Sektör temsilcilerinden Özkan Aydemir, savaşın inşaat maliyetlerini yüzde 20-25 oranında artırdığını belirterek, “Özellikle dış cephe mantolama ve petrol türevli malzemelerin kullanıldığı alanlarda maliyetler ciddi şekilde yükseldi. Nakliye giderleri de artınca enflasyon üzerinde de etkisi oluyor” dedi.
Konut Tercihleri Küçülüyor
2025 yılında ağırlıklı olarak ihtiyaç odaklı konut satışları gerçekleşirken, 2026’da vatandaşların daha küçük ve kullanışlı 1+1 ve 2+1 daireleri tercih ettiği gözlemleniyor. Aydemir, “İnşaat maliyetlerinin oda başına 1,5 ila 2 milyon TL’ye ulaşması ve alım gücündeki değişim, bu tercihi etkiliyor” ifadelerini kullandı.
Yüksek Aidatlar Şehir Dışına Yönlendiriyor
Site aidatlarının 5 bin ila 30 bin TL arasında değişmesi, vatandaşları şehir merkezine uzak ama doğayla iç içe bölgeleri tercih etmeye yönlendiriyor. Aydemir, “Önümüzdeki 5 yıl boyunca bu eğilimin artmasını bekliyoruz” dedi.
Piyasa ve Kira Fiyatları
Gayrimenkul sektöründe yeni konut üretiminin yetersiz kalması, fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı yaratıyor. Konut kredi faizlerinin yüzde 2,30–2,40 seviyelerine gerilemesi, fiyatları tekrar yükseltebilecek bir risk olarak öne çıkıyor. Türkiye’de kiracı oranının yüzde 50’ye yaklaştığına dikkat çeken Aydemir, kira fiyatlarındaki hızlı artışın asgari ücretle geçinen vatandaşlar için ciddi bir yük oluşturduğunu belirtti.
Aydemir, sektörün dengelenebilmesi için konut arzının artırılması ve yatırımcıların yeniden piyasaya yönlendirilmesinin önemine işaret etti. Ayrıca, elektronik ilan doğrulama sistemiyle fiyat manipülasyonlarının önüne geçilmesi hedefleniyor.
“Gayrimenkul almak isteyen vatandaşların önümüzdeki 3–4 aylık dönemi iyi değerlendirmesi gerekiyor. Pazarlık imkanları bu süreçte daha yüksek, ancak piyasada hareketlilik başladığında fiyatlar hızla yükselebilir” diyen Aydemir, sektörde dikkatli adım atılması gerektiğini vurguladı.