Dünyanın en yüksek yaşam standartlarına sahip, demokrasinin ve insan haklarının beşiği olarak pazarlanan İsviçre’nin yakın tarihi, Avrupa’nın göbeğinde yaşanan en büyük insanlık dramlarından birine ev sahipliği yaptı. "Verdingkinder" (Sözleşmeli/Kiralık Çocuklar) adı verilen yasal sistemle, 19. yüzyıldan 20. yüzyılın son çeyreğine kadar yaklaşık 300 bin çocuk devlet gözetiminde modern köle olarak tarlalarda ve çiftliklerde çalıştırıldı.
Kilise ve Devlet Eliyle Gelen Trajedi
Söz konusu sistem, kulağa bir Orta Çağ barbarlığı gibi gelse de tamamen resmi ve bürokratik bir zemin üzerine kurulmuştu. Yerel yönetimler ve kilise; yoksul, yetim, gayrimeşru doğmuş veya anne-babası boşanmış ailelerin çocuklarını "topluma yük" oldukları gerekçesiyle ailelerinden zorla kopardı.
Toplanan bu çocuklar; kasaba meydanlarında, tavernalarda veya kilise bahçelerinde kurulan açık artırma pazarlarında çiftçilere sunuldu. Devletin çocukların bakımı için vereceği paradan en azını talep eden ya da çocuğun emeğine karşılık en yüksek bedeli ödeyen çiftçiler, çocukları "kiralama" hakkını elde etti.
Ahırlarda Yaşam, Sistematik Şiddet ve İstismar
Çiftliklere götürülen çocukları, lüks İsviçre coğrafyasında ağır kış şartları ve tarlalarda bitmek bilmeyen mesailer karşıladı. Yaşları 4'e kadar düşen küçük çocuklar, günde 15-16 saati bulan sürelerde boğaz tokluğuna çalıştırıldı.
Eğitim hakları ellerinden alınan, toplum tarafından "günahkar ailelerin çocukları" olarak etiketlenen yüz binlerce çocuk; sistematik fiziksel şiddete, açlığa ve cinsel istismara maruz kaldı. Mağdurların yıllar sonra verdiği ifadelere göre, çocukların birçoğu evlerin ahırlarında hayvanlarla birlikte uyumaya zorlandı ve ilaç firmalarının tıbbi deneylerinde denek olarak kullanıldı.
1981 YILINA KADAR RESMEN DEVAM ETTİ
Dünya çapında kölelik ticaretinin lanetlendiği ve uluslararası insan hakları sözleşmelerinin imzalandığı dönemlerde, İsviçre bu sistemi "sosyal bir yardım programı" maskesi altında sürdürmeye devam etti. Kölelik sistemi, ancak 1981 yılında uluslararası baskılar ve yasal düzenlemeler neticesinde resmi olarak sonlandırılabildi.
Geç Gelen Günah Çıkarma
İsviçre konfederasyonu, bu kapkara lekeyle yüzleşmeyi uzun yıllar reddetti. Hayatta kalan mağdurların kurduğu derneklerin ve medyanın baskısıyla İsviçre hükümeti, ancak 2013 yılında resmi olarak özür diledi. 2016 yılında ise hayatta kalan az sayıdaki mağdur için bir tazminat fonu kuruldu.
Bugün "Medeni Avrupa" imajının arkasındaki en büyük insanlık suçlarından biri olarak kabul edilen Verdingkinder sistemi, Batı dünyasının kurumsal insan hakları söylemlerinin iki yüzlülüğünü sarsıcı bir biçimde gözler önüne seriyor.