Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) verilerinden derlenen bilgilere göre, ilk üç ayda en yüksek ihraç 16,5 milyar lirayla Albaraka Türk’ten geldi. Onu 13,1 milyar lirayla Vakıf Katılım izlerken, Ziraat Katılım ve Emlak Katılım bankaları 10,5 milyar lira seviyesinde ihraç gerçekleştirdi. Dünya Katılım 7,1 milyar lira, Hayat Finans Katılım ise 750 milyon liralık sukuk ihracı yaptı.
İhraçların büyük bölümü yönetim sözleşmesine dayalı olarak gerçekleşirken, alım-satıma dayalı işlemlerin payı sınırlı kaldı.
Sukuk piyasasında kalıcı büyüme
2013 yılından bu yana sukuk piyasasında kaydedilen toplam ihraç hacmi 800 milyar lirayı aşarken, ortalama vade yaklaşık 140 gün seviyesinde oluştu. Bu tablo, sukukun Türkiye’de alternatif bir enstrüman olmanın ötesine geçerek yerleşik bir finansman aracı haline geldiğine işaret ediyor.
TKBB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Akben, sukukun artık sermaye piyasalarının “taşıyıcı kolonu” haline geldiğini belirterek, düzenli ihraç takvimleri, güçlü yatırımcı talebi ve çeşitlenen ürün yapısının bu dönüşümün en somut göstergeleri olduğunu ifade etti.
Kamu ve reel sektör de devrede
Sukukun yalnızca bankalar için değil, kamu borçlanma stratejisi açısından da kritik öneme sahip olduğuna dikkat çeken Akben, Hazine’nin kira sertifikasını hem iç hem dış borçlanmada aktif şekilde kullandığını vurguladı.
Geçen yıl Hazine’nin yüz milyarlarca liralık kira sertifikası ihraç ettiğini hatırlatan Akben, dış piyasalarda gerçekleştirilen milyar dolarlık sukuk işlemlerinin de Türkiye’ye yönelik uluslararası yatırımcı ilgisini güçlendirdiğini söyledi.
Reel sektör tarafında da önemli adımlar atıldığına işaret eden Akben, Türkiye Petrolleri’nin gerçekleştirdiği 1 milyar dolarlık sukuk ihracının bu alanda bir dönüm noktası olduğunu belirtti.
Uluslararası talep güçlü
Türk sukuk piyasasının uluslararası yatırımcılar nezdinde giderek daha fazla ilgi gördüğünü dile getiren Akben, son yıllarda gerçekleştirilen ihraçlara Orta Doğu’dan Avrupa’ya, ABD’den İngiltere’ye kadar geniş bir coğrafyadan yoğun talep geldiğini kaydetti.
Hedef: daha derin ve rekabetçi piyasa
Türkiye’nin sukuk alanında Malezya ve Körfez ülkeleriyle kıyaslandığında henüz aynı hacimlere ulaşmadığını ancak artık küresel ölçekte güçlü bir oyuncu konumuna geldiğini vurgulayan Akben, özellikle sürdürülebilir ve tematik sukuk ürünleriyle büyümenin devam edeceğini ifade etti.
Önümüzdeki dönemde ikincil piyasa likiditesinin artırılması ve daha uzun vadeli ihraçların yaygınlaşmasının kritik olacağını belirten Akben, bu adımların Türkiye’yi bölgesel bir merkezden küresel ölçekte yön veren bir sukuk piyasasına taşıyabileceğini sözlerine ekledi.