Çağlayangil tarafından Kontenjan Senatörü olarak Cumhuriyet Senatosu’na atandı.
12 Eylül 1980 darbesi sonrası bu görevi sona erdi.
Madalyaları Yıllar Sonra Gündem Oldu
Sancar’ın vefatından yıllar sonra bazı madalya ve nişanlarının bir bitpazarında bulunduğu iddiası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
“Kıbrıs’ın komutanı” olarak anılan bir Genelkurmay Başkanı’nın hatıralarının bu şekilde ortaya çıkması, vefa ve tarih bilinci tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Yetimhaneden Devletin Zirvesine
Erzurum’un İspir ilçesine bağlı Tepecik köyünde doğan, küçük yaşta anne ve babasını kaybederek yetimhanede büyüyen bir çocuk…
Yıllar sonra Kıbrıs Harekâtı’nın Genelkurmay Başkanı…
Mareşalliği reddettiği iddia edilen bir komutan…
Ve ardında hem askeri başarı hem de tevazu hikâyesi bırakan bir isim.
Orgeneral Mehmet Semih Sancar’ın hayatı, Türk askeri tarihinin en dikkat çekici sayfalarından biri olarak yerini koruyor.
Ruhu Şad Olsun...